DEVA Partili Karal: “Fiyatları düşürmek için yapılmayan kalmadı ama üretici hâlâ kazanamıyor, tüketici ise alamıyor” “Hal düzenlemesi, komite, tanzim satış, denetim, ceza… Hepsi denendi; olmadı, olmuyor”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, yaş meyve ve sebze piyasasında fyatları yukarı yönlü manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla 41 büyük dağıtıcı frmanın 41 yöneticisi hakkında gözaltı kararı verilmesini değerlendirdi. Karal, yıllardır sebze ve meyve fyatlarını düşürmek için farklı yöntemlerin uygulandığını ancak üreticinin de tüketicinin de yaşadığı sorunun devam ettiğini belirterek, “Yıllardır suçlu aranıyor, tedbir üstüne tedbir alınıyor ama sonuç değişmiyor. Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor” dedi.
“Hepsi denendi; olmadı, olmuyor” Yaş meyve ve sebze fyatlarının yıllardır Türkiye’nin gündeminden düşmediğine dikkat çeken DEVA Partili Hasan Karal, iktidarın fyatları kontrol altına almak amacıyla farklı dönemlerde birçok düzenleme ve uygulamayı hayata geçirdiğini belirtti. 5957 sayılı Sebze ve Meyve Ticareti Kanunu’nun 2010’da yürürlüğe girdiğini, Hal Kayıt Sistemi’nin 2012’de devreye alındığını hatırlatan Karal, 2014’te Gıda Komitesi’nin kurulduğunu, 2019’da tanzim satış uygulamasına geçildiğini, 2020’de ise Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun oluşturulduğunu kaydetti. Karal, buna rağmen fyat sorununun çözülemediğini belirterek, "Hal düzenlemesi yapıldı, olmadı. Gıda Komitesi kuruldu, olmadı. Tanzim satış noktaları açıldı, olmadı. Tarım Kredi devreye sokuldu, olmadı. Marketler, haller ve depolar denetlendi, olmadı. Fahiş fyat cezaları kesildi, olmadı. İthalat ve ihracatta tedbirler alındı, olmadı. Kısacası düzenleme, komite, tanzim satış, denetim, ceza… Hepsi denendi. Olmadı, olmuyor” ifadelerine yer verdi. “Hükümet artık aynaya bakmalı, başkalarına değil” Karal, son soruşturmanın hukuki boyutunun yargının işi olduğunu vurgulayarak, meselenin yalnızca belirli şirketler veya aracılar üzerinden açıklanamayacağını savundu. Karal sözlerini şöyle tamamladı: “Suç varsa elbette yargı gereğini yapmalıdır. Ancak yıllardır her seferinde başka bir suçlu bulunuyor, başka bir tedbir açıklanıyor. Buna rağmen tablo değişmiyor. Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Hem üreten hem tüketen şikâyetçiyse, artık sorunu yalnızca zincirin bir halkasında arayamazsınız. Çünkü tarımın, üretimin sorunu bir aracının, bir marketin ya da bir dönemin sorunu değil. Sistemin bütünüyle ilgili bir sorun var . Artık aynaya bakmanın zamanı geldi. Yıllardır suçlu değişiyor, tedbir değişiyor ama sonuç değişmiyor. Çünkü sorun yalnızca fırsatçılar değil, bu sistemi yönetemeyen anlayışın ta kendisidir.”