D-8’İN 29. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ ÇIRAĞAN SARAYI’NDA KUTLANDI

SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI MAHMUT ARIKAN: “İSRAİL CİVİTAS NON GRATAİLAN EDİLMELİDİR” “GÜCÜMÜZÜ İRADEYE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ” “D-8 DÜNYANIN GİDİŞATINA İTİRAZ EDEN BÜYÜK BİR MEDENİYET ÇAĞRISIDIR.” “ADALETİ KORUYACAK İRADE VE CAYDIRICILIKTIR”

18 Haz 2026 - 22:30 YAYINLANMA
D-8’İN 29. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ ÇIRAĞAN SARAYI’NDA KUTLANDI

Türkiye'nin öncülüğünde, bir milyarı aşan nüfusuyla 8 Müslüman ülkenin oluşturduğu Gelişen 8 Ülke (D-8) Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 29. kuruluş yıl dönümü, kuruluşunun ilan edildiği İstanbul Çırağan Sarayı’nda düzenlenen geniş katılımlı bir programla kutlandı. Saadet Partisi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe, ulusal ve uluslararası diplomasi ve siyasetin önemli isimleri katıldı. Yıl dönümü kapsamında düzenlenen sempozyumda; Mısır Arap Cumhuriyeti Eski Dışişleri Bakanı Amre Mahmoud Moussa, İran İslam Cumhuriyeti Eski Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki, 54. Hükümet Eski Devlet Bakanı Prof. Dr. Sabri Tekir ve D-8 Genel Sekreteri Sohail Mahmood konuşmacı olarak yer aldı. Programa dinleyici olarak katılan ulusal ve uluslararası düzeydeki seçkin konuklar arasında; 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ve Filistin-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Mazen Alhasasneh de yer aldı. Katılımcılara hitap eden Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gücümüzü iradeye çevirelim diyerek, İsrail’in Civitas Non Gratailan edilmesi çağrısında bulundu. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan konuşmasında öne çıkan başlıklar şu şekilde; “D-8 DÜNYANIN GİDİŞATINA İTİRAZ EDEN BÜYÜK BİR MEDENİYET ÇAĞRISIDIR.” “Elbette D-8’leri konuştuğumuz bir yerde, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamıza özel bir başlık açmamız gerekir. D-8; Erbakan Hocamızın vizyonunun, ufkunun, inancının ve her şeyden önce emeğinin neticesidir. Bu vesileyle; başta merhum Erbakan Hocamız olmak üzere, D-8’lerin kuruluşuna imza atan kıymetli liderlerden ahirete irtihal edenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Hayatta olanlara; sağlık, afiyet ve hayırlı uzun ömürler niyaz ediyorum. D-8 dünyayı derinden sarsmış, küresel sistemi adeta panikletmiştir. Çünkü D-8; bugünün sözde uluslararası kuruluşları gibi göstermelik ve yalnızca Siyonizm’in çıkarına hizmet eden, karikatürize bir yapı değil, dünyanın gidişatına itiraz eden büyük bir medeniyet çağrısıdır. Çünkü Siyonizm’in orkestra şefliğindeki uluslararası düzen; ‘demokrasi’, ‘insan hakları’, ‘özgürlükler’, ‘hukukun üstünlüğü’ gibi içini boşalttıkları kavramların arkasına artık saklanma gereği bile duymuyor. Öte yandan; biz yaklaşık 100 yıldır ‘laiklik nedir’ sorusunun cevabını ararken, Siyonist rejim dini ve tarihi referanslarını, coğrafi yayılmacılığının aracı haline getirerek burnumuzun dibine kadar geldi... ‘Vaat edilmiş topraklar’ safsatası üzerinden şekillenen yayılmacı anlayışı, bugün yalnızca bölgesel barışı değil, uluslararası hukuku ve insanlığın ortak vicdanını tehdit ediyor. Birilerinin "komplo teorisi" dediği argümanlar, bugün soykırım politikalarının meşruiyet zemini haline geldi. Bunun en acı, en çıplak ve en yakıcı örneğini bugün Gazze’de görüyoruz. Gazze’de ‘soykırım’ devam ediyor... Hem de bütün dünyanın gözleri önünde; ateşkeslere rağmen, anlaşmalara rağmen, uluslararası hukuka ve kuruluşlara rağmen.” “DÜNYA BU KADAR GERİLİMİ KALDIRAMAZ” “Artık şunu herkesin görmesi gerekir: İnsanımız bu gerilimi artık kaldıramaz. Çünkü bu gerilim; şehirlerin üzerine bomba olarak düşüyor, annelerin yüreğine ateş olarak düşüyor, çocukların geleceğine karanlık olarak düşüyor. Coğrafyamız bu gerilimi kaldıramaz. Çünkü bu gerilim; ülkeler arası ticareti zayıflatıyor, enerji yollarını tehdit ediyor, gıda güvenliğini kırılgan hale getiriyor. Dünya bu kadar gerilimi artık kaldıramaz. Çünkü bu gerilim; bütün ekonomileri sarsar, yeni göç dalgalarını tetikler, ortak geleceği tehdit eder.” “İSRAİL CİVİTAS NON GRATAİLAN EDİLMELİDİR” “Bugün kalıcı bir barıştan söz etmek isteyen herkesin öncelikle şu gerçekle yüzleşmesi gerekir: Barışın önündeki en büyük engel, İsrail'in mevcut politikalarıdır! Son dönemde ABD'nin İran ile gerilimi düşürmeye ve yeni bir diplomatik denge oluşturmaya yönelik girişimleri dikkatle takip edilmelidir. Kuşkusuz bölgesel tansiyonun düşürülmesine yönelik her çaba değerlidir. Ancak bu çabaların başarıya ulaşabilmesi için en önce İsrail'in sürekli kriz üreten politikaları hesaba katılmalıdır. İsrail'in, anlaşmanın ilan edildiği ilk saatlerde Lübnan'ı vurması bir tesadüf değildir. Öte yandan, yaşananları ‘Netanyahu ve Hükümeti’ üzerinden okuyan anlayışa da dikkat çekmek istiyoruz. Bugün tartışılması gereken şey; "persona non grata" (persona nan gırata), yani tek tek kişiler değil, belirli devlet politikalarının uluslararası toplum nezdindeki meşruiyetidir. "Civitas non grata" (kivitas nan gırata) kavramı, barışa, hukuka ve insanlık değerlerine sistematik biçimde zarar veren devlet politikalarının uluslararası vicdanda mahkûm edilmesini ifade eden yeni bir siyasi ve ahlaki çerçeve olarak geliştirilmelidir. Amaç bir halkı ya da bir inancı hedef almak değildir. Mesele; şahısları, hükümetleri, dönemleri aşmış, sistematikleşmiş bir devlet pratiğine dönüşmüştür. Dünyada var olduğunu ve tamamen Siyonizm’e hizmet ettiğini bildiğimiz Epstein koalisyonuna, finans oligarşisine, küresel medya tekellerine rağmen İsrail’in bu devlet pratiğine topyekûn karşı koyabilecek kudret D-8’de fazlasıyla mevcuttur! D-8; Asya’dan Afrika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya uzanan bir stratejik kuruluştur. Enerji üretim alanlarının, ulaşım ve nakil yollarının üzerindedir. İstanbul Boğazı’ndan Çanakkale’ye, Süveyş Kanalı’ndan Aden Körfezi’ne, Hürmüz Boğazı’ndan Hazar Denizi’ne varıncaya dek çok önemli bir jeostratejik konuma sahiptir. Petrol ve doğalgaz başta olmak üzere her türlü yer altı ve yer üstü zenginliği bünyesinde barındırmaktadır. Ama hepsinden önemlisi; sahip olduğu insan kaynağıdır. D-8 ülkeleri; 1 milyarı aşan nüfusu, 5 trilyon dolara yaklaşan ekonomisi, 7,5 milyon metrekareyi aşan coğrafyası ile muhteşem bir güce sahiptir. “GÜCÜMÜZÜ İRADEYE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ” “İşte bu açıdan bakıldığında D-8, üye ülkeler için büyük bir fırsattır. Çünkü üye ülkelerin ekonomilerini güçlendirebileceği; enerji, tarım, sanayi, teknoloji ve savunma alanlarında birbirini tamamlayabileceği büyük bir iş birliği zeminidir. D-8, bölgemiz için büyük bir fırsattır. Çünkü savaşların ve işgallerin kuşattığı coğrafyamızda barışın ve ortak kalkınmanın en güçlü imkânlarından biridir. D-8, dünyamız için büyük bir fırsattır. Çünkü tahakküme karşı adaleti, çifte standarda karşı hakkaniyeti temsil edebilecek tarihî bir zemindir. Ancak değerli dostlar, potansiyel tek başına yeterli değildir. Asıl mesele, bu gücü ortak bir iradeye dönüştürebilmektir. D-8'i sadece ekonomik bir iş birliği platformu olarak görmekten çıkarmalı; bu büyük yapıyı siyasi bir hüviyete, ahlaki bir duruşa, küresel bir "adalet" teklifine dönüştürmeliyiz. Bizim, vicdanı olan herkese bir teklifimiz var: Gelin! Barışın ve esenliğin olduğu yeni bir dünya kuralım!” “ADALETİ KORUYACAK İRADE VE CAYDIRICILIKTIR” “Kıymetli misafirler, ne yazık ki günümüzde ‘barış çağrıları’, mazlumların, güçsüzlerin acizliği olarak okunuyor. Yalnızca ‘güçten anlayanların’ dilinden konuşulan bir dünyada kalıcı barış inşa etmek mümkün değildir. Adaleti koruyacak irade ve caydırıcılık olmadan barışın güvenliğini kimse sağlayamaz. D-8'in kuruluş felsefesi tam olarak budur. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, D-8'in kuruluşundaki o cesur ruhu yeniden harekete geçirmektir. O ruh; ekonomik kalkınmayı ahlaki sorumlulukla buluşturan bir ruhtur. O ruh; adaleti koruyacak yegâne irade ve caydırıcılıktır. O ruh; insanlığı yalnızca bugünün krizlerinden değil, geleceğin büyük tehditlerinden de koruyabilecek bir vizyondur. Bu nedenle, D-8'in kuruluş ruhuna bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.” “KAHİRE’DEN CAKARTA’YA UMUDUMUZ VAR” “Bu nedenle, D-8'in her toplantısı, her zirvesi büyük bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, Kahire Zirvesindeki Gençlik İş birliği Eylem Planı'nın teşvikini, 2030 yılına kadar D-8 dış ticaret değerinin en az 500 milyar dolara ulaşılması hedefini, helal ekonomi vurgusunu ve halklarımız için daha dayanıklı ve kapsayıcı bir geleceği birlikte inşa etme çağrısını çok değerli buluyor ve bu konuda Saadet Partisi olarak her türlü iş birliğine açık olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Şimdi, tüm dünyanın gözü 12. Zirve'dedir... Cakarta'daki Zirve'de yükselecek sesin, yalnızca üye ülkeler için değil; bölgemiz, İslam âlemi ve bütün insanlık için yeni bir dönemin başlangıcı olacağına inanıyorum. Elbette zorluklarımız var. Elbette aşmamız gereken mesafeler var. Ama aynı oranda umudumuz da var, imkânımız da var. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu toplantı, bizim umudumuzu artırıyor. D-8'in kurulacak ‘Yeni Bir Dünya'ya’ öncülük edeceğine yürekten inanıyorum. Hepimizin bu anlamda sorumluluklarımızı kuşanmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu da bir kez daha hatırlatıyorum.”

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: