6 Şubat 2023: Asrın Felaketi — Deprem ve Devlet

Bugün, 6 Şubat depreminin üçüncü yıl dönümünde; yitirdiklerimizi derin bir hüzün ve saygıyla anıyoruz. Kaybettiklerimizin isimleriyle, yüzleriyle ve geride kalan acılarıyla birlikte hafızamızda yaşayacaklar; 6 Şubat 2023: Türkiye'nin belleğine kazınan tarihlerden biri oldu. O gece kayaların, toprakların, duvarların altında kalan hayatlar sayıyla ifade edilemeyecek kadar büyük bir acı bıraktı. Evleri, kentleri, hayatları yerle bir eden bu deprem, sadece doğanın değil; yılların ihmali, yanlış politika ve çürümüş yönetimin de bir sonucu olarak karşımızda duruyor. Siyasetçilerin kulaklarında çınlaması gereken tek cümle şu: Bu kayıpların sorumluluğunu sadece fay hatlarına yükleyemeyiz.

06 Şub 2026 - 09:52 YAYINLANMA

Bu ülke bitmeyen imar affı uygulamaları, denetimsizlik, rant odaklı şehirleşme politikaları ve yerel-uluslararası inşaat lobileriyle uzun yıllardır riskleri büyüttü. İnşaat ruhsatı, ekspertiz raporu, yapı denetimi kağıt üzerinde yürütülen bir işleve dönüştü; malzeme kalitesi, temel güvenlik standartları ve denetimlerin bağımsızlığı ise sahte belge sayıları kadar önemsenmedi. Sonuç? Binlerce bina kısa sürede enkaza döndü. Binlerce aile evsiz kaldı. Binlerce insanın hayatı geri dönülmez biçimde değişti.

 Siyasi dilimizi sertleştirmeden önce gerçeklerle yüzleşmeliyiz: Eğer kentsel dönüşüm projeleri doğru planlansaydı, imar affı politikaları ticari karı değil insan hayatını önceliklendirip etkin bir denetim mekanizmasıyla uygulanmış olsaydı, eğer belediyelerin ve merkezi idarenin denetim kurumları siyasetten bağımsız, liyakat esaslı ve şeffaf çalışsaydı — kayıplarımız çok daha az olabilirdi. Bu, acı bir itiraftır; ama itiraf olmadan değişim mümkün değildir.

Siyasilerimize, bu ülkenin karar vericilerine açıkça söylemek istiyorum: Artık duygusal taziye mesajları yetmiyor. Sert sözlere, soruşturmaların hızlıca açılmasına, hesap sormaya ve en önemlisi somut değişime ihtiyacımız var. Seçim konuşmalarında söylenen "güvenli konut" vaatleri, deprem gerçeğiyle sınandığında boşa düştü. Sizi bu vaadi yeniden ve gerçekten yerine getirmeye çağırıyoruz.

 Ne yapılmalı? Somut, zamanlı ve izlenebilir adımlar gerekiyor:

 1. Bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yoğunlaştırılmalı: Parlamento ve bağımsız hukuk kurumları ortak bir komisyon kurmalı; yıkılan yapıların ruhsat süreçleri, yapı denetim kayıtları, imar affı kararları ve kamu ihaleleri derinlemesine incelenmeli. Şeffaflık ilkesiyle elde edilen bulgular kamuoyuyla paylaşılmalı.

2. Yapı denetimleri ve ruhsat süreçleri acilen yeniden yapılandırılmalı: Belediye ve merkezi kurumların yetkileri netleştirilmeli; yapı denetimi tamamen bağımsız, denetçi kaydı merkezileştirilmeli; sahte belge düzenleyen ve denetim suistimali yapanlara caydırıcı cezalar getirilmeli. 

3. Kentsel dönüşüm ve yer seçim politikası insan odaklı olmalı: Rant amaçlı değil, bilimsel risk haritalarına dayalı kararlarla yapılacak yer değişimleri ve kentsel dönüşümler mülkiyet haklarını koruyan adil tazminat paketleriyle birlikte yürütülmeli. Yerinden edilme sürecinde yurttaşların katılımı ve psikososyal destek sağlanmalı.

 4. Afet yönetimi ve acil müdahale kapasitesi güçlendirilmeli: AFAD, belediyeler ve sivil toplum arasındaki koordinasyon yeniden kurgulanmalı; yerel kapasitenin güçlendirilmesi için kaynak aktarımı ve eğitimler süreklilik kazanmalı. Ulusal düzeyde bir afet lojistik ve gönüllü yönetim sistemi kurulmalı.

5. Sigorta ve mali sistem reformu: DASK gibi kurumlar güçlendirilmeli; zorunlu sigorta kapsamı, ödeme kapasitesi ve hızlı tazminat mekanizmaları yeniden düzenlenmeli. Devletin, özel sektörün ve uluslararası kaynakların entegrasyonu ile yeniden kurulum süreçleri hızlandırılmalı.

 6. Uzun vadeli kentsel planlama: İmar planları deprem riskleri, altyapı dayanımı ve iklim değişikliği etkileri göz önüne alınarak güncellenmeli. Yeni yatırımlar öncelikle sağlam altyapı ve sürdürülebilir enerji/ulaşım ağlarına yönlendirilmeli.

7. Hesap verebilirlik kültürü: Siyaset, bürokrasi ve özel sektör arasında net bir hesap verme mekanizması kurulmalı. Yöneticilerin kararları ve uygulamaları saydam olmalı; yolsuzlukla mücadele, sadece slogan değil, uygulamada görülen bir gerçek olmalı. 

Bunlar politik tercihlerdir; bedeli olan tercihlerdir. Toplum kaynaklarının adil dağılımını, yapı güvenliğini ve insan yaşamını önceliklendiren politikalar kısa vadede zorluklar getirebilir. Ancak unutmayın: Kaybettiğimiz hayatların telafisi yok. Yarınların kararı bugünkü cesur tercihlerinizdir. Siyasetçiler, sizin elinizde iki yol var: Eyvah diyerek gelip geçen liderler gibi davranmak veya sorumluluğu yüklenip gerçek, kalıcı ve izlenebilir değişiklikler yapmak. Bu ülkenin oyunu kazanmak için verilen her siyasi söz, insan hayatından daha değerli değildir. Acının canlı olduğu bugün, tarihin vicdanı sizden hesap soracaktır. Yapmanız gereken; laf değil iş üretmek, somut adımlar atmak ve her şeyden önce insanı merkeze koymaktır. 

Artık kelimeler değil, icraat konuşmalı. Bir daha aynı acıyı yaşamamak için kimin ne yaptığını bilmeye, hesap sormaya ve yeni bir yol inşa etmeye hazır olun. Halkın yasını hafifletmenin tek yolu budur. Bu acının tekrar yaşanmaması için hatırlamak ve hesap sormak da bizim görevimizdir, aynı zamanda sorumluluk talebinin de ifadesidir. Sessiz saygıyla anıyor; onların anısını onurlandıracak gerçek ve kalıcı değişiklikleri talep etmeye devam edeceğimizi yineliyoruz.

 Vefat eden yurttaşlarımızın yakınlarına başsağlığı, yaralananlara acil şifalar; evsiz kalan, yeniden kurmaya çalışan tüm yurttaşlarımıza sabır diliyoruz.

Başımız Sağ Olsun…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: