HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Faiz sadece enfasyonun değil, toplumsal çürümenin de sebebidir

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partsinin Elazığ 5. Olağan İl Kongresinde yaptğı konuşmada, faizin sadece enfasyonun değil, işsizliğin ve toplumsal çürümenin de sebebi olduğunu vurgulayarak “Terörsüz Türkiye” süreci gibi "Faizsiz Türkiye" sürecinin başlatlması çağrısında bulundu. Elazığ İl Başkanlığı tarafndan "Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet" sloganıyla düzenlenen 5. Olağan İl Kongresi’ne katlan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, mevcut ekonomi politkalarını ve bütçe görüşmelerini eleştrerek, yüksek faiz oranlarının piyasaları kilitlediğini ve toplumsal adaletsizliği derinleştrdiğini belirt. Bünyamin Eroğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen kongre, Kur’an-ı Kerim tlavetyle başladı. Part çalışmalarını içeren sinevizyon gösterimiyle devam eden kongrede, divan kurulunun oluşturulması, mali ve faaliyet raporlarının okunmasının ardından seçim maddesine geçildi. Kongrede partlilere ve halka hitap eden HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Terörsüz Türkiye” süreci, Kürt Meselesi, ekonomi politkaları ve faiz sorunu, emekli maaşları, asgari ücretn yasal tanımı, aile yapısının korunması, sivil anayasa ihtyacı ve Gazze'deki insanî dram gibi önemli konularda değerlendirmelerde bulundu.

24 Eki 2026 - 18:01 YAYINLANMA
HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Faiz sadece enfasyonun değil, toplumsal çürümenin de sebebidir

“İnsan merkezli siyaset benimsedik” İnsan merkezli bir siyaset benimsediklerini ve adalet yeniden tesis etmeyi birinci öncelikli hedeferi olarak ilan etklerini dile getren Yapıcıoğlu, “2012 yılında ‘Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet” şiarıyla yola çıktk; ‘Önce İnsan, Öncelik Adalet’ dedik. İnsan merkezli bir siyaset benimsedik, adalet yeniden tesis etmeyi öncelikli hedefmiz olarak ilan etk.” dedi. “Siyasetn gayesi insanın haysiyetni korumak olmalıdır” İnsanın yaratlmışların en değerlisi olduğunun altnı çizen Yapıcıoğlu, “Siyasetn gayesi de insanın haysiyetni korumak, hangi dine mensup olursa olsun, anadili ne olursa olsun insanların canını, malını, dinini, aklını, neslini muhafaza etmek olmalıdır.” ifadelerini kullandı. “Asıl başarı istkamet üzere kalabilmektr” Siyaset sahasında bulundukları ilk günden bugüne “Önce İnsan, Öncelik Adalet” ve “Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet” şiarlarından hiçbir şart altnda taviz vermediklerini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Yaradılış gayemizi ve siyaset yapma gerekçemizi unutmadık. Bizim ölçümüz şudur: Asıl başarı istkamet üzere kalabilmektr. Bizim davamız bir koltuk davası değildir; mal yığma, makam sahibi olma davası değildir. Bizimki bir hizmet yarışıdır, Rabbimizin rızasına nail olmak için çalışma, hiçbir karşılık beklemeksizin milletmize hizmet etme gayretdir. Bizim kongrelerimizde kavga olmaz, görevi devredenler küsüp oturmaz. Bizde şoför koltuğundan kalkan arabadan inmez. Zira biliyoruz ki Allah indinde en büyük payı en yüksek makamda oturan değil, görevini en iyi yapan alır. Rabbim hepimizi omuzladığı sorumluluğun hakkını verenlerden eylesin.” diye konuştu. “Yaradılış gayesini unutmayan kul hakkıyla Rabbinin huzuruna çıkmaktan korkar” Dünya hayatnın mevki yükseltmek veya servet yığmak için harcanmayacak kadar değerli olduğunu, ahiret hayatnın ise uğrunda hayat feda edecek kadar büyük bir değer taşıdığını ifade eden Yapıcıoğlu, şunları söyledi: “Bizler iki dünyalı insanlarız. Bu dünyanın hayat, mevki ve makam yükseltmek, servet yığmak için harcanmayacak kadar değerlidir. Öte tarafaki dünya ise çok daha değerlidir, uğrunda hayat feda edecek kadar değerlidir. Yaradılış gayesini unutmayan iki dünyalı insan, kul hakkıyla Rabbinin huzuruna çıkmaktan korkar. Siyaset mal, makam ve mevki elde etmek, şöhret olmak, servet yığmak için yapanlarla aramızdaki fark buradan başlıyor.” “Adaletn tesisi birinci öncelikli hedefmizdir” Adaletn tesisini birinci ve öncelikli hedeferi olarak gördüklerini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Evet, ‘Önce İnsan, Öncelik Adalet’ dedik. Adaletn tesisi birinci öncelikli hedefmizdir. Çünkü adalet bütün peygamberlerin gönderiliş gayesidir ve asla taviz verilemeyecek mutlak bir ilahi emirdir. Adalet her şeyi yerli yerine koymak, her hak sahibine hakkını tastamam ve zamanında vermektr. Adaletn karşısında mevki ve makamın, servet ve şöhretn bir kıymet yoktur.” dedi. “Garip suç işlediğinde cezalandırıp suç işleyen nüfuzlu ise himaye etmek toplumsal çürümeyi getrir” Adaletn herkese lazım olduğunun altnı çizen Yapıcıoğlu, şöyle konuştu: “Garip suç işlediğinde cezalandırıp suç işleyen nüfuzlu ise himaye etmek toplumsal çürümeyi getrir. Adalet herkese lazımdır, herkes onu gerçekleştrmek için çaba sarf etmek zorundadır. Bütün meselelerimizi adalet temelinde ele almak, bütün sorunlarımıza adalete uygun çözümler bulmak konusunda bizler elimizden gelenin en iyisini yapma gayretndeyiz.” Konuşmasının devamında “Terörsüz Türkiye” sürecine de değinen Yapıcıoğlu, asırlık Kürt Meselesi’nin de adalet temelinde çözümü için bir gayret gerektğini ve iç cephenin tahkim edilmesinin ertelenemez bir zaruret olduğunu vurguladı. “Raporumuzda şiddet sorunu ile Kürt Meselesi’ni birbirinden ayırdık” Geçtğimiz yıl Meclis’te “Terörsüz Türkiye, Demokrasi ve Kardeşlik Komisyonu”nun kurulduğunu hatrlatan Yapıcıoğlu, bu komisyonun 21 toplantda yüzden fazla kişi ve kurum temsilcisini dinlediğini bildirerek şöyle devam et: “Komisyona üye veren partler kendi raporlarını hazırlayıp Komisyon Başkanlığına verdiler. Bu raporları okuyanlar takdir edecektr ki en sağlam, en tutarlı, en etrafı ve ayağı yere basan raporlardan biri HÜDA PAR’ın raporudur. Raporumuzda şiddet sorunu ile Kürt Meselesi’ni kesin çizgilerle birbirinden ayırdık. Dileyen partmizin resmi internet sayfasından veya Meclis Komisyonu’nun sayfasından hem bizim hem diğer partlerin raporlarını okuyabilir. Partlerin raporları birleştrildi ve Komisyonun ortak raporu olarak Meclis’e sunuldu. 12 maddelik bir çerçeve yasa 467 gibi tarihî bir destekle Meclis’ten geçt.” “Asırlık Kürt Meselesi adalet ve kardeşlik temelinde çözüme kavuşacak” Asırlık Kürt Meselesi’nin adalet ve kardeşlik temelinde çözüme kavuşacağını belirten Yapıcıoğlu, “İnşallah silah devreden çıkacak, siyaset konuşacak ve kardeşlik kazanacak. Silah devreden çıkınca meselemizi adalet temelinde çözmek için uygun zemin oluşacak ve inşallah asırlık Kürt Meselesi adalet ve kardeşlik temelinde çözüme kavuşacak.” dedi. “Çözümün üç temel şart: Sağlam irade, cesaret ve samimiyetr” Yapıcıoğlu, “Bize göre çözümün üç temel şart vardır: Birincisi sağlam bir iradedir: Bunu halledilmesi gereken bir mesele olarak kabul ediyor muyuz? Cevap evetse irade vardır. İrade sağlam olmalı ve karşılaştğı en küçük engelde sarsılmamalı. Çerçeve yasanın 467 oyla kabul edilmesi bu iradeyi daha da sağlamlaştrmıştr. İkincisi cesaretr: Kınayıcıların kınamasından korkmadan meselenin üzerine gitmek, onunla yüzleşmek, teşhisi doğru yapmak gerekir. Üçüncüsü samimiyetr: Meseleyi parçalara bölüp ‘benim açımdan önemli kısmı çözülsün, gerisi olmasa da olur’ demek samimiyet değildir. Samimiyet, meseleyi bütüncül ele almak ve ‘memleket kazanacaksa, millet kazanacaksa ben kaybetmeye hazırım’ diyebilmektr.” ifadelerini kullandı. “Şiddet ve silah herkese zarar verdi” Süreci provoke edenlerin, alaya alanların ve kan akması üzerinden kendi yelkenlerini şişirmek isteyenlerin olacağını ama bunların azınlıkta kalacağına dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Şunu bilelim. Şiddet ve silah herkese zarar verdi. Herkese zarar veren bir şey sonlandığında ise tabiatyla herkes kazançlı çıkacaktr.” hususuna vurgu yapt. “Hedef kardeşlik hukukunun yeniden tesisidir” Kardeşliğin edebiyatnı yapmakla yetnilemeyeceğini ve kardeşlik hukukunun da adalet temelinde tesis edilmesi gerektğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Hedef sadece şiddetn bitmesi değil, kardeşlik hukukunun yeniden tesisidir. İş sadece şiddet parantezinin kapanmasıyla bitmiyor. Kardeşliğin edebiyatnı yapmakla yetnemeyiz; kardeşlik hukukunun da adalet temelinde tesis edilmesi gerekiyor. Kardeşliğin hukuku tesis edildiğinde adalet her tarafa yayılacak, birlik sağlamlaşacak, toplumsal dayanışma güçlenecek. Gerçek manada kardeş olursak, bir ve beraber olursak memleketn her sorununun üstesinden geliriz; daha önce geldik, bundan sonra da gelebiliriz. Tarihimiz buna şahitr. Malazgirt ruhunu, Çanakkale ruhunu yeniden kuşanmalıyız.” çağrısında bulundu. “Bütçede aslan payı yine faizin olacak” Vatandaşın birinci öncelikli gündeminin ekonomi olduğunu belirten Yapıcıoğlu, mevcut ekonomi politkalarını ve bütçe tercihlerini eleştrerek, “2027 yılı Bütçe Görüşmeleri TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda başlandı. Bütçede aslan payı yine faizin olacak. 2026 Bütçesinde vergi gelirlerimizin yüzde 19,87’si faize ayrılmışt. 2027 bütçesinde bu oran biraz daha yükselecek: yüzde 19,97, yuvarlak hesap yüzde 20 ve 2026 bütçesinde faiz giderlerinin 2 trilyon 742 milyar olacağı öngörülüyordu, tahminler tutmadı. Bu rakam 2 trilyon 825 milyara çıkacak. 2027 bütçesinde ise faize ayrılan para 3 trilyon 975 milyar, yaklaşık 4 trilyon.” dedi. “Sömürü düzeninden çıkmak lazım” Kapitalizmin sömürü düzeni olduğunun altnı çizen Yapıcıoğlu, “Kalabalıklar çalışır, üç beş tefeci servet aralarında paylaşır.  Kapitalizmin özünde servet yığıp para satmak vardır. Bizim inancımıza göre para satlacak bir meta değildir, alışverişi kolaylaştrmak için üretlmiş bir araçtr. Kapitalist düzende hiçbir şey üretmeyen asalaklar, yığdıkları parayı satarak milyarlarca insanın emeğini çalıyor, alın terini yağmalıyor, geleceğini ipotek altna alıyor. Sistemin kötülüğü anlaşılmadan sistemin uygulayıcılarına saldırmak hiçbir şeyi değiştrmez; biri gider, bir başkası gelir. Ray aynı, tren raydan ayrılamıyorsa makinist değişse ne olur? Makas değişikliği yapmak, şu sömürü düzeninden çıkmak lazım.” “Terörsüz Türkiye’ süreci gibi bir de ‘Faizsiz Türkiye’ süreci başlatalım” Faizi bütün iktsadi hastalıkların anası olarak niteleyen Yapıcıoğlu, şunları aktardı: “Faiz sadece enfasyonun değil; işsizliğin, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve toplumsal çürümenin de sebebidir. Teröre kaç trilyon harcadığımızı konuşuyoruz; peki son 40 yılda faize ne kadar harcadık? Son 23 yılda ödenen faiz miktarı 743 milyar dolar olarak hesaplanmaktadır. Bugünkü kur üzerinden hesaplarsak 2027 bütçesinde faiz için ayrılan para yaklaşık 80 milyar dolar. Gelin bu ekonomik terörü de bitrelim. Gelin ‘Terörsüz Türkiye’ süreci gibi bir de ‘Faizsiz Türkiye’ süreci başlatalım, ayağımızı yorganımıza göre uzatalım.” “Bugün faizden geçinenler hariç herkes şikâyetçi” Faizin yükseltlerek enfasyonun düşürülemediğini, aksine piyasanın daraldığına dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Faizler yüzde 8,5’tan yüzde 50’ye çıkarıldı. Bununla TL değerlenecek, piyasadan para çekilecek, sıkı para politkasıyla enfasyon düşürülecekt. Ama 2023 Haziran ayında %38 olan enfasyon, yüzde 70’lere frladı. Üç yıl sonra enfasyon eski seviyesinin biraz altna düşünce de kimse bunu büyük bir başarı gibi pazarlamaya kalkmasın. Bugün faizden geçinenler hariç herkes şikâyetçi. Faiz sünger gibi parayı emdi, esnaf çekini ödeyemiyor, tüccar konkordato ilan ediyor, fabrika işçi çıkarıyor, milletn cebinde alışveriş yapacak para kalmadı. Bunu yapanlar enfasyonun sebebinin fazla talep olduğunu sandılar; asıl sebebin maliyetlerin yüksekliği olduğunu hesaba katmadılar.” diye konuştu. “Emekliler temel insani ihtyaçlarını görecek imkâna sahip değil” Emeklilerin ve dar gelirlilerin durumunun artk sürdürülebilir olmadığının altnı çizen Yapıcıoğlu, “Bu ülkede 17,1 milyon emekli var ve bu insanlar temel insani ihtyaçlarını görecek imkâna sahip değil. Bir ömür çalışmış, bu memlekete emek vermiş insanlardan söz ediyoruz.” dedi. Asgari ücretn ise tek bir kişinin dahi hayatnı idame etrmesi için yeterli olmadığına dikkat çeken Yapıcıoğlu, dört kişilik bir aile için bu ücretn bir utanç vesilesi olduğunu vurgulayarak, bu tablonun artk sürdürülemez bir aşamaya geldiğini söyledi. “En düşük emekli maaşı asgari ücretn altnda olamaz” Bir dönem asgari ücretn üzerinde maaş alan emeklilerin maaşlarının asgari ücretn çok altna düştüğünü belirten Yapıcıoğlu, “Bunun için kanun teklif verdik: En düşük emekli maaşı asgari ücretn altnda olamaz.” diye konuştu. “Asgari ücret açlık sınırının altnda olmamalı” Asgari ücretn tanımına da itraz etklerini bildiren Yapıcıoğlu, “O tanımda sadece işçi var, işçinin ailesi yok. Gelin asgari ücretn tanımına işçinin bakmakla yükümlü olduğu ailesini de ekleyelim. Bugün tek bir kişinin geçinmesi için 50 bin lira gerekiyor, asgari ücret bunun yarısından biraz fazla. Asgari ücret açlık sınırının altnda olmamalı; en azından dört kişilik bir ailenin gıda harcamasına yetmeli, en düşük emekli maaşı da buna eşitlenmeli.” “Para için insanları yavaş yavaş ölüme sevk etmek en kötü cinayet biçimidir” Üzerinde ciddiyetle durulması gereken hususlardan birinin de uyuşturucuyla mücadele olduğunun altnı çizen Yapıcıoğlu, şöyle konuştu: “Uyuşturucuyla mücadelede neşter vurulması gereken yaralarımızdan biri işin içindeki kamu görevlileridir. Bir belediyede yapılan teste 213 çalışanın 129’unda uyuşturucu test pozitf çıkmışt; bu yüzde 60’ın üzerinde bir orandır ve korkunç bir tablodur. Bir adliyede adli emanete teslim edilen ve imha edilmesi gereken uyuşturucular el altndan yeniden satldı, sorumlu tutuklandı. Başka bir ilimizde içinde bir cumhuriyet savcısının ve narkotk şubede çalışan polis memurlarının bulunduğu bir şebeke ortaya çıkt. Hırsız evden olursa kapı kilit tutmaz. Para için insanları yavaş yavaş ölüme sevk etmek en kötü cinayet biçimidir. Bu yüzden kanun teklifmizi verdik: Uyuşturucu tcaretne karışan kişi kamu görevlisi ise cezası katlansın. Ayrıca uyuşturucuya müptela olmuş biri, tedavi olup kurtulmadan kamuda görevlendirilmemelidir.” “Aile yoğun bir saldırı altndadır” Ailenin yoğun bir saldırı altnda olduğunu ve aileyi güvence altna almanın yolunun sapık akımlarla mücadele etmekten geçtğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Ahlaksızlık ve sapıklıkla mücadele en öncelikli konularımızdandır. Aileyi güvence altna almanın yolu bu sapık akımlarla mücadele etmekten geçiyor. Aile yoğun bir saldırı altndadır ve biz bunu partyi kurduğumuz ilk günden beri söyledik. Sesimiz on yıl sonra duyuldu ama hâlâ aileyi koruyacak somut tedbirler yeterince alınmış değil. Sapıklığın propagandası serbestçe yapılabiliyorsa, ahlaksızlık bir özgürlük gibi pazarlanabiliyorsa orada ne aile korunabilir ne kadın korunabilir ne de nesil korunabilir. Bizim önceliğimiz olan hususlardan biri de bu mücadeledir.” şeklinde konuştu. “Aile hakemliği müessesesi kurulmalıdır” Dağılan her ailenin bir toplumsal kayıp olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, aile içi uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan önce çözülmesi amacıyla “aile hakemliği” müessesesinin kurulması çağrısında bulundu: “Aile kurumunu korumak ve ayakta tutmak zorundayız. Dağılan her aile bir toplumsal kayıptr. Sarsınt geçiren evlilikler için bir arabuluculuk mekanizması, yani bir aile hakemliği müessesesi kurulmalıdır. Anlaşmazlık doğrudan mahkeme kapısına taşınmadan önce, tarafarın hakemler eliyle uzlaştrılabileceği bir aşama olmalıdır. Kurtarılabilecek pek çok yuva, bugün bu aşama olmadığı için dağılıyor.” Gençlerin evlenemediğini ve verilen desteklerin ise hem düşük olduğunu hem de kredi olarak sunulduğunu belirten Yapıcıoğlu, gençlere verilen desteklerin kredi olarak değil, çeyiz yardımı şeklinde hibe edilmesini önerdi. “Aileyi somut imkânlarla destekleyelim” Aileyi güçlendirmek ve çocuk sayısını artrmak için üç veya daha fazla çocuk sahibi ailelere ev ve araba imkânı sağlanması yönündeki önerilerini yineleyen Yapıcıoğlu, “Aileyi güçlendirmek ve çocuk sayısını artrmak gerçekten isteniyorsa lafa değil, somut imkânlarla destekleyelim. Teklifmiz şudur: Üç veya daha fazla çocuk sahibi ailelere ev ve araba imkânı sağlansın. Bu ailelere kuraya girmeden doğrudan TOKİ konutu verilsin; önemli bir kısmı hibe edilmiş bir ev imkânı sunulsun. Araç alımında ise ÖTV’siz araba hakkı tanınsın. O zaman kendisine bile yetmeyen bir ücretle evlenmekten korkan gençlerin nasıl cesaretlendiğini göreceksiniz.” dedi. “Bu milletn yeni bir anayasaya ihtyacı var” 1982 Darbe Anayasası'nın milletn ayağındaki bir pranga olduğunu ve “Türkiye Yüzyılı” iddiasının bu darbe anayasasıyla gerçekleşemeyeceğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Bu milletn yeni bir anayasaya ihtyacı vardır. İhtyacımız olan şey Avrupa’dan tercüme edilmiş bir metn değil; tamamen milletn kendi değerleriyle uyumlu, sivil bir anayasadır. Bu anayasada inancıyla, değerleriyle ve farklılıklarıyla çatşmayan bir devlet anlayışı anayasal güvence altna alınmalıdır. Vatandaşını inancından dolayı tedirgin eden, kimliğinden dolayı yok sayan bir devlet anlayışı bu yüzyılda ayakta kalamaz. Bu anayasayı biz yapacağız.” şeklinde konuştu. “Gazze’de soykırım devam ediyor” Sözde ateşkes sürecine ve kağıt üzerindeki anlaşmalara rağmen Gazze'de işgalin, saldırıların ve insani krizin sürdüğüne dikkat çeken Yapıcıoğlu, şöyle konuştu: “Gazze’de açlık krizi var. Açlık ve yetersiz beslenme oranları ‘felaket düzeyinde’ ve 28 bini hayat tehlike altnda olmak üzere 158 bin çocuk akut yetersiz beslenme sorunu yaşıyor. Hamile kadınlar beslenemedikleri için düşük yapıyorlar. Yaşlıların yüzde 11’i gününü tek bir öğün yemek yemeden geçiriyor.” “Siyonizm küresel bir tehditr” Siyonizmi mutlak kötülük olarak nitelendiren Yapıcıoğlu, “Siyonizm küresel bir tehditr. Bugün zulmün cisimleşmiş hâli siyonizmdir. Siyonizm kötülük yapmıyor, bizzat kendisi kötülüktür; çünkü kendisi gibi olmayan insanı insan bile saymaz. Ateşkes imzalandığı hâlde her gün öldürmeye devam ediyorlar; anlaşmaya göre her gün 600 kamyon yardım malzemesi Gazze’ye gönderilecekt, sözler tutulmadı, garantörler bir şey yapmıyor veya yapamıyor. Yeterli gıda girişi sağlanmazsa çocuklar açlıktan ölmeye başlayacak. Önümüz kış ve yıkılan evleri imar için inşaat malzemesi gerekli. İş makinalarının Gazze’ye girişi engellendiği için enkaz altnda kalan şehit cenazeleri çıkarılamıyor.” diye konuştu. “Gazze dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevrildi” Siyonizmin bütün insanlığa ve insani değerlere savaş açtğının altnı çizen Yapıcıoğlu, “Bütün insanlık tehdit altndadır. Öyleyse bütün insanlık bu tehdidi bertaraf etmek için harekete geçmelidir. Soykırım şebekesinin kural, hukuk, ilke ve sınır tanımayan politkalarına dünyadan gereken tepki gösterilmiyor. Gazze dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevrildi ve orada uçurtmalar bile tehdit olarak görülüyor. Bu olay tek başına bile Bat’dan insafa gelmelerine beklememiz gerektğini göstermeye yetyor.” dedi. “Müslümanlar bir araya gelmeli ve safarı sıklaştrmalıdır” “Hepimizin ortak düşmanı olan siyonizmin bu pervasızlığının sebebi, çok güçlü olması değildir; İslam Ümmet’nin dağınıklığıdır” diyen Yapıcıoğlu, “Şarkın sevgili sultanı Selahaddin’in belirtği gibi ‘dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.’ En ilkel topluluklar bile hariçten bir saldırı olduğunda iç ihtlafarını bir kenara bırakırlar. Bize lazım olan şahsiyetli bir dış politka ve İthad-ı İslam’dır. Müslümanlar bir araya gelmeli ve safarı sıklaştrmalıdır.” çağrısında bulundu. “İslam birliği kurulmalı” Bütün İslam ülkelerinin kendi aralarında İslam birliğini kurması ve hep birlikte küresel adaletsizliğin karşısında durması gerektğini belirten Yapıcıoğlu, şunları dile getrdi: “Bizim inancımızın temeli tevhit ve adaletr. Öyleyse bütün İslam ülkeleri kendi aralarında İthad-ı İslam’ı yani İslam birliğini kurmalı ve hep birlikte küresel adaletsizliğin karşısında durmalıdır. Bu meyanda Mekke İtfakı üç ülkeyle sınırlı kalmamalı bütün İslam ülkeleri bu çatnın altnda toplanmalıdır. Bu itfak İslam Ümmet’nin birliğinin temeli olmalı; yeni ayrışmalar ve çatşmaların sebebi olmamalıdır.” “HÜDA PAR çok daha güçlü olarak memlekete hizmet edecek”Elazığ’da en son gerçekleştrilen 2024 yerel seçimlerinde oylarını 2014 seçimlerine göre 5 kat, 2018 milletvekili seçimlerine göre ise yaklaşık iki kat artrdıklarını belirten Yapıcıoğlu, “Bu başarının kahramanları siz değerli teşkilat mensuplarımızsınız. Bu tablo sizin emeklerinizle ortaya çıkt. Bu vesileyle emeği geçen bütün kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum. Allah’ın izniyle katlaya katlaya devam edeceğiz. "Basın bize çok yer vermiyor olabilir ama en iyi kendini tanıtma yolu birebir temastr. Kapı kapı gezerek partnizi tanıtn. Hemşerileriniz sizin bu sıcaklığınızı ve samimiyetnizi gördüğünde HÜDA PAR çok daha güçlü olarak memlekete hizmet edecek.” Sadece seçim zamanı ortaya çıkan bir part olmadıklarının altnı çizen Yapıcıoğlu, “Ama bundan sonra çalışmalarımız hızlanacak. Bu kongrenin hemen ardından kapı kapı dolaşacak, halkımızın derdini dinleyecek ve ehl-i kıble ile hayırda yarışacağız.” dedi. “HÜDA PAR  öze ve ftrata dönüş hareketdir” HÜDA PAR’ın bir öze ve ftrata dönüş hareket olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: “Daha part programımızı yazdığımız günlerde söyledik: İnsanın ftratna sui niyetle yapılan müdahaleler sonucunda kaybeden, bir bütün olarak insanlık olmuştur. O kaybı geri çevirmenin yolu öze dönüştür, ftrata dönüştür. İşte HÜDA PAR  ‘öze ve ftrata dönüş hareketdir.’ Biz, özümüze döneceğiz, kendimiz olacağız ve bu zillet hâlinden kurtulacağız. Ama sadece kurtulmakla kalmayacağız; kurtuluş ümidi gözleyen bütün mazlumların da kurtuluş ümidi hâline geleceğiz.” Metn Suiçer güven tazeledi Tek liste ile gidilen seçimde mevcut başkan Metn Suiçer, tüm delegelerin oyunu alarak yeniden HÜDA PAR Elazığ İl Başkanlığı’na seçildi.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: