Genel Başkanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun konuşması Son bir hafta içinde iki önemli tarihin yıl dönümüydü.
Birisi 15 Temmuz; hain bir darbe teşebbüsünde milletimizin ayağa kalkışının, kimliğini, demokrasisini, ülkesini koruma mücadelesinin, şanlı destan yazıldığı bir gece. Diğeri de 20 Temmuz; Kıbrıs Barış Harekâtı'nın gerçekleştiği ve Lozan'dan sonra sınırlarımızın ötesinde ecdat yadigarı bir toprağın tekrar özgürlüğüne kavuştuğu şanlı bir tarih. Her şeyden önce Kıbrıs Barış Harekâtı'na öncülük eden rahmetli, her ikisi de rahmetli Sayın Erbakan Hocamıza ve Sayın Bülent Ecevit'e bir kez daha milletim adına şükranlarımı ifade ediyor, rahmet diliyorum. Eğer onların dirayetli davranışları olmamış olsaydı bugün Kıbrıs davamız diye bir davamız olmayacaktı. Bu konuya tekrar döneceğim. 15 Temmuz ise 251 şehidimizin ve binlerce gazimizin olduğu meşum, karanlık, ürkütücü bir gecenin sabahında; o gece televizyonlarda söylediğim gibi yeni bir demokrasi şafağına doğması Türkiye'nin. Şimdi 15 Temmuz'un 10. yılında ciddi bir muhasebeye ihtiyaç bulunmaktadır. 15 Temmuz hiç şüphe yok ki devlete sızmış bir çetenin bir darbe teşebbüsüdür. Ve 15 Temmuz hiç şüphe yok ki bütün bir milletin sokaklarda, meydanlarda ülkesini savunduğu bir gecedir. Ancak 15 Temmuz'dan sonra yaşanan 10 yıl içinde, olağanüstü hâl uygulamaları ve birçok demokrasiden kopuşu getiren, eee, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin birtakım uygulamaları da içinde olmak üzere tekrar bir muhasebe yapmaya ihtiyacımız var.
22 Tem 2026 - 13:10
YAYINLANMA
YORUMLAR
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR