HÜDA PAR Milletvekili Dinç: Denetim görevini ihmal edenler hesap vermelidir
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, 456 bin vatandaşın birikimlerinin kilitlendiği fon tasfyeleri sürecinde denetm zafyetne dikkat çekerek, oluşan zararın vergi mükelleferine kesilemeyeceğini ve ihmali olan tüm yetkililerin hesap vermesi gerektğini vurguladı. HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Faruk Dinç, TBMM’de düzenlediği basın toplantsında; yüz binlerce vatandaşı mağdur eden fon tasfyeleri süreci, İstanbul'daki sel felaket ve yerel yönetmlerin bütçe yönetmi ile harcama önceliklerinin yanı sıra Gazze’deki barınma ve sağlık ihtyaçlarına dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye genelinde emekli, memur, esnaf ve dar gelirli yüz binlerce yatrımcıyı mağdur eden fon krizine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Dinç, yaşanan mağduriyetn sadece fnansal bir başarısızlık olmadığını vurguladı. Ağır bir denetm eksikliğinin olduğunu belirten Dinç, krizin sorumlularının ve görevini yapmayan kamu görevlilerinin hukuki olarak hesap vermesi gerektiğinin altını çizdi.
“456 bin vatandaşın birikiminin kilitlenmesi, meselenin vahametni ortaya koymaktadır” Fon tasfyelerinin ve yatrımcı mağduriyetnin, sadece fnans piyasalarını ilgilendiren bir mesele olmadığına, aynı zamanda alın teri, kul hakkı ve kamu yönetminin denetm sorumluluğuyla ilgili ciddi bir sorun olduğuna dikkat çeken Dinç, “131 fonun tasfyesiyle yaklaşık 456 bin vatandaşın birikiminin kilitlenmesi, meselenin vahametni ortaya koymaktadır. Emekli, memur, esnaf ve dar gelirli vatandaşlar birikimlerini korumaya çalışırken kriz öncesinde fondan çıktğı belirtlen kişi ve kurumların 187 milyar lirayı aşan kazanç elde etmesi, cevaplanması gereken önemli soruları beraberinde getrmektedir.” dedi. “Haksız kazançlar etkin hukuki yollarla geri alınmalı” Mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla başlatlan ara ödeme kararlarını olumlu bulduklarını, ancak sürecin cezalandırma ayağının eksik kalmaması gerektğini belirten Dinç, şu somut adımların atlmasını talep et: “Küçük yatrımcılara öncelik verilmeli, haksız kazançlar etkin hukuki yollarla geri alınmalı, geri kazanım süreci şefaf biçimde kamuoyuna açıklanmalıdır. Oluşan zararın faturası vergi mükelleferine kesilmemeli; denetm görevini ihmal edenler varsa hesap vermelidir. Bu olay, rant odaklı fnansal anlayışın ve denetm eksikliğinin ağır sonuçlarını göstermektedir. Kalıcı çözüm; üretmi, emeği ve adil paylaşımı esas alan, şefaf ve güçlü denetm mekanizmalarıyla güvence altna alınmış bir ekonomik düzenin tesis edilmesidir. Mağdur vatandaşlarımızın haklarının teslim edilmesi ve sorumluların hesap vermesi için sürecin takipçisi olacağız.” Son dönemde İstanbul başta olmak üzere birçok ilde yaşanan sel ve taşkın felaketlerine de değinen Dinç, mağduriyetlerin yalnızca aşırı yağışla açıklanamayacağını belirterek kontrolsüz betonlaşma, rant odaklı imar planları ve altyapı yetersizliklerinin şehirleri savunmasız bıraktğını vurguladı. “Şehirlerimiz şov değil, gerçek hizmet bekliyor” İstanbul'da son 84 yılın en şiddetli yağışının yaşandığına ve geride ağır bir tablo bıraktğına dikkat çeken Dinç, “Can kayıpları yaşandı, binlerce ev ve iş yeri sular altnda kaldı, on binlerce kişi mağdur oldu. Hayatnı kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.” dedi. “Bu tablo İstanbul'la da sınırlı değildir” Her sağanak yağmurda tekrarlanan manzaraların sadece "olağanüstü hava olayları" ile açıklanamayacağını vurgulayan Dinç, “Yağışın olağanüstü şiddete olduğu doğrudur. Ancak her sağanakta aynı manzaraların tekrarlanması, sorunun aşırı yağışla açıklanamayacağını göstermektedir. Kontrolsüz betonlaşma, dere yatakları ile taşkın alanlarının imara açılması ve birleşik kanalizasyon şebekeleri şehirlerimizi savunmasız bırakmaktadır. Bu tablo İstanbul'la da sınırlı değildir. Anadolu'nun pek çok şehrinde de şiddetli yağmurlarda alt geçitler göle dönmekte, evler ve iş yerleri sular altnda kalmaktadır.” şeklinde konuştu.“Belediyecilik, bir şov ve reklam mecrası değildir” Konserlere ve gösterişli organizasyonlara büyük bütçeler ayıran yerel yönetmlerin, asli görevlerini ihmal etğinin altnı çizen Dinç, “Altyapı yatrımları ikinci plana itldikçe ihmalin faturası vatandaşa kesilmektedir. Bunun bedelini en çok da bodrum katlarda ve dere kenarlarında yaşayan dar gelirli aileler ödemektedir. Oysa belediyecilik, bir şov ve reklam mecrası değil, halkın can ve mal güvenliğini koruma görevidir. Belediyeler, kaynaklarını israf etmek yerine yağmur suyu tahliye sistemlerine, kanalizasyon şebekelerinin bakımına ve birleşik sistemlerin ayrıştrılmasına aktarmalıdır. Rant odaklı imar planlarına son verilmeli; dere yatakları ve taşkın alanları yapılaşmaya kapatlmalı, taşkın master planları kararlılıkla uygulanmalıdır. Bodrum katlarda yaşayan ailelerin güvenli konutlara geçişi desteklenmeli, erken uyarı sistemleri güçlendirilmelidir. Yağmur rahmetr; onu felakete dönüştüren ihmaldir.” ifadelerini kullandı. “Bölge ülkeleri, bu pervasızlığın kendi sınırlarına dayanmasını beklememelidir” “Gazze’ye en temel insanî yardımın ulaştrılması için somut adım atmayan ülkeler, bugün siyonist rejimin Mısır topraklarını açıkça işgal etme tehdidiyle karşı karşıya kalmıştr.” diyen Dinç, şöyle devam et: “Cezasız bırakılan her saldırı, maalesef yeni işgallerin önünü açmıştr. Siyonistlere karşı gerekli adımlar atlmazsa bundan sonra da işgaller devam edecektr. Bölge ülkeleri, bu pervasızlığın kendi sınırlarına dayanmasını beklememelidir. Hiçbir ülkenin güvenliği, komşu halkların toprakları işgal edilirken ve temel hakları yok sayılırken kalıcı biçimde korunamaz.” “Gazze’de barınma ve sağlık ihtyaçları karşılanmalıdır” Uluslararası toplumu, Gazze’ye yönelik saldırıları durduracak somut adımlar atmaya davet eden Dinç, “Filistn halkının barınma ve sağlık ihtyaçları derhal karşılanmalıdır. Gazze’nin yeniden inşası için açık ve bağlayıcı bir takvim ilan edilmeli; sonradan eklenen taleplerle bu sürecin siyonist rejimin lehine işleyen bir belirsizliğe dönüştürülmesine son verilmelidir. Arabulucular, verilen taahhütleri aşındıran bu emrivakilerin önüne geçmeli ve yeniden inşa sürecinin yeni şartlar öne sürülerek sürekli ertelenmesine izin vermemelidir.” dedi.