SESSİZLİĞİN YASALAŞTIĞI YER: AFGANİSTAN

Afganistan’da insanlık dışı uygulamalar hukuka dönüştürüldü. Kölelik yasalaştı. Kız çocuklarının eğitimi yasaklandı. Vücutta kesik, iz ya da kemik kırığı bırakmadan uygulanan şiddet artık cezasız.

02 Şub 2026 - 10:08 YAYINLANMA

Yani acı görünmüyorsa, suç yok.

Yani çığlık duyulmuyorsa, hak yok.

 Yani kız çocuğuysan, gelecek yok.

Bu kararlar bir anda alınmış gibi görünse de gerçekte uzun süredir adım adım örülen bir karanlığın son perdesidir. Önce kadın kamusal alandan çekildi. Sonra sesi kısıldı. Ardından bedeni denetim altına alındı. Şimdi ise varlığı tartışmaya açıldı. Bugün Afganistan’da bir kız çocuğu olmak; hayal kurmanın suç, öğrenmenin yasak, itiraz etmenin ise tehlikeli olduğu bir dünyaya doğmak demektir.

Eğitim yasağı yalnızca bir okulun kapısına kilit vurmak değildir. Eğitim, bir insanın kaderini değiştirme ihtimalidir. O ihtimalin elinden alınması, yalnızca bugünü değil, bir neslin tamamını karanlığa mahkum etmektir. Okuma yazma öğrenmeyen bir kız çocuğu hakkını savunamaz; seçenekleri bilmeyen bir kadın, kader diye sunulana razı olmak zorunda bırakılır. İşte bu yüzden eğitim yasağı, en sistematik köleleştirilme biçimidir.

Şiddetin ‘’iz bırakmadığı sürece suç sayılmaması’’ ise insanlık tarihinin en soğukkanlı zulüm tanımlarından biridir. Bu, şiddeti inkar etmek değil; onu teknikleştirmektir. Acının hukuki tanımını daraltmak, zalime alan açmaktır. Canı yanan ama bedeni kanamayan bir insanın adalet aramayacağı bir düzen, adalet değil; organize zulümdür.

Bu noktada özellikle altını çizmek gerekir; Bu yaşananlar bir kültür meselesi değildir. Bir inanç meselesi hiç değildir.

Hiçbir kültür çocuğun geleceğini yok etmeyi, hiçbir inanç kadını köle haline getirmeyi meşrulaştıramaz. Bunlar din ya da gelenek adı altında sunulan çıplak güç gösterileridir. Ve gücün, merhametten tamamen koptuğu her yerde sonuç aynıdır: İnsanlık kaybeder.

Daha da ürkütücü olan ise dünyanın bu tabloya alışma hızıdır. Bir kaç kınama mesajı yayınlanır, birkaç haber yapılır, sonra gündem değişir. Oysa zulüm gündem değiştirmez; derinleşir. Sessizlik bu zulmün ortağıdır. Görmezden gelmek, onaylamaktır. Bugün Afganistan’da olan, yarın dünyanın başka bir yerinde ‘’normal’’ ilan edilmeye çalışılacaktır.

Kadınların köleleştirildiği, çocukların susturulduğu bir düzende hiç kimse ‘’Ben güvendeyim’’ diyemez. Çünkü zulüm sınır tanımaz; yalnızca fırsat kollar. Bugün ‘’uzak bir coğrafya’’ diyerek geçilen her adaletsizlik, yarın daha yakın bir yerde karşımıza çıkar.

Afganistan’da yaşananlar yalnızca Afgan kadınlarının ve kız çocuklarının meselesi değildir. Bu, küresel bir vicdan sınavıdır. Eğer bir yerde kadın köleleştirilebiliyorsa, başka bir yerde hakları pazarlık konusu yapılabilir. Eğer bir yerde kız çocuklarının eğitimi yasaklanabiliyorsa, başka bir yerde ‘’gereksiz’’ ilan edilebilir.

Bu yazı bir çözüm iddiası taşımıyor. Ama net bir itirazdır. Sessizliğe karşı söylenen bilinçli bir ‘’hayır’’ dır.

 Çünkü bazen en güçlü direniş, yüksek sesle söylenen bir cümleyle başlar. Ve bu cümle, en çok da susturulanlar için kurulmalıdır.

İnsanlık susmamalı. 

Kadınlar yalnız bırakılmamalı. 

Kız çocuklarının geleceği pazarlık konusu yapılamaz.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: