HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Kürtler de Türk kardeşleri gibi bu ülkenin sahibidir

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, katldığı bir televizyon programında Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yaptğı değerlendirmede “Kürtler de Türk kardeşleri gibi bu ülkenin sahibidir.” ifadelerini kullandı. HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu Rudaw TV canlı yayınında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Partsinin kongre sürecinden, siyaseteki yeni 'çözüm' tartşmalarına, Kürt meselesinin temel dinamiklerinden DEM Part ile olan ilişkilere kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulunan Yapıcıoğlu, Kürt meselesinin çözümünde yüz yılı aşkın süredir devam eden tahribatlara dikkat çekerek asıl ihtyacın "kardeşlik hukuku" olduğunu vurguladı.

18 Eki 2026 - 14:40 YAYINLANMA
HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Kürtler de Türk kardeşleri gibi bu ülkenin sahibidir

"Partmizde tüm işler istşare ile yürütülür" HÜDA PAR'ın devam eden kongre sürecine ilişkin kamuoyunu bilgilendiren Yapıcıoğlu, büyük kongrenin nisan veya mayıs ayında gerçekleştrilmesinin planlandığını kaydet. Genel başkanlık adaylığı hususunda partsinin istşare kültürüne dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Ben dört kez genel başkan olarak seçildim ve bir kez bile kendim aday olmadım. Arkadaşlarım beni uygun gördüler. Eğer partde beraber çalıştğımız kardeşlerimizden, yetkililerimizden 'Bu görevi, bu ağır yükü bir dönem daha omuzlamanı istyoruz' şeklinde bir talep gelirse, boynumuzu büker ve kabul ederiz. Bizim tüm işlerimiz istşare iledir. Kendi içimizde istşare edeceğiz ve ne karar çıkarsa ona uyacağız." ifadelerini kullandı. "Hükümet yanlış adım atğında eleştrmek, ona yapılmış bir iyiliktr" Hükümetle ilişkilere ve Cumhur İtfakı içindeki konumlarına da değinen Yapıcıoğlu, partlerinin "doğruya doğru, yanlışa yanlış" deme prensibinden asla taviz vermediğinin altnı çizdi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Erdoğan'a destek verdiklerini hatrlatan Yapıcıoğlu, "Hükümet yanlış adım atğında, onu mutlaka eleştrdik, itrazımızı yaptk. Yani biz hiçbir zaman duruşumuzdan, fkrimizden uzaklaşmadık ve itfakta da bu şartla yer aldık. Eğer bir kişi veya part bir hata yaparsa, samimi bir niyetle o hata söylenir ve beraberinde doğru yolun ne olduğu da söylenirse, bu o şahıs için bir iyiliktr. Çünkü ben kendim için şöyle düşünüyorum; bir yanlışım veya bir eksiğim varsa, birinin bana bunu söylemesi o yanlışı düzeltmem veya eksiğimi tamamlamam için bana yapılmış bir iyiliktr. Hükümetle ilişkimiz de bu şekildedir. Çözüm sürecinde önemli bir rol üstlendik. Bundan sonra da Kürt meselesinin çözümü konusunda üstümüze düşeni yapmaya hazırız." değerlendirmesinde bulundu. "Silahların aradan çıkması, Kürt meselesinin çözümünün önünde yeni bir yol açacaktr" Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, Kürt meselesinin yüz yıldan fazladır devam eden ve muhakkak çözülmesi gereken bir sorun olduğunu bir kez daha yineledi. 2013 yılında başlayan sürecin çökmesindeki en büyük hatanın, Kürt meselesinin çözümünün PKK'nın silah bırakması şartna bağlanması olduğunu belirten Yapıcıoğlu, şöyle konuştu: "Biz o gün de 'PKK'nın silah bırakması ayrı bir meseledir; evet, PKK'nın silah bırakması lazımdır' dedik. Zira PKK'nın elindeki silah çözüm getrmez, aksine Kürt meselesinin çözümünün önünde en büyük engeldir, bir düğümdür. İnanıyoruz ki bugün bu aşama geçilirse, yani silahın aradan çıkması ve silahlardan tamamen vazgeçilmesi durumu gerçekleşirse; halkın ve siyasetn önünde yepyeni bir yol açılacaktr. O zaman çözüm daha da kolaylaşacaktr." "Kürt meselesinin çözümümde muhatap tüm Kürt milletdir" Silah bırakma görüşmelerinin örgütün lideriyle yapılmasının doğru bir yöntem olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, ancak yüzyıllık Kürt meselesinin çözümünde tek bir muhatabın olamayacağını vurguladı. Yapıcıoğlu, "Kürt meselesinin tek bir örgütle, tek bir partyle veya tek bir şahısla görüşülmesi mümkün değildir. Zira bu mesele çok büyük bir meseledir ve muhatap tüm Kürt milletdir. Yüz yıldır devam eden bu kriz, bu hastalık ve bu kırgınlık elbete çok boyutludur ve durumuna, kitlesine göre tüm tarafarla konuşulması gerekir." dedi. Abdullah Öcalan'ın durumuna ilişkin de konuşan Yapıcıoğlu, Türkiye toplumunun Öcalan'ın serbest bırakılmasına hazır olmadığını inandığını belirterek, "Ancak eğer kan tamamen duracaksa ve gerçekten kalıcı bir barış olacaksa, bunun bedeli Öcalan'ın serbest bırakılması bile olsa, bu çok ağır bir bedel değildir." tespitnde bulundu. "Kürtler de Türk kardeşleri gibi bu ülkenin sahibidirler" Kürt meselesinin çözümünde adaletn önemine vurgu yapan Yapıcıoğlu, “Kürtler, bu cumhuriyetn kurucu unsurlarıdır. Bu cumhuriyet kurulduğunda Kürtler ve Türkler beraberdi. Yani Türklerin rolü ne ise Kürtlerin rolü de odur. Kürtler de Türk kardeşleri gibi bu ülkenin sahibidirler. Bu anayasada görülür ve tanınırsa belki Kürt ve Türk arasında bir fark kalmaz. Türk'ün hakkı neyse Kürt'ün de hakkı odur. 1000 yılı aşkındır Kürtler ve Türkler kardeştr, bu kardeşliğin gerçek bir kardeşlik olması gerekir. Hem resmiyete hem de filiyata var olmalıdır. Hata şunu söyledik, parlamentonun resmi raporunda da bu sözümüz yer aldı; kardeşlik hukukunun inşa edilmesi gerektğini söylüyoruz. Yani kardeşliğin edebiyat çok yapıldı, kardeşlik üzerine çok şarkılar söylendi, çok şiirler yazıldı; biz diyoruz ki gelin bunun hukukunu da inşa edelim.” ifadelerini kullandı. “Uzun süren husumetn ve düşmanlığın tarafarı değiliz” İslamî siyaset anlayışlarının temelinde merhamet ve adaletn yatğını vurgulayan Yapıcıoğlu, siyaseteki kutuplaşmalara karşı peygamberlerin hayatndan örnekler verdi: "Biz, bizi yok etmek isteyen kişinin bile iyiliğini istyoruz. Çünkü siyaset diyalog işidir. Biz Müslümanız, herkesin Hazret Âdem ve Havva'nın çocukları olduğunu, herkesin eşit olduğunu söylüyoruz. Bizim örneklerimiz Allah'ın peygamberleridir. Hazret Yusuf (Aleyhisselam), kendisini kuyuya atan kardeşlerine muktedir olduğunda ne yapt? 'Bugün size hiçbir kınama yoktur. Allah sizi afetsin.' dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Mekke'nin fethinden sonra kendisine zulmeden akrabalarına, 'Ben de kardeşim Yusuf gibi diyorum, bugün size hiçbir kınama yoktur.' diyerek onları serbest bırakt. Biz de diyoruz ki: Bize bir zarar vermiş olsa bile, kim bize 'Selamun Aleyküm' derse 'Allah seni afetsin' deriz. Biz, husumetn ve düşmanlığın tarafarı değiliz. Ancak eğer onlar bunu istemezse bu da onların tercihidir."

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: