BU BİR GÜVENLİK AÇIĞI DEĞİL, AÇIK BİR ÇÖKÜŞTÜR

Artık kelimeleri yumuşatmanın, gerçeği perdelemenin bir anlamı yok. Kahramanmaraş’ ta bir öğretmen ve sekiz öğrenci hayatını kaybediyor. Üçü ağır olmak üzere çok sayıda yaralı öğrenciler var. Şanlıurfa ‘ da ise yine bir çok yaralı öğrencilerimiz var.

16 Nis 2026 - 18:06 YAYINLANMA

Bu bir ‘’olay’’ değildir.

Bu bir FELAKETTİR.

Ve daha da korkutucu olan şu: Bu saldırıları gerçekleştiren 14 yaşında bir çocuk bir öğrenci.

Bir diğeri ise 19 yaşında daha gençliğinin ilk baharındaydı.

Bir ülke düşünün; çocuklar okula giderken ölüyor, ve başka çocuklar o okulları kana buluyor. İşte burası artık sadece bir güvenlik sorunu değildir. Burası, devletin en temel reflekslerini kaybettiği noktadır. 

İçişleri mekanizması nerede? 

Milli Eğitim sistemi neyi koruyor? 

Bu sorular artık soyut değil, doğrudan hayatın içinden geliyor. 

Çünkü devlet dediğimiz şey, en önce çocukları korumak zorundadır. 

Ama bugün geldiğimiz noktada gerçek şu: 

Ne çocuklar korunabiliyor,

 ne okullar güvenli,

 ne de toplum kendini güvende hissediyor.

 Ve şimdi herkesin dilinde dolaşan o korkutucu gerçek: Sosyal medyada, bu saldırıların devam edeceğine dair söylentiler yayılıyor. İşte bu söylentiler bile tek başına bir alarmdır.

Çünkü güçlü bir devlet, söylentiyle sarsılmaz. Güçlü bir sistem, paniğe teslim olmaz. Ama zayıf bir yapı, söylentiyle bile dağılır. 

Bugün toplumun yaşadığı şey tam olarak budur: 

GÜVENSİZLİK. 

Ve bu güvensizliğin adı açık: 

YÖNETİM ZAAFI. 

Güvenlik, olay olduktan sonra açıklama yapmak değildir. Güvenlik, o olayın hiç yaşanmamasını sağlamaktır. 

Eğer 14 yaşında bir çocuk ve 19 yaşında bir genç bu tür saldırıları gerçekleştirebiliyorsa, burada sadece güvenlik açığı yoktur. Burada eğitim sisteminde, aile yapısında ve devlet denetiminde derin bir boşluk vardır. 

Ve yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz: LİYAKAT. 

Bu ülke yıllardır bunu konuşuyor ama bedelini her geçen gün daha ağır ödüyor. 

Liyakat yoksa ;

tehditler ciddiye alınmaz.

Liyakat yoksa; önlem alınmaz.

Liyakat yoksa; krizler yönetilemez. 

Ve sonuç? 

Hayatını kaybeden çocuklar… 

Yaralı öğrenciler… 

Yıkılan aileler… 

Bugün bu ülkede artık kimse ‘’bu nasıl olur?’’ diye sormuyor. Çünkü herkes cevabı biliyor ama kimse yüksek sesle söylemek istemiyor. 

Bu bir ihmaldir.

 Bu bir zafiyettir.

 Bu bir yönetim problemidir.

Ve en tehlikelisi şu: Eğer bu tablo karşısında gerçek bir sorumluluk alınmazsa, bu yaşananlar son olmayacak. Çünkü sorun tek bir olay değil. Sorun, o olayı mümkün kılan sistemdir.

 Artık şu sorular ertelenemez:

Okullar neden korunamıyor? 

Çocuklar neden bu kadar kolay şiddetin parçası haline geliyor?

 Tehditler neden önceden engellenemiyor? 

Ve bu sistem gerçekten ehil eller tarafından mı yönetiliyor? 

Bu soruların cevabı verilmeden, hiçbir açıklama bu toplumun içini rahatlatamaz. 

Unutmayın:

Bir ülkede çocuklar ölüyorsa, orada hiçbir şey yolunda değildir. 

Ve eğer çocuklar çocukları öldürüyorsa… 

Orada sadece güvenlik değil, gelecek de çökmüştür.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: