Özlale’den Sanayi Bakanına teşvik hesabı “Milyarlarca liralık destek verdiğiniz şirketlerin adı fon vurgununda geçiyor”
YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçe görüşmelerinde, Bakanlığın desteklediği Astor Enerji, CW Enerji ve Kontrolmatik’in adlarının fon vurgununda geçtiğine dikkat çekti. Kontrolmatik’e verilen 917,1 milyon liralık ve Astor Enerji’ye verilen 1,134 milyar liralık yatırım teşviklerini gündeme taşıyan Özlale, kamu kaynaklarıyla desteklenen şirketlerin faaliyetlerinin izlenmesi ve kurumlar arasında koordinasyon sağlanması gerektiğini söyledi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2027 yılı bütçesi üzerine konuşan Özlale, yatırım teşviklerinin ardından şirketlerin faaliyetlerinin nasıl takip edildiğini sorguladı. Bakanlığın desteğini alan şirketlerin daha sonra fon vurgunuyla gündeme gelmesini bir denetim ve koordinasyon sorunu olarak değerlendiren Özlale, teşviklerin yalnızca yatırım tutarı üzerinden değil, ortaya çıkardığı sonuçlarla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bakanlık bütçesindeki reel artışı olumlu bulduğunu belirten Özlale, buna karşılık imalat sanayinin millî gelirdeki payının gerilediğini, üretim ve istihdam göstergelerinin olumsuz seyrettiğini ifade etti. Özlale, sanayi politikasının Hazine ve Maliye Bakanlığının uyguladığı istikrar programının “kurbanı” olduğunu söyledi.
“Sizin yatırım teşvikiniz de battı”
Konuşmasının fon vurgununa ilişkin bölümünde Bakanlığın desteklediği üç şirketi sıralayan
Özlale, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Bakan, bakınız burada sizin bakanlığınızın destek verdiği üç tane şirket var. Astor
Enerji, CW Enerji, Kontrolmatik. Bu üçünün de adı fon vurgununda geçti.”
Kontrolmatik’e 917,1 milyon liralık yatırım teşviki verildiğini belirten Özlale, “Kontrolmatik şu
anda bütün ona güvenenleri hüsrana uğrattı ve battı. Dolayısıyla sizin yatırım teşvikiniz de
battı” dedi.
CW Enerji’ye verilen yatırım teşvikini de gündeme getiren Özlale, şirketin kurucusunun 28
Eylül 2026’da şirketin mal varlığına tedbir konulduğunu açıkladığını aktardı. Astor Enerji’nin
ise Bakanlıktan 1,134 milyar liralık yatırım teşviki aldığını belirterek ana hissedarlarının da
soruşturmada adının geçtiğini söyledi.
Yatırım teşviklerinin sürdürülmesini desteklediklerini belirten Özlale, kamu desteğiyle
büyüyen şirketlerin sonraki faaliyetlerinin takibinde yaşanan soruna dikkat çekti:
“Verdiğiniz desteklerle büyüttüğünüz şirketlerin daha sonradan nasıl faaliyet gösterdikleri, bu
şirketlerin hangi alanlarda ne tür finansal manipülasyonlar yaptığını izlemesi gereken bir
organ olması lazım. Bakın, burada milyarlarca liralık yatırım teşviki verilmiş ama bunun
sonucunda da bu şirketlerin fon vurgununda adı geçiyor.”
Bütçe artıyor, sanayinin payı geriliyor
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesinde reel olarak yüzde 12,5 artış yapılmasını ve artışın
ağırlığının sanayi programına verilmesini olumlu değerlendiren Özlale, bütçedeki büyümenin
sanayideki sorunları ortadan kaldırmadığını belirtti.
Bakanlığın program göstergelerindeki gerçekleşmelerle hedefler arasındaki farklara dikkat
çeken Özlale, imalatın millî gelirdeki payı için 2026 planında yüzde 17 hedeflenmesine
rağmen tahminin yüzde 15,5’te kaldığını, 2027 hedefinin de yüzde 15,9’a indirildiğini aktardı.
Doğrudan yabancı yatırımlar ve Teknogirişim rozeti göstergelerinde de hedeflerin
tutmadığını belirten Özlale, Bakanlığın pek çok alanda hem hedeflerini gerçekleştiremediğini
hem de sonraki yılın hedeflerini aşağı çektiğini söyledi.
“Sanayi politikası istikrar programının kurbanı”
Özlale, sanayideki sorunların yalnızca son iki yılda başlamadığını belirterek 2019–2022
dönemindeki yatırım ve teşvik politikalarına işaret etti. Teşviklerin bolca dağıtıldığı, firmaların
atıl kapasite yaratacak şekilde yatırım yaptığı dönemde oluşan sorunların sonuçlarının bugün
yaşandığını ifade etti.
Sanayi ve teknoloji politikasının mevcut ekonomi programı içindeki konumunu eleştiren
Özlale, “Sanayi ve teknoloji politikamızın maalesef Hazine ve Maliye Bakanı tarafından
uygulanan istikrar programının bir kurbanı olması” değerlendirmesinde bulundu.
“Bu bizim sanayisizleşme fotoğrafımız”
İmalatın millî gelirdeki payının 2022’de yüzde 21,8’den yüzde 15,4’e gerilediğini belirten
Özlale, imalat istihdamındaki değişimin de negatif olduğunu söyledi. Kapasite kullanım
oranındaki düşüşe dikkat çekerek üretim ve istihdam göstergelerinin birlikte
değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
İmalat sanayi endeksinin 2023’te 111,9 seviyesindeyken Ağustos 2026’da 108,7 olduğunu
aktaran Özlale, “Yani burada tamamıyla yatay seyreden bir imalat sanayi var. Resmî
verilerdir. O yüzden de burada sanayide işlerin iyi gittiğini söylemek mümkün değil” dedi.
Borsadaki sanayi şirketlerinin performansını da gündeme getiren Özlale, 2023’ten itibaren
BIST 100’ün yüzde 39,5, BIST Sınai Endeksi’nin ise yalnızca yüzde 3,1 arttığını belirtti. Bu
tablonun yatırımcıların sanayi şirketlerine yönelmediğini gösterdiğini ifade etti.
“Dünya ihracatındaki payımız azalıyor”
Sanayi, dış ticaret ve ihracat politikalarının birlikte planlanması gerektiğini belirten Özlale,
bakanlıklar arasındaki görev dağılımını eleştirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ihracat
rakamlarını anlatmasına karşılık ihracat teşviklerinin Ticaret Bakanlığı tarafından verildiğini,
veri merkezleri ile veri altyapısı konularında da benzer bir dağınıklık bulunduğunu söyledi.
Asya ülkelerinin sanayi ve ihracatı birlikte ele alan kurumsal yapısına dikkat çeken Özlale,
Türkiye’de bu alanları aynı potada buluşturan bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu ifade etti.
İhracat performansının yalnızca toplam tutar üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurgulayan
Özlale, Dünya Ticaret Örgütü verilerine atıfla şöyle konuştu:
“İstediğiniz kadar ihracatı artırın, tek bir şeye bakmanız lazım. Türkiye’nin dünya ihracatında
payı artıyor mu? Azalıyor mu? Azalıyor. Bakın, Çin hariç de baksanız, Çin’i dâhil de etseniz
dünya ihracatındaki payımız bizim azalıyor. İhracatta başarı hikâyesi yok ki.”
İstihdam kaybının yüzde 60’ı üç ilde
İstanbul, Bursa ve Tekirdağ’ın toplam istihdam kaybındaki payının yüzde 60 olduğunu
belirten Özlale, özellikle emek yoğun sektörlerdeki krize dikkat çekti.
Bu tablonun bölgesel kalkınmanın önemini artırdığını ifade eden Özlale, sanayinin bir
bölümünün başka bölgelere taşınmasını sağlayacak politikaların gerekliliğini vurguladı. Sanayi
programındaki bütçe artışını olumlu karşılarken bölgesel kalkınmaya ayrılan ödeneğin sınırlı
kalmasını eleştirdi.
Kamu alımlarıyla büyüyen şirketlere KOBİ çağrısı
İSO 500 içinde savunma, havacılık ve raylı sistemler ağırlıklı çalışan, temel müşterisi kamu
olan 10 firmanın satışlarının yüzde 63,5 arttığını aktaran Özlale, 343 yerli özel firmada bu
artışın yüzde 25,9’da kaldığını söyledi.
Kamu ile iş yapmanın şirketler açısından belirgin bir avantaj yarattığına dikkat çeken Özlale,
büyük şirketlere sağlanan desteklerin ve kamu alımlarının KOBİ’lere de katkı sağlayacak
biçimde tasarlanmasını istedi.
KOBİ’lerin büyük projelere katılmasının, ortak test altyapısına erişiminin ve büyük
şirketlerden teknoloji transferinin desteklenmesi gerektiğini belirten Özlale, kamu alımlarıyla
yaratılan katma değerin ancak bu yolla daha geniş bir üretim ağına aktarılabileceğini ifade
etti.
“Teşvikleri yatırım tutarıyla mı, verimlilik artışıyla mı ölçüyorsunuz?”
Ar-Ge harcamalarındaki artışın Türkiye’nin AB-27 ortalamasının altında kaldığı gerçeğini
değiştirmediğini belirten Özlale, yapay zekâ politikalarında da şirketlerin teknolojiyi
kullanabilme kapasitesine odaklanılması gerektiğini söyledi.
Yapay zekâya yatırım yapmanın ve yerli teknoloji şirketleri çıkarmanın yanında, mevcut
şirketlerin bu teknolojiyi özümseyerek verimlilik artışına dönüştürmesinin önemini
vurgulayan Özlale, Bakanlığa şu soruyu yöneltti:
“Bu verdiğiniz teşviklerin sonucunu verdiğiniz yatırım tutarıyla mı ölçüyorsunuz? Yoksa
şirketlerin verimlilik artışıyla mı ölçüyorsunuz?”
AB’nin yeni sanayi politikası ve BYD sorusu
Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikasının Bakanlığın sunumunda yeterince ele alınmadığını
belirten Özlale, Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yarısını gerçekleştirdiği pazardaki dönüşümün
önümüzdeki beş altı yıl açısından kritik olduğunu söyledi.
BYD ve TOGG’un satışlarını da karşılaştıran Özlale, 2024’te BYD’nin 8.331, TOGG’un yaklaşık
30 bin araç sattığını, 2025’te ise BYD’nin TOGG’u geçtiğini belirtti. Bu değişimi BYD ile yapılan
bir milyar dolarlık yatırım anlaşmasına bağlayan Özlale, Bakanlıktan açıklama beklediğini
ifade etti.
Özlale’nin konuşması şöyle:
“Sayın Bakan, Bakan Yardımcıları, değerli bürokratlar, Sayın Milletvekilleri, basınımızın
değerli emekçileri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. İlk önce bütçeye bakalım.
Bütçe gerçekten büyüyor. Bu olumlu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına reel anlamda yüzde on
iki buçuk bir artış yapılmış.
Bu olumlu. Olumsuz olan tabii, imalatın millî gelir içerisindeki payı düşerken büyüyor.
Dolayısıyla birazdan da bahsedeceğiz.
Sanayide hem üretimde hem de istihdamda çok önemli problemler var. Bütçe artışını olumlu,
bu problemlerin yıllar içerisinde tekrarlanmasını da olumsuz buluyoruz. Artışın ağırlığı sanayi
programında, bu da olumlu.
Çünkü yeni bir sanayi devriminin eşiğindeyiz. Ağırlığın sanayi programlarına verilmesini ben
tekrardan olumlu karşılıyorum. Fakat burada tutmayan hedefler ve düşürülen hedefler diye
bir şey var.
Bu, sizin 2027 teklifinizdeki program göstergelerinden. Mesela 2026 planında imalatın millî
gelir içerisindeki payını yüzde 17 söylemişsiniz. Tahmin 15,5.
2027 hedefinde de 17’nin bile altında kalmış. 15,9. Doğrudan yabancı yatırımlar, 2026
planında 15,2; tahmin 10, hedef de 10,6.
Bu hedef de tutmamış ve hedef aşağıya doğru düşürülmüş. Teknogirişim rozeti, 2026 planı 5
bin. 2026 tahmini 1.300.
2027 hedefi 3 bin. Faaliyetteki Ar-Ge merkezinde de aynı şey var. Burada yani Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığının birçok hedefinin tutmadığını görüyoruz.
Buradaki problemlerden bir tanesi, sanayi ve teknoloji politikamızın maalesef Hazine ve
Maliye Bakanı tarafından uygulanan istikrar programının bir kurbanı olması. Üstelik Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı olarak ben sanayideki problemlerin, özellikle ekonomideki problemlerin
son iki senede başlamadığını; 2019–2022 arasındaki o bol para, teşviklerin bolca dağıtıldığı,
firmaların atıl kapasite yaratacak şekilde yatırım yaptığı dönemde bu problemlerin başladığını
düşünüyorum. O problemlerin sonuçlarını da maalesef şimdi görüyoruz.
Bahsettiğiniz bir Ar-Ge başarısı, Ar-Ge’nin artması, hâlâ bizim AB-27 ülkelerinin ortalamasının
altında kaldığımız gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Ar-Ge’de hâlâ AB-27’nin altındayız. Burada
yapay zekâya çok fazla vurgu yaptınız.
Ben bunu önemsiyorum. Yapay zekâya yatırım yapmak, orada yeni teknoloji, yerli şirketler
çıkartmak kadar yapay zekâyı şirketlere nasıl kullanacağını öğretmemiz önemli. Bakın, yeni
bir rapor var.
2026 yılında. Bu raporu ben daha sonradan sizlerle paylaşırım. Yapay zekâyı sık kullanan
şirketler karmaşık işlerde çok daha başarılı oluyorlar.
Seyrek kullananlar da hiç kullanmayanlara göre daha başarılılar. Dolayısıyla buradaki bence
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının esas politikası şu olmalı. Dışarıda geliştirilen bir teknolojiyi
bizim şirketlerimizin özümsemesi ve bunu verimliliğe çevirmesi olmalı.
O yüzden de sormak lazım. Bu verdiğiniz teşviklerin sonucunu verdiğiniz yatırım tutarıyla mı
ölçüyorsunuz? Yoksa şirketlerin verimlilik artışıyla mı ölçüyorsunuz? Resmî verilere geçelim.
Şimdi bu bizim sanayisizleşme fotoğrafımız.
İmalatın millî gelirdeki payı 2022’de 21,8’den 15,4’e düşüyor. İmalattaki istihdam artışına
baktığınız zaman negatif. Kapasite kullanım oranları 77’yle başlamış, 2026’da 73,8’e inmiş.
Dolayısıyla imalat sanayinde hangi göstergeye bakarsanız bakın, burada istihdam tarafında,
üretim tarafında karşımıza olumsuz bir tablo çıkıyor. Daha geniş bakalım. 2016’dan 2026’ya
kadar.
Bakın, 2023’te imalat sanayi endeksimiz 111,9. Tam üç sene sonra, Ağustos 2026, 108,7.
İmalat sanayi endeksi.
Yani burada tamamıyla yatay seyreden bir imalat sanayi var. Resmî verilerdir. O yüzden de
burada sanayide işlerin iyi gittiğini söylemek mümkün değil.
İhracattan bahsettiniz. Aslında ihracat, burada da bir problem var. Ticaret Bakanlığının
konusu.
Geçen sene de söylemiştim. İhracat Genel Müdürlüğü kimde? Sizde mi? Ticaret Bakanlığında.
Şimdi çarşamba günü gelecek.
Sayın Bolat, ihracattan bahsedecek. Burada sizi eleştirmek değil problem. Buradaki sistem,
ihracatla dış ticaretle sanayiyi aynı potada eriten bir bakanlığın kurulmasıdır.
Yani Asya ülkelerinin ihracatla sanayiyi bir arada gerçekleştirmesinin ve Asya mucizesinin
arkasındaki kurumsal sebeplerden bir tanesi, sanayi ve ihracatı aynı bakanlık yapar.
Dolayısıyla sizin ihracattaki artıştan bahsetmeniz, aslında Ticaret Bakanlığının bir bakıma
bahsetmesi gereken bir şeyden bahsetmeniz anlamına geliyor. Orada da mesela veri
merkezlerinden bahsettiniz.
Yani o da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının. Yani o yüzden verilen teşviklerde, faaliyet
alanlarında şöyle bir problem oluyor Sayın Bakan. İhracatta siz bir rakamdan
bahsediyorsunuz fakat ihracat teşviklerini Ticaret Bakanlığı veriyor.
TURQUALITY destekleri. Veri merkezi, veri altyapısında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
gelecek, anlatacak veri altyapısını. Ama siz veri merkezlerinden bahsediyorsunuz.
Dolayısıyla bu bakanlıklar arasında koordinasyonda bir problem var. Ama ihracatı bir olarak
değerlendirirsek problem şurada. İstediğiniz kadar ihracatı artırın, tek bir şeye bakmanız
lazım.
Türkiye’nin dünya ihracatında payı artıyor mu? Azalıyor mu? Azalıyor. Bakın, Çin hariç de
baksanız, Çin’i dâhil de etseniz dünya ihracatındaki payımız bizim azalıyor. İhracatta başarı
hikâyesi yok ki.
Tablo burada. İsterseniz sizlerle paylaşalım. Dünya Ticaret Örgütü verisi.
Daha sonrasında, şimdi birazdan borsadan bahsedeceğiz. Sanayinin ne yaptığını. Bakın şimdi,
2023’ten itibaren BIST 100 yüzde 39,5 artmış.
BIST Sınai yüzde 3,1 artmış. Burada da bir problem var. Yani bunlar büyük şirketler.
Borsada işlem gören büyük şirketlerde endekse baktığınız zaman, üç yılda sadece yüzde 3,1
artan bir sınai endeks var. Demek ki bizim burada borsadaki yatırımcı sanayi şirketlerine de
yönelmiyor. Getiri olmadığı için.
Durgunluk toplamda ama kriz emek yoğun sektörlerde. Burada bir şeye dikkat çekmek lazım.
Nerede biz en fazla istihdam kaybı yaşadık? İstanbul, Bursa, Tekirdağ. Toplam istihdam
kaybının yüzde 60’ı buradan geliyor.
O zaman bu da bize şunu gösteriyor. Bölgesel kalkınma önemli ve biz buradaki sanayinin bir
kısmını başka yerlere çekmemiz lazım. Ama Sayın Bakan, sanayi programındaki artışa ne
kadar olumlu diyorsak bölgesel kalkınmada daha fazla ödenek artırmamanızı, oraya çok sınırlı
bir ödenek ayırmanızı da eleştirmek zorundayız.
Bölgesel kalkınmaya ayırdığınız ödenek hele böyle bir dönemde çok düşük. Bir başka nokta
da şu. Baktık tekrardan, kamu alımlarıyla büyük şirketler büyüyor.
Mesela bu İSO 500 içerisinde savunma, havacılık, raylı sistemler ağırlıklı çalışan ve temel
müşterisi kamu olan on tane firmanın satışları yüzde 63,5 artıyor. 343 tane yerli özel
firmanınsa sadece yüzde 25,9 artıyor. Dolayısıyla kamu ile iş yapmak burada bir avantaj.
O zaman burada iki tane eleştireceğimiz şey var. Bir, kamu bu kadar domine etmemeli. Bir
politika önerisi de şu olmalı.
Sizler bu teşvikleri büyük şirketlere verirken, kamu alımları yaparken o zaman altta
söylediğimiz KOBİ’leri de büyük projelere katan, onların test yapması için ortak test
altyapısını zenginleştiren ve özellikle KOBİ’lere büyük şirketlerden teknoloji transferini
mümkün kılan bir anlayışla hareket etmeniz lazım. Ancak o zaman sizler büyük şirketlerden
yaptığınız alımlarda yaratacağınız katma değeri KOBİ’lere aktarabilirsiniz. Üç tane konuya
değinmediniz.
Bunlardan bir tanesi AB’nin yeni sanayi politikası. Arkadaşlar değindi. Sizden değinmenizi
beklerdik.
Bu konu bizim için oldukça önemli. Biz bunu hem size hem de çarşamba günü Ticaret Bakanı
Sayın Bolat’a sunacağız. Çünkü önümüzdeki beş altı yıl içerisinde bizim ihracatımızın yarısını
gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği’nin ciddi anlamda bir paradigma değişikliği var.
İkinci nokta TOGG. Bu, yine arkadaşlarım da bahsedeceklerdir. Ben de burada biraz
bahsedeyim.
Bakın, 2024 yılında BYD’nin satışı 8.331. TOGG’un 30 bin. 2025’te BYD, TOGG’u geçiyor.
Bunun tek sebebi sizin bir milyar dolarlık yatırım anlaşması vermeniz. Şimdi burada bunda da
bir açıklama bekliyoruz akşam ama bana kalan son bir buçuk iki dakika içerisinde daha
önemli bir konudan bahsetmek istiyorum. O da fon vurgunu.
Sayın Bakan, bakınız burada sizin bakanlığınızın destek verdiği üç tane şirket var. Astor Enerji,
CW Enerji, Kontrolmatik. Bu üçünün de adı fon vurgununda geçti.
Kontrolmatik’e sizler bir milyara yakın, 917,1 milyonluk bir yatırım teşviki vermişsiniz.
Kontrolmatik şu anda bütün ona güvenenleri hüsrana uğrattı ve battı. Dolayısıyla sizin yatırım
teşvikiniz de battı.
CW Enerji programını ben olumlu bulanlardan bir tanesiyim. 3 Mart 2026 tarihli, belgeli.
Sizler buna çok ciddi bir yatırım teşviki veriyorsunuz.
Fakat onun kurucusu, CW Enerji’nin de mal varlığına tedbir konduğunu açıkladı. 28 Eylül
2026’da. Ve Astor Enerji.
Astor Enerji sizden 1,134 milyar liralık bir yatırım teşviki aldı. Bitiriyorum. Bitiriyorum.
Geç başladığım için. Dolayısıyla bu ana hissedarların da orada soruşturmada adı geçti. Burada
şu sorun var.
Tabii ki sizler yatırım teşviki vermeye devam edeceksiniz. Bizler bu yatırım teşviklerinin doğru
olduğunu düşünerek de sizi destekleriz. Fakat burada bir koordinasyon problemi var.
Anlamıyorum. Verdiğiniz desteklerle büyüttüğünüz şirketlerin daha sonradan nasıl faaliyet
gösterdikleri, bu şirketlerin hangi alanlarda ne tür finansal manipülasyonlar yaptığını izlemesi
gereken bir organ olması lazım. Bakın, burada milyarlarca liralık yatırım teşviki verilmiş ama
bunun sonucunda da bu şirketlerin fon vurgununda adı geçiyor.
Ben bunu bir problem olarak görüyorum, diyorum. Sabrınız için teşekkür ederim.”