ÖZLALE’DEN CEVDET YILMAZ’A FON VURGUNUYLA İLGİLİ ÇARPICI SORULAR

“KABİNENİZDE 470 MİLYONU 830 MİLYONA ÇIKARIP KRİZDEN ÖNCE FONDAN ÇIKAN BAKAN VAR MI?” YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın fon vurgununa ilişkin TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı bilgilendirmenin ardından YENİ Parti Grubu adına söz aldı. Fon vurgununun siyasi ve bürokratik boyutlarının ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Özlale, Cevdet Yılmaz’a mevcut kabinedeki bakanlara ve kendi özel kalemine ilişkin üç kritik soru yöneltti: “Kabinenizde, kendi adına değil ama babası adına bir fona 470 milyon lira yatırıp bunu 830 milyon liraya çıkardıktan sonra fon krizi patlak vermeden önce çıkan bir bakan var mıdır? Mevcut kabinedeki bakanlardan biri, 170 milyon lirayla bu fondan fon krizi patlak vermeden önce çıkmış mıdır, çıkmamış mıdır? Sayın Cevdet Yılmaz, özel kaleminiz Fatih Kılınç’ın Pusula’nın kapalı fonunda parası var mıydı, yok muydu?” Özlale, “Bu soruların cevabını almadan bu vurgun dosyasını kapatamayız” dedi.

08 Eki 2026 - 11:58 YAYINLANMA
ÖZLALE’DEN CEVDET YILMAZ’A FON VURGUNUYLA İLGİLİ ÇARPICI SORULAR

“BUNA PİYASA RİSKİ DİYEMEZSİNİZ”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın serbest fon yatırımcılarının aldıkları risk
nedeniyle zararlarının tazmin edilmeyeceği yönündeki sözlerine de yanıt veren Özlale,
yaşananların sıradan bir piyasa riski olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Özlale, “Telefonlarına baktılar, Cumhurbaşkanı danışmanlarının isimlerini gördüler. Başka
yerlere baktılar, Cumhurbaşkanlığında üst düzey görev yapmış bürokratların isimlerini
gördüler. Ve güvendiler. Buna ‘piyasa riski’ diyemeyiz. Buna tamamıyla ‘AK Parti riski’ deriz”
ifadelerini kullandı.
Fon vurgununun göz göre göre geldiğini belirten Özlale, geçen yıl Plan ve Bütçe
Komisyonu’nda piyasa manipülasyonu iddialarını ve ilgili şirketlerin isimlerini gündeme
getirdiklerini, ancak gerekli adımların atılmadığını söyledi.
Özlale, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının sermaye piyasalarında ve Borsa
İstanbul’da piyasa manipülasyonu tespit edildiği ancak resen soruşturma izni verilmediği
yönündeki açıklamasını da hatırlatarak şu soruyu yöneltti:
“Bu ülkede İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının, şimdiki Adalet Bakanının ve Sayın Mehmet
Şimşek’in iradesinin üzerinde kim vardır da bu soruşturmanın yapılmasına bugüne kadar izin
verilmemiş ve yüz binlerce kişinin mağduriyetine yol açılmıştır?”
“PARANIN İADESİ BİR AKLANMA BELGESİ OLMASIN”

Fon vurgununda yürütülecek tasfiye ve ödeme sürecinin sorumlular açısından bir affa
dönüşmemesi gerektiğini vurgulayan Özlale, mağdurların zararlarının giderilmesiyle haksız
kazanç sağlayanlardan hesap sorulmasının birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.
“Bu fon vurgununda yapılacak hiçbir ödeme, sorumlular açısından bir affa dönüşmesin”
diyen Özlale, “Haksız kazanç sahiplerine bir ‘tövbe kapısı’ açmayalım. Haksız kazançları
cezalandıralım. Paranın iadesini de bir aklanma belgesi olarak kabul etmeyelim” ifadelerini
kullandı.
Özlale’nin konuşmasının tamamı şöyle:
“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
“FİNANSIN SUSURLUK’U”
Büyük Türk romancısı Kemal Tahirin Rahmet Yolları Kesti romanında şöyle bir cümle geçer:
"Hükûmeti sıtma tuttu, eşkıya baş gösterdi."
Bugün eşkıyanın illa dağ başında insanların yolunu kesmesi gerekmiyor. Pekâlâ, finansın
Susurluk'u dediğimiz yerde de bir eşkıyalık baş gösterebilir. Peki, bu eşkıyalık Hükûmeti sıtma
tuttuğu için mi baş göstermiştir? Yüzde 100 evet.
Bugün Hükûmet, kamu otoritesi olarak denetim yapabilmiş midir? Hayır, yapamamıştır. Bu
eşkıyalarla beraber iş birliği yapmış mıdır? Hem de nasıl yapmıştır.
Bize düşen nedir? Bu milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisinde, 21'inci
yüzyılın en büyük soygunlarından bir tanesi olan bu fon vurgununun sorumlularını
açıklamaktır.
“BUNA PİYASA RİSKİ DİYEMEYİZ, BUNA AK PARTİ RİSKİ DERİZ”
Sayın Cevdet Yılmaz'ın konuşmasında dikkat çektiği bir yer var. Dedi ki: "Serbest fon sahipleri
risklerini aldı, o yüzden de onların zararlarını tazmin etmeyeceğiz.
Normal şartlarda gerçekten de bir piyasa riski varsa ve siz bu riski almışsanız doğrudur;
yatırımcı bir risk almıştır, onun zararı tazmin edilmez. Fakat buradaki risk nedir Sayın
Cumhurbaşkanı Yardımcım?
AK PARTİ'ye oy veren vatandaşlar başta olmak üzere buraya para kaptıranlar şunu gördüler:
Telefona baktılar, orada Cumhurbaşkanı Danışmanı Kerem Alkinn ismini gördüler; telefona
baktılar, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekinin ismini gördüler; diğer yerlere
baktılar, Cumhurbaşkanlığında bizzat görev yapmış, üst düzey görev yapmış bürokratların
ismini gördüler ve güvendiler.
Buna piyasa riski diyemeyiz. Buna tamamıyla "AK PARTİ riski deriz. Sadece AK PARTili
bürokratlara, sizin ağzınızdan çıkan laflara, sizin siyasetçilerinizin bizzat temsil ettiği değerlere

güvendikleri için bu serbest fonda paralarını tutanlar çok önemli bir ölçüde zarara uğradılar.
O yüzden onların zararlarına sadece piyasa riski diyemezsiniz.
“BU OLAY GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ”
Bu olay göz göre göre gelmiştir arkadaşlar. Geçen sene kasım ayı, tutanaklara bakın, Plan ve
Bütçe Komisyonunda ismini verdik. Piyasada borsa manipülasyonu yapılan şirketlerin ismini,
bunu yapan şirketlerin adını verdik. Karşımızda da Sayın Mehmet Şimşek vardı, hiçbir şey
yapmadı. Kamuoyunda bunu dile getiren bir sürü insan oldu, hiçbir şey yapmadı.
Daha sonrasında burada bütçe görüşmelerinde Teranın adını verdik, hangi hisselerde
manipülasyon olduğunun haberini verdik, sizler bir şey yapmadınız. Bu haberleri bir bilgi
sayan insanlar geldiler, o fonlara paralarını yatırdılar.
Dolayısıyla her şey herkesin gözü önünde oldu. Şimdiki Adalet Bakanı, o zamanın İstanbul
Cumhuriyet Başsavcısı dedi ki: Biz de bu yolsuzlukları gördük. Sermaye piyasasında, Borsa
İstanbul'da piyasa manipülasyonu olduğunu tespit ettik ama bize resen soruşturma izni
verilmedi." Bizzat o dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlekin kendi ifadesidir.
Mehmet Şimşek geçen sene kasım ayında "Piyasada manipülasyon var.dedi, yeniden bu
olay araştırılmadı.
Bu ülkede İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı ve Sayın Mehmet
Şimşekin iradesinin üzerinde kim vardır da bu soruşturmanın yapılmasına şu ana kadar izin
vermeyip 455 bin kişinin mağdur edilmesine yol açmıştır? Kimdir bu kişi? Bu iradenin altında,
gölgede bütün manipülasyonu yapıp parayı götürenlerden hiç mi hesap sormayacağız?
“BU ASRIN VURGUNU ÖNLENEBİLİRDİ”
Bu yolsuzluk önlenebilirdi. Daha önce de önlenebilirdi. Biz dört seneden beri, Dördüncü
Yasama Yılımızda, bunu soruyoruz sizlere: Neden yirmi yıldan beri sizin iktidarınızda vergi
cennetleri açıklanmıyor? Niye vergi cennetlerini açıklamıyorsunuz? Bu vergi cennetlerine
hangi bürokratlar, hangi parayı götürdü? Bunu isteseniz anında tespit edersiniz. Niye tespit
etmiyorsunuz?
Tespit etmediğimiz için de bu ülkede bürokratlar, iş insanları burada haksız, hukuksuz yere
kazandıkları paraları bu vergi cennetlerine gönderiyorlar.
Bu yolsuzluk, bu asrın vurgunu yeniden önlenebilirdi. Eğer siz siyasi etik kanununu bu Meclis
koridorlarında kaybetmeseydiniz, onu sürüncemede bırakmasaydınız bu yolsuzluk yine
önlenebilirdi.
KOMBASSANda, YİMPAŞta, Çiftlik Bank'ta, bunun arkasında AK PARTİnin siyasetçilerinin,
bürokratlarının olduğu bilindiği hâlde, bu siyasetçiler o dolandırıcılarla beraber poz verirken
başlarına bir şey gelmediği için bugün bu vurgun oldu.

Zehra Taşkesenlioğluna zamanında hesap sorabilseydik, Zehra Taşkesenlioğlunun
çantacılığını yaptığı büyük siyasetçiye hesap sorabilseydik bugün bu vurgun olmazdı. 455 bin
kişi de bugün bu vurgundan dolayı mağdur olmazdı. Bizler Zehra Taşkesenlioğlu ve o gibilere
hesap soramadığımız için bugün vurgunun boyutu bu ölçüdedir.
“KENDİ İMZASININ OLDUĞU KARARLARI KENDİSİ DENETLEYECEK”
İşin bir bürokrasi ayağı var. Benden önceki kıymetli vekiller de söyledi, Devlet Denetleme
Kurulunu görevlendirmişsiniz.
O kadar trajikomik bir olay var ki Devlet Denetleme Kurulunun Başkanı, o problemli dönemin,
şaibeli dönemin Sermaye Piyasası Kurulu Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkan Vekili.
Kendisinden mi randevu alacak bu kişi Ben yolsuzlukları araştırıyorum diye? Yani
denetlemekle görevlendirdiğiniz kişi, kendi altında imzası olan kararları denetleyecek.
Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyesine bakıyorsunuz. Piyasa manipülasyonlarının gırla gittiği,
dezenformasyonun gırla gittiği yerde Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyelerinden biri kim?
Dezenformasyonla Mücadeleden Sorumlu Burhanettin Duran. Kendi Yönetim Kurulu üyesi
olduğu Borsa İstanbul'da bu kadar fazla manipülasyon olurken Burhanettin Duranın hiç mi
haberi olmadı?
Bir başka isim daha: Borsa İstanbul'un Yönetim Kurulu Başkanı kim? Erişah Arıcan. Erişah
Arıcan, Aydın Ayaydın'ın yeğeni. Aydın Ayaydın kim? Sayın Cumhurbaşkanını Marmara
Üniversitesinde gören tek öğretim üyesi. Kendisinin yeğeni Erişah Arıcan, kendisinin kızı da
AK PARTİ milletvekili.
Bu Erişah Arıcan o kadar kıymetli birisi ki hem Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı hem de
Türkiyenin en büyük anonim şirketi Varlık Fonunun, Cumhurbaşkanının vekili, Yönetim
Kurulu Başkan Vekili. Ve bu kadar kıymetli bir kişi bu Borsa İstanbulda bütün bu piyasa
manipülasyonlarını görmüyor, tamamıyla bunlardan arî ve hâlâ piyasa manipülasyonu da var.
Sadece fonlardan bahsediyoruz. Bugün arkadaşlar, bir sürü hisse senedinde manipülasyon
var. Bunların önlemini almadığınız sürece biz daha çok fazla mağdurla karşılaşacağız.
Bundan başka Merkezi Kayıt Kuruluşu. Merkezi Kayıt Kuruluşuna yönetim kurulu üyesi olarak
Emre Tezmeni atamışsınız. Emre Tezmen Teranın Yönetim Kurulu Başkanı ve buradaki baş
dolandırıcı. Yani sizler buradaki en kritik kurumun yönetim kurulu üyeliğine Emre Tezmen
atıyorsunuz. Nasıl bir bürokrasi bu?
Devam ediyorum. Erkan Kilimci Terada, şimdi içeride, Mehmet Şimşekin öve öve
bitiremediği Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. Öve öve bitiremediği bir başka Merkez
Bankası Başkan Yardımcısı Emrah Şener, o da BKM usulsüzlüğünden yargılandı, tutuklandı.
Nasıl bir liyakatten bahsediyoruz biz?
Osman Arıkan Nacar, Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı, 400 milyon dolarla kaçtı. Bir insan 400
milyon doları yurt dışına havale ederken hiç şüpheli işlem yapılmaz mı? Burada MASAK yok
mu, BDDK yok mu? 400 milyon doları siz dışarıya transfer ediyorsunuz ve ne MASAK ne de

BDDK böyle bir işlemden en ufak bir şüphe duymuyor. Ve biliyoruz ki bu Osman Arıkan Nacar
da tek başına değil.
Evlere şenlik bir SPK var. Cumartesi günü tedbir alıyor. Tedbir aldığı şirketlerden bir tanesi,
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Türkiye Sigorta. Türkiye Sigortanın sahibi kim? Varlık Fonu
ile Borsa İstanbul. Yani SPK, sahibi Borsa İstanbul'da Varlık Fonu olan Türkiye Sigortaya tedbir
kararı uyguluyor, üç saat sonra da kaldırıyor.
Sadece kaldırdığı o değil ki. Hayati Yazıcı, AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı, oğluna tedbir
kararı uyguluyorsun, üç saat sonra kaldırıyorsun. O üç saat içerisinde ne olmuş olabilir? Hangi
gelişme olmuş olabilir ki üç saat önce verdiğin tedbir kararını üç saat sonra kaldırıyorsun?
Bu işin bürokrasi ayağı baştan aşağı kokmuştur arkadaşlar.
“FATMA BETÜL SAYAN KAYA YALNIZ MIDIR?”
İşin bir de siyaset ayağı var.
Fatma Betül Sayan Kaya bir açıklama yaptı, çok doğru bir açıklama yaptı. Dedi ki: "Ben bu işin
suç olduğunu bilseydim hiç kendi adımı kullanır mıydım?"
Buradan da ben şunu anlıyorum: Demek ki birileri kendi adını kullanmadan bu işlemleri
yapmışlar, öyle değil mi?
Fatma Betül Sayan Kaya'nın ben bu parayı nereden bulduğunu, artık oraları geçtim ama bunu
net bir şekilde ortaya koymak lazım. Fatma Betül Sayan Kaya şu anda şundan dolayı
mahcubiyet duyuyor: "Ya, ben kendi ismimi kullandığım için yakalandım." diye.
Benim burada size bir sorum var: Fatma Betül Sayan Kaya yalnız mıdır?
ÖZLALE’DEN CEVDET YILMAZ’A ÜÇ SORU
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, sizin Kabinenizde kendi adına değil ama babası adına fona
para yatırıp 470 milyonu 830 milyon yapmış bir bakan var mıdır?
Tekrardan soruyorum: Kendisinin babası bir fona 470 milyon yatırıp fon krizi patlak
vermeden önce 830 milyona çıkmış mıdır, çıkmamış mıdır?
Bir başka soru, ikinci soru: Mevcut Kabinedeki bakanlardan bir tanesi 170 milyonla bu fondan
fon krizi patlak vermeden çıkmış mıdır, çıkmamış mıdır?
Üçüncü soru: Sayın Cevdet Yılmaz, sizin özel kaleminiz Sayın Fatih Kılınç'ın Pusula kapalı
fonunda parası var mıydı, yok muydu?
Bu soruların cevabını almadan bu vurgunu biz kapatamayız arkadaşlar.

“TÜRK SANAYİSİNE GÜVENİN DİYOR, 250 MİLYONUNU PARA PİYASASI FONUNDA
DEĞERLENDİRİYOR”
Bir başka mesele, Nihat Zeybekci, AK PARTİ'nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan
Yardımcısı, geçmişte de Ekonomi Bakanlığı yaptı.
Sayın Nihat Zeybekci'nin toplantılarını ben sosyal medyada izlediğimde "Türk ekonomisine
güvenin, Türk sanayisine güvenin." diyor. Peki, kendisi ne yapmış? Bizim tespit edebildiğimiz
kadarıyla 250 milyon lirasını para piyasası fonunda değerlendirmiş.
AK PARTİ'nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı bizlere, sanayiciye, iş
insanlarına, "Türk sanayisine güvenin." derken 250 milyon lirasını tamamıyla spekülatif
kazanç üzerine kurulmuş para piyasası fonunda değerlendirmiş. Bizden de şimdi Nihat
Zeybekci'nin ve AK PARTİ'nin ekonomi kadrosunun dediklerine inanmamızı mı bekliyorsunuz?
Var mı böyle bir dünya?
Kendisi bir sanayici, sanayinin önemini vurguluyor ama ondan sonra kendisi sanayiye yatırım
yapmak yerine gidiyor, para piyasası fonunda kendi parasını değerlendiriyor.
Sayın Hayati Yazıcı'nın kendi oğlu, biliyorsunuz, tam 1 milyar lira ücret vererek, 1 milyar lira
para ödeyerek bir banka ruhsatı aldı.
Dün çok elim bir olay yaşandı ve Hayati Yazıcının oğlunun ortağı dün intihar etti. Başımız sağ
olsun, sevenlerinin başı sağ olsun, Allah rahmet eylesin. Ama dün aynı şirket aynı zamanda
615 milyon lira borcunu ödeyemediği için temerrüde düştü.
Eğer belki biz bunu zamanında, bu fon vurgununu zamanında bütün ayrıntılarıyla
açıklayabilseydik, anlatabilseydik belki de Hayati Yazıcının oğlunun ortağı intihar
etmeyecekti, belki binlerce insan mağdur olmayacaktı.
Bütün bunlara zamanında önlem almadığınız için bugün bütün oluşan bu intiharlardan,
iflaslardan, temerrütlerden, halkın artık günü kurtaracak parası olmamasından kusura
bakmayın ama sizler sorumlusunuz.
AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI: “GELİN, ARAŞTIRMA ÖNERGEMİZİ KABUL EDİN”
Konuşmanın sonlarına doğru ilk önce AK PARTİ milletvekillerine seslenmek istiyorum.
Dördüncü yasama yılınız. Ben sizin vicdanınıza güveniyorum, vicdanlı olduğunuzu biliyorum,
samimiyetle biliyorum.
Gelin birazdan vereceğimiz bu fon vurgunuyla ilgili araştırma önergemizi kabul edin. Bütün
bu piyasayı dolandıranlar, bütün bu AK PARTİnin adına kara çalanların hepsini bizler
Türkiyede, bu millî iradenin tecelli ettiği yerde araştıralım.
Ben sizlerin bu vicdana sahip olduğunuza inanmak istiyorum. Burada somut size isimler
verdim, bakanların isimlerini verdim, bürokratların isimlerini verdim. Gelin bunları hep
beraber Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştıralım.

“İADE, BİR AKLANMA BELGESİ OLMASIN”
Bu fon vurgununu yapanların yaptığı hiçbir ödeme, sorumluluk affına lütfen dönüşmesin.
Devletin adabına uygun davranalım ve haksız kazançları tövbe kapısı açmış gibi bir kuruma
dönüştürmeyelim, haksız kazançları cezalandıralım.
Aynı zamanda iadeyi bir aklanma belgesi olarak kabul etmeyelim, her şey şeffaf olsun. Bir
kişinin dolandırdıktan sonra yakalandığı zaman o parayı iade etmesi, onun aklanmasının
garantisi olmasın. Çünkü bugün hepimiz hem ülkemize karşı hem de devletimize karşı
sorumluyuz.
Burada sadece kaybolan şey 21-22 milyar dolar değildir. Burada sadece kaybolan şey
borsadaki şirketlerin hisse senetlerinin fiyatları, değerleri değildir; burada kaybolan şey
vatandaşın devlete itibarıdır, vatandaşın devlete duyduğu güvendir.
Sizler devletin o güvenini hissettirerek bu vatandaşları bu fonlara yönlendirdiğiniz zaman ve
bu fonlar battığı zaman bunun altında sizin vebaliniz büyüktür.
O bakımdan, lütfen, buradaki adil tasfiyeyi sadece Paralar ödendi ve bir tövbe kapısı açıldı,
burada da haksız kazanç sahipleri kendi parasını iade etti." şeklinde yapmayalım.
“BURADA KAYBOLAN ŞEY VATANDAŞIN DEVLETE DUYDUĞU GÜVENDİR”
İkinci olarak benim seslenmek istediğim vatandaşlarımızdır.
Burada yaklaşık 455 bin kişi, aileleriyle beraber 2-2,5 milyon kişi mağdur olmuştur. Burada
mağdur olmayan kişiler lütfen "Ben mağdur değilim." demesinler. Çünkü denetimsiz bir
düzen bir gün sizin birikiminizi, işinizin geleceğini, çocuğunuzun hayatını da vurabilir.
İlla bu yönetim sisteminden vazgeçmeniz için yenidoğan skandalında bebeğinizi kaybetmeniz,
kaçak yapılarda yakınlarınızı kaybetmeniz ya da bu fon vurgununda bütün birikimlerinizi
yitirmeniz gerekmiyor.
“BU İSİMLERİN HEPSİ SONUÇTUR; SEBEP BU YÖNETİM SİSTEMİDİR”
Bakın, bütün bu isimler, saydığım bütün bu isimler, bunların hepsi sonuçtur. Fatma Betül
Sayan Kaya sonuçtur, sizin özel kaleminiz sonuçtur. Burada kocaman bir liste yaptım AK
PARTİyle ilintili bürokratlarla ilgili, daha sonra sizlerle paylaşayım. Bu isimlerin hepsi
sonuçtur.
Sebep, bu yönetim sistemidir. Sebep, tamamıyla keyfîlik üzerine kurulmuş, eğer AK
PARTİiyseniz size her türlü usulsüzlüğü, yolsuzluğu yapıp oradan da elinizi, kolunuzu sallama
lüksü veren yönetim sistemidir.
Yani sonuç buradaki insanlardır, bu dolandırıcılardır; sebepse bu ucube yönetim sistemidir.

SELÇUK BAYRAKTAR’A ÇAĞRI
Son olarak, bir çağrı da Sayın Selçuk Bayraktara yapmak istiyorum.
Kendisi çok başarılı bir girişimci, samimiyetle söylüyorum. Geçenlerde verdiği bir röportajda
da çok güzel bir şey söyledi. Dedi ki:Bugün Türkiye'nin geleceği, sabah sekizden akşam
sekize kadar var gücüyle çalışacak olan insanların, gençlerin elindedir."
Samimiyetle katılıyorum. Bizim de, Yeni Partinin de hayali bu; gençlerin sabah sekizden
akşam sekize kadar çalıştığı, bu çalıştığının karşılığını aldığı bir dünyayı bu Meclisteki bütün
partiler hayal ediyor.
Ben de Selçuk Bayraktar bu görüşleri için teşekkür ediyorum ve kendisine yakışan şeyin
Haziran 2026 da kurduğu para piyasası fonunu kapatıp yeniden en iyi yaptığı şey olan
savunma sanayisine dönmek olduğunu söylüyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum.”

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: