DEVA Partili Karal’dan TÜİK’in beyin göçü verilerine tepki: “TÜİK rakamlarıyla acı gerçeği ortaya koydu: Türkiye en nitelikli gençlerini kaybediyor!”
“Tam burslu üniversite mezunlarında beyin göçü yüzde 8,6’ya çıktı. Moleküler biyoloji ve genetikte yüzde 13,1, işletme mühendisliğinde yüzde 13. Türkiye yetiştiriyor, başka ülkeler kazanıyor!”DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistiklerini değerlendirerek, Türkiye’nin özellikle bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında yetiştirdiği nitelikli insan kaynağını giderek daha fazla kaybettiğine dikkat çekti. Yükseköğretim mezunlarında beyin göçü oranının bir yılda yüzde 2’den yüzde 2,2’ye yükseldiğini, tam burslu vakıf üniversitesi mezunlarında ise yüzde 8,6’ya ulaştığını belirten Karal, “Bu rakamlar sıradan bir göç istatistiği değildir. Ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz, bilimde, teknolojide, üretimde Türkiye’yi ileriye taşıyacak gençlerimizin başka ülkelerde gelecek aradığının göstergesidir. Üstelik bu tabloyu ortaya koyan muhalefet değil, devletin resmi istatistik kurumu TÜİK’tir. Ne yazık ki Türkiye’nin en kıymetli sermayesi olan yetişmiş insan gücümüzü kaybediyoruz” dedi.
“10 yılda yüzde 37,5 artış: beyin göçü artık gelecek meselesidir” DEVA Partili Hasan Karal, TÜİK verilerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranının 2015 yılında yüzde 1,6 iken 2023 ve 2024 yıllarında yüzde 2 seviyesinde gerçekleştiğini, 2025 yılında ise yüzde 2,2’ye yükseldiğini hatırlatarak, 2015-2025 dönemindeki artışın yüzde 37,5’e ulaştığını ifade etti. Karal, “Son bir yılda beyin göçü oranı yüzde 10, son 10 yılda ise yüzde 37,5 arttı. Ancak asıl mesele bu oranların arkasında kimlerin olduğudur. Türkiye’nin yetiştirdiği mühendisler, bilim insanı adayları, araştırmacılar ve teknoloji alanında uzmanlaşmış gençler, bilgi ve birikimlerini başka ülkelerde değerlendiriyor. Bir ülke, geleceğini inşa edecek insanlarını kaybediyorsa bunu yalnızca istatistiklerle açıklayamazsınız. Bu, ülkemizin bilimsel üretim kapasitesinin, teknolojik gelişiminin ve gelecekteki rekabet gücünün karşı karşıya bulunduğu ciddi bir sorundur” değerlendirmesinde bulundu. “En başarılı öğrencilerimiz arasında beyin göçü oranı yüzde 8,6” Açıklanan verilerde en dikkat çekici sonuçlardan birinin tam burslu üniversite mezunlarının beyin göçü oranı olduğunu belirten Karal, 2024 yılında yüzde 8,3 olan bu oranın 2025 yılında yüzde 8,6’ya yükseldiğini söyledi. Vakıf üniversitelerinin kısmi burslu mezunlarında oranın yüzde 3,8, ücretli mezunlarında ise yüzde 3,7 olduğunu vurgulayan Karal, tam burslu mezunlardaki beyin göçünün diğer iki grubun iki katından fazla olmasının üzerinde durulması gereken bir tablo olduğunun altını çizdi. Karal, şunları söyledi: “Tam burslu eğitim hakkı kazanan gençlerimizin önemli bir bölümü, yüksek akademik başarılarıyla öne çıkan öğrencilerimizdir. Aileleri yıllarca emek veriyor, gençlerimiz büyük fedakârlıklarla okuyor, üniversitelerimiz bu insanları yetiştirmek için kaynak harcıyor. Sonra görüyoruz ki tam burslu her 100 mezundan yaklaşık 9’u yurt dışında. Bu tabloyu nasıl görmezden gelebiliriz? Türkiye’nin en başarılı gençlerinin bir bölümünü yetiştiriyoruz ama onların bilgi birikiminden başka ülkeler yararlanıyor. Asıl üzerinde düşünmemiz gereken budur. Bu gençler neden kendi ülkelerinde kalmayı, çalışmayı, araştırma yapmayı ve gelecek kurmayı yeterince cazip bulmuyor? Türkiye neden yetiştirdiği insan kaynağını elinde tutmakta zorlanıyor?” “Genetikte, matematikte, mühendislikte yetişmiş beyinlerimizi kaybediyoruz” Beyin göçünün en yoğun yaşandığı bölümlerin Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik geleceği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çeken Karal, 2025 yılında moleküler biyoloji ve genetik mezunlarında beyin göçü oranının yüzde 13,1, işletme mühendisliğinde yüzde 13, matematik mühendisliğinde yüzde 11, elektronik mühendisliğinde yüzde 10,9 ve fzik mühendisliğinde yüzde 10,2 olduğunu belirtti. Özellikle işletme mühendisliğinde 2024 yılında yüzde 10,8 olan oranın 2025’te yüzde 13’e, matematik mühendisliğinde yüzde 9,5’ten yüzde 11’e, elektronik mühendisliğinde ise yüzde 9,6’dan yüzde 10,9’a yükseldiğini vurgulayan Karal, şöyle devam etti: “Bunlar herhangi bir meslek grubundan ibaret değil. Moleküler biyoloji ve genetik dediğinizde geleceğin ilaçlarını, biyoteknolojisini, sağlık araştırmalarını konuşuyoruz. Matematik, elektronik ve fzik mühendisliği dediğinizde ileri teknolojiyi, yapay zekayı, savunma sanayisini, bilimsel araştırmaları konuşuyoruz. İşletme mühendisliğinde mezunların yüzde 13’ü, matematik mühendisliğinde yüzde 11’i, elektronik mühendisliğinde yaklaşık yüzde 11’i yurt dışında. Türkiye’nin kalkınması için en fazla ihtiyaç duyduğu alanlarda yetişmiş insanlarımızın bu oranlarda yurt dışında bulunması, üzerinde ciddiyetle düşünmemiz gereken bir gerçektir. Dünyanın gelişmiş ülkeleri nitelikli insan gücünü ülkelerine çekmek için yarışırken bizim de yetiştirdiğimiz gençlere kendi ülkemizde güçlü bir gelecek sunabilmemiz gerekiyor.” “Bilişim mezunlarında beyin göçü yüzde 7’ye ulaştı” TÜİK verilerine göre bilişim ve iletişim teknolojileri alanındaki beyin göçü oranının 2024 yılında yüzde 6,7 iken 2025 yılında yüzde 7’ye yükseldiğini hatırlatan Karal, mühendislik, imalat ve inşaat alanında da aynı dönemde yüzde 4,4’ten yüzde 4,8’e yükseliş yaşandığına dikkat çekti. Karal, “Bütün dünya dijital dönüşümden, yapay zekadan, yüksek teknolojiden ve bilgi ekonomisinden söz ediyor. Ülkeler artık yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklarla değil, yetiştirdikleri insanlarla rekabet ediyor. Bizim bilişim alanında yetiştirdiğimiz mezunların yüzde 7’sinin yurt dışında bulunması, Türkiye’nin teknoloji alanındaki hedeferi açısından üzerinde durulması gereken bir meseledir. Teknoloji üreten bir Türkiye hedefiyorsak önce o teknolojiyi geliştirecek gençlerimize sahip çıkmak zorundayız. Öte yandan Türkiye’nin ekonomik, bilimsel ve teknolojik merkezlerinin başında gelen İstanbul’da beyin göçü oranının ülke ortalamasının neredeyse iki katına ulaşması dikkat çekicidir. Gençlerimizin hangi gerekçelerle yurt dışına yöneldiğini doğru anlamak, onları ülkemizde tutacak imkânları geliştirmek zorundayız” dedi. “Türkiye’nin en büyük kaybı, gençlerinin geleceğini başka ülkelerde aramasıdır”Gençlerin yurt dışına gitmesinin tek başına olumsuz bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, ancak nitelikli insan gücünün Türkiye ile bağını ve ülkeye katkısını sürdürebilmesinin hayati önem taşıdığını belirten Karal, açıklamasını şöyle tamamladı: “Gençlerimiz dünyayı görsün, bilim öğrensin, uluslararası tecrübe kazansın. Elbette bunların hepsi kıymetlidir. Bizim itirazımız gençlerimizin dünyaya açılmasına değil, kendi ülkelerinde aradıkları imkânları bulamamalarına yöneliktir. Bugün gençlerimizin önüne yalnızca ekonomik sorunlar çıkmıyor. Liyakat beklentisi, çalışma şartları, akademik imkanlar, özgür araştırma ortamı ve geleceğe güven gibi meselelerin tamamını birlikte ele almalıyız. Bir ülkenin en büyük zenginliği petrolü, doğal gazı, altını değil, yetişmiş insanıdır. Yıllarca emek vererek yetiştirdiğimiz bir bilim insanının, mühendisin, araştırmacının başka bir ülkede çalışmaya karar vermesi elbette kendi tercihidir. Bizim sorumluluğumuz, Türkiye’yi bu gençlerimizin de yaşamak, çalışmak, üretmek ve gelecek kurmak isteyeceği bir ülke haline getirmektir. Türkiye gençlerini kaybetme lüksüne sahip değildir.”