CHP’li Avşar’dan Kanun Teklifi; “Okula Başlangıç Fonu kurulmalı”

Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, ‘okula başlangıç desteği’ Meclisin gündemine taşıdı. Konuya ilişkin Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisine sundu. Gerekçede, yoksulluğun, ekonomik temelli sosyal bir kriz olduğuna dikkat çeken Avşar, ülkemizin içinde bulunduğu duruma resmi verilerle dikkat çekti. Avşar, her on yurttaştan ikisinin yoksul, açlık sınırı 37 bin 388 TL, asgari ücretin 28 bin 75 TL, çalışanların yarısı açlık sınırda ve geniş tanımlı işsizlik ise %30,6 olduğunu ifade etti. Bu durumdan en çok çocukların etkilendiğini ve bu yüzden çocukların %36,8'inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu belirtti. Adil ve erişebilir eğitimin, Anayasal bir hak olduğunu vurgulayan Avşar, kamusal politikaların çocuğun mutluluğuna odaklanması gerektiğini ve bu yüzden de teklif ile; bu hakkın bir ‘yardımla’ değil, eğitim hakkını güvenceye alan bir ‘okula başlangıç fonuyla’ sağlanmasını amaçladıklarını belirtti.

09 Eyl 2026 - 10:23 YAYINLANMA
CHP’li Avşar’dan Kanun Teklifi; “Okula Başlangıç Fonu kurulmalı”

‘Ekonomik temelli sosyal bir kriz’ Avşar, “Yoksulluk, ekonomik temelli sosyal ve toplumsal sonuçları olan bir krizdir. Ortalama yaşam süresinden beslenmeye, sağlıktan ulaşıma ve barınmaya kadar temel yaşam hakkını doğrudan etkilemektedir.”, dedi. ‘Her on yurttaştan ikisi yoksul’ TÜİK’in verilerini referans alan Avşar, TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre Türkiye’de en az 17 milyon 821 yurttaş en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak kadar yoksul olduğunu, yoksulluk oranının yüzde 21,2’ye yükseldiğini ve her on yurttaştan ikisinin yoksul hale geldiğini belirtti. Düşük asgari ücret, ağır vergiler ve adaletsiz gelir dağılım, çalışan yoksulluğunu her geçen gün artırdığına değinen Avşar; “2025 yılında Türkiye’de çalışanların yoksulluk oranı %12,2’dir. İşsizliğin yüksekliği, ve geniş tanımlı işsizliğin %30,6 olduğu, bu yoksulluğun daha geniş kitleleri ve aileleri etkilemesine yol açmaktadır.”, şeklinde konuştu. ‘Çalışanların yarısı açlık sınırında’ Avşar, ücretlerin enflasyon karşısında hızla eridiğini, milyonlarca emekçinin alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü, buna rağmen, çalışanların yarısına yakınının açlık sınırının altında asgari ücretle çalışması yoksulluğun kitlesel bir hâl almasına yol açtığını ve bu durumun Türkiye’deki derin yoksulluk krizinin en somut göstergesini olduğunu belirtti. ‘Açlık sınırı 37 bin 388 TL iken asgari ücret 28 bin 75 TL’ Resmi verilere dikkat çeken Avşar sözlerine şöyle devam etti; “2026’in Ağustos Ayı dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 37 bin 388 TL. Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 121 bin 786 TL. Asgari ücret ise yalnızca 28 bin 75 TL’dir. Aynı dönemde en düşük memur maaşı 70 bin 224 TL, en düşük emekli aylığı ise 23 bin 553 TL seviyesinde kalmıştır.” ‘Çocukların %36,8'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında’ Resmi verilere göre bu yoksulluktan en çok çocukların etkilendiğini söyleyen Avşar, TÜİK verilerine göre, 2025 yılında 18 yaşından küçük çocukların %36,8'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğu ve toplam yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olanların oranı ise %29,3 seviyesinde olduğunu ifade etti. ‘Fiziksel ve zihinsel gelişimi olumsuz etkilemekte’ Avşar sözlerini şöyle sürdürdü; “Çocukların hayatlarının en çok ihtiyaç duydukları döneminde sağlık, beslenme ve eğitim gibi temel haklardan mahrum kalmaları, onların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkilemektedir. Yoksulluk içinde büyüyen çocuklar, erken yaşta çalışma hayatına girmek zorunda kalmakta ve çocuk işçiliği hızla artmaktadır. Çocukların nitelikli eğitim alması ve özgüvenli büyümesi bakımından merkezi bütçeden daha fazla kaynak ayırmak ve etkili politikalar hayata geçirmek gerekmektedir.” ‘Kamusal politikalar çocuk mutluluğuna odaklanmalı’ Uzmanların ve birçok resmi kurumun açıkladığı üzere sosyo-ekonomik farklılıklar çocuklar arasında çeşitli ayrışmaları, akran zorbalığını ve sosyal dışlanmayı tetiklediğini belirten Avşar, bu anlamda kamusal politikaların çocuk mutluluğuna odaklanmasının önemli olduğunu, çocukların fiziki ve ruhsal sağlığı ile eşitliği için atılması gereken en önemli adımlardan birinin de devlet okullarında çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya ilişkin ‘okul başlangıç desteğinin’ hayata geçmesi gerektiğini belirtti. ‘Adil ve erişebilir eğitim Anayasal bir haktır’ “Eğitim, Anayasa'yla güvence altına alınmış temel insan haklarından biridir, adil ve erişilebilir olmalıdır”, diyen Avşar, ancak, ekonomik güçlükler yaşayan ailelerin çocuklarının, sıklıkla eğitimden mahrum kaldığını, bunun da eğitimde ciddi bir adaletsizliğe ve hak ihlallerine yol açtığını ve bu çerçevede ‘okul başlangıç desteğinin’, eğitimdeki eşitsizliklerin azaltılması ve hak temelli bir eğitim sisteminin oluşturulması için önemli bir adım oluşturacağını ifade etti. ‘Okula başlangıç fonu kurulmalı’ Teklifin amacını özetleyen Avşar, “Teklifimizle; Milli Eğitim Temel Kanununun 53. maddesinde değişikliğe giderek Milli Eğitim Bakanlığının, Devlet okullarında eğitim gören öğrencilerden istemde bulunanların kırtasiye malzemelerini her eğitim-öğretim yılı başında parasız olarak sağlaması ve ek madde ile Devlet okullarında eğitim giderlerinin karşılanması amacıyla -dar gelirli ailelere- Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ‘okula başlangıç desteği’ sağlanması amaçlanmaktadır. ‘Sosyal yardım değil, eğitim güvencesi’ Avşar; “Böylece, bu hak; sosyal ve ekonomik destek kapsamında sağlanan ‘sosyal yardım’ statüsünden çıkarılmış; adil ve erişebilir bir eğitimi kanuni güvenceye alan bir hak olacaktır.”, dedi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: