Ticaret Bakanlığının bütçesini eleştiren CHP’li Avşar; ”Bu Bütçeyle Ne Esnaf Ne Sanayici Nefes Alır”
Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, Plan Bütçe Komisyonunda CHP adına Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerine söz aldı. Konuşmasında, ayrılan bütçenin yetersiz ve rakamların sahadan habersiz olduğunu, kayıt dışılığın boyutunu ve mücadelede yöntemindeki eksikliklere dikkat çeken Avşar, dış ticaret dengesinin eksi 96 milyar dolar olmasıyla ticaret hacmindeki daralma sonrası Tekirdağlı sanayicinin yaşadıkları sıkıntıları başta olmak üzere tüm ihracatçıların yaşadıklarını AB uyum süreci ve Made in Europe bağlamında değerlendirdi.
“Rakamalar, sahadan habersiz” Her yıl olumlu rakamlar duyduklarını ancak bunun sahada karşılığının olmadığına değinen Avşar, sözlerine şöyle devam etti; “Bugün KOBİ'nin durumu, ticaret müteşebbisinin durumu geçen seneden daha kötü, geçen sene de evvelki seneden daha kötüydü. Dolayısıyla bu istikrarlı bir şekilde hissedilen; vatandaştaki, ticaretteki, ticaret üzerinde hissedilen baskı hissedilen bir şekilde devam ediyor. Yani gerçekten, biz ne kadar burada rakam konuşursak konuşalım, şu an Türkiye'deki ekonomik sıkışıklıkla birlikte ticaretle alakalı gelinen tablo çok vahim ve ciddi. O yüzden bu bütçeyle de yani Bakanlığınıza ayrılan bu kısıtlı bütçeyle de ben kolay kolay toparlanacağını düşünmüyorum çünkü ticaret demek destek demek, ticaret demek hibe demek; yeni açılacak işletmeden çok mevcut işletmeyi ayakta tutma zorunluluğumuz var.” ‘104 milyar yetmez’ Bakanlık bütçesinin ana programlarına dikkat çeken Avşar, Bütçe teklifnin kayıt dışı ekonomiyle mücadele, ticaretin düzenlenmesi, kolaylaştırılması, tüketicinin korunması, standardizasyon olmak üzere 3 ana temelde şekillendiğini ve 104 milyar 287 milyon dediğim gibi- çok kısıtlı bir bütçe olduğunu belirtti. Avşar, Kayıt dışı ekonominin gelişmiş ekonomilerde yüzde 15, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 30 olduğu tahmin edildiğini ve son gelişmeler bağlamında Türkiye’nin rekor kırabileceği ifade etti. ‘Dedektör köpek sayısını artırmayla olmaz’ Kayıt dışılıkla mücadelede kaynağın yetersiz ve yöntemin yanlış olduğuna değinen Avşar, sözlerini şöyle sürdürdü; “teklifte mücadeleye 10 milyar ayırmışsınız bu sene yani yüzde 9,6'sı; 2026'da bu yüzde 11 civarındaydı yani burada bir iyileşme mi var kayıt dışıyla mücadelede? Çünkü ana program dediğimiz alanlardan birinin alanının ve şeyinin azaldığını görüyoruz burada. İşte, performans göstergelerinde dedektör köpek sayısı, veri analist sayısı, ekipman sayısı gibi başarılardan söz edildiğini görüyoruz oysa bunların hiçbiri kayıt dışılığın -siz de biliyorsunuz- asıl sonuçlarını ölçmüyor.” ‘Etki analizleri ve izleme-değerlendirme neden yok?’ Avşar,2008'den bu yana 4 ayrı eylem planı uygulanmış ve son eylem planında 44 eylem olduğunu ancak etkisini ölçülmediğini, gerçekleşme oranlarına da ulaşamadığını ne kadarının tamamlandığı, İzleme ve değerlendirme raporları ile etki analizlerini niye kamuoyuyla paylaşmadığını sordu. ‘Kazanç büyüğün, ceza küçüğün’ Avşar, risk odaklı denetim sisteminde büyük ile küçüklerin aynı ölçütlere göre mi denetlendiği, ayrımın nasıl olduğu, denetimlerde sahada görülenin, bu denetimleri küçük üreticinin, KOBİ'nin sırtında daha fazla hissettiği, ceza gideri olarak gözükse de küçük üreticiye, KOBİ'ye, orta ölçekli üreticiye bu ağır bir yük olarak tepesine bindirildiğini ifade etti. ‘Cezalar etkisiz’ Ceza konusundaki etkisizliğine dikkat çeken Avşar, Fiyat denetimlerinde toplamda 3 milyar ceza olduğunu, cezalar, fyatları düşürmüyorsa, düzenlemiyorsa caydırıcı olup olmadığının sorgulanabileceğini, bu açıdan caydırıcılığın önemli olduğunu belirtti. ‘30 euro sınırı uygulamasının etki analizi yapıldı mı?’ Avşar; “Geçen sene getirdiğimiz, bizim de aslında itirazlarımız olan bu 30 euro sınırı vardı ithalatta, özellikle Temu şirketi başta olmak üzere. Bununla alakalı bir etki analiziniz var mı? Yani piyasaya olumlu anlamda faydası ne oldu, zararı ne oldu? Bunu da bilmek isteriz.”, dedi. ‘Tekirdağlı sanayici mağdur’İhracatçının içinde bulunduğu duruma dikkat çeken Avşar, seçim bölgesi Tekirdağ’da Çerkezköy’de, Ergene'de, Çorlu'da çok büyük, dev fabrika ve sanayi kuruluşlarının olduğunu, son iki-üç yılda tekstil sektörü Başta olmak üzere daralan sektörler ve işten çıkarmalara yol açıyor ve istihdamın baskısı oluşturduğunu bu noktada ihracatçının da çok şikâyetçi olduğunu, çözüm aradığını söyledi. ‘Dış ticaret dengesi eksi 96 milyar dolar’ Resmi rakamlara yer veren Avşar; “TÜİK verilerinde de gördüğümüz üzere, ocak-eylül döneminde dış ticaret açığı 5,7 artarak 67,2 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkmış, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise 74,9'dan 74,8'e gerilemiş. Bakanlığınızın verilerine göre, yıllıklandırılmış dış ticaret dengesi de eksi 96 milyar dolar. Yani bu ara mal bağımlılığı, Çin'deki bu ithalatın yoğun devam etmesi bu sıkıntıyı, sorunu sistematik bir şekilde devam ettirmekte. Bu tabloyu da tersine çevirecek bir eylem planı var mı Bakanlık çalışmasında?” ‘AB yükümlülükleri neden yerine getirilmiyor?’ En büyük ticaret ortağımızın Avrupa Birliği olduğuna değinen Avşar sözlerine şöyle devam etti; “Hâlâ ithalatımızın ne kadar çoğu Çin'dense ihracatımızın da çok büyük bir kısmı Avrupa Birliğine; o yüzden, bizim için kıymetli. AB'nin 2025 İlerleme Raporu'nda bu sorunları açıkça sıralıyor yani diyor ki: ‘Gümrük Birliği yükümlülüklerini ihlal eden tarife dışı engeller ve ek vergiler, TAREKS'in ek belge talep etmesi ve ilaçta AB'nin GMP sertifkalarının tanınmaması, Dijital Hizmetler Tüzüğü, Dijital Pazarlar Tüzüğüyle uyum sağlamaması’ gibi burada kısıtlı zamandan konuşamayacağımız yükümlülüklerin hâlen daha yerinde saydığını görüyoruz ve bunun bedelini frmalarımız ödemeye devam ediyor. Ama her fırsatta biz "Yüzümüz Avrupa'ya dönük." dememizle yani "bal, bal" diyerek ağız tatlanmıyor ne yazık ki, bu konularda da adımın atılması lazım.” ‘Dışlamanın maliyeti iyi hesap edilmeli’ Made in Europe meselesinin altını çizen Avşar, Avrupa Birliğinin tam üye olmasak da otuz yıldır Gümrük Birliğine tabi olduğunuzu, pandemiden sonra Avrupanın üretimde ne kadar geri kaldığının görmesiyle regülasyona başvurduğunu bu durumdan otomotiv sektörümüzün çelik, alüminyum, çimento, temiz enerji gibi stratejik sektörlerin de etkilendiği belirtti. Bu konuda Avşar şu ifadelere yer verdi; “Bizi dışlamanın maliyetini, istihdama etkilerini, karşılıklı mevcut yükümlülüklerle uyumunu ele almalı ve iknaya uğraşılmalıdır. Fiyat istikrarı, öngörülebilir düzenlemeler, bağımsız yargı -bu çok önemli- ve sözleşme güvenliği yatırım politikasının temelini oluşturma gibi konularda ön almalı ve iknacı bulunmamız lazım.”