HÜDA PAR Milletvekili Dinç: 12 yıllık zorunlu eğitm yeniden yapılandırılmalı

HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, 12 yıllık zorunlu eğitm modelinin bilimsel veriler ışığında yeniden yapılandırılması gerektğini belirt. HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Faruk Dinç, TBMM’de düzenlediği basın toplantsında; iç ve dış gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Dinç, 12 yıllık zorunlu eğitm, fon krizi ve kamu kurumlarındaki liyakat sorunları, Diyanet Akademisi kursiyerlerinin yaşadığı mağduriyetler, aile yapısına yönelik tehditler, Uluslararası Ceza Mahkemesinin Afganistan İslam Emirliği yönetcileri hakkında aldığı tutuklama kararı, Yemen’de yaşanan çatşmalar ile Azerbaycan’daki başörtüsü yasağına dair değerlendirmelerde bulundu.

16 Eki 2026 - 15:35 YAYINLANMA
HÜDA PAR Milletvekili Dinç: 12 yıllık zorunlu eğitm yeniden yapılandırılmalı

“Eğitmde süre değil, nitelik ve amaç merkeze alınmalıdır” 12 yıllık zorunlu eğitm anlayışının, bilimsel veriler ve toplumsal gerçekler ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektğini belirten Dinç, “Her öğrenciyi aynı süre boyunca aynı akademik kalıba mahkûm etmek, bireysel yetenekleri, öğrenme farklılıklarını ve mesleki eğilimleri görmezden gelmektr. Bunun bedelini öğrenciler motvasyon kaybıyla, aileler çaresizlikle, toplum ise karşılanamayan mesleki ihtyaçlarla ödemektedir. Zorunlu eğitmin süresini ve yapısını yeniden düzenlemek, çocukları ve gençleri eğitmden uzaklaştrmak anlamına gelmemelidir. Asıl mesele, eğitmde süreyi değil, niteliği ve amacı merkeze almaktr.” dedi. Dinç, Millî Eğitm Bakanlığının öğrencileri tek bir eğitm modeline zorlamak yerine, temel kademelerden itbaren yetenek, ilgi ve öğrenme ihtyaçlarını belirlemesi; akademik, mesleki, teknik ve sanat odaklı eğitm seçeneklerini güçlendirmesi gerektğini belirt. “Eğitmde reform, yanlışta ısrarı bırakmakla başlar” Ahlaki gelişimi, sorumluluk bilincini, üretkenliği ve toplumsal aidiyet önceleyen bir eğitm sisteminin kurulması gerektğini belirten Dinç, “Çocukları sisteme uydurmaya çalışan değil, sistemi çocukların ftratna ve kabiliyetlerine göre şekillendiren bir eğitm anlayışı geliştrilmelidir. Eğitmde reform, tabelaları değiştrmekle değil, yanlışta ısrarı bırakmakla başlar.” şeklinde konuştu. “Kamu yönetminin ehliyet, liyakat ve denetm sorumluluğu ciddi bir şekilde sorgulanmalıdır” Gündemi meşgul etmeye devam eden fnansal fon krizi ve kamu kaynaklarının yönetmine de değinen Dinç, şunları söyledi: “Bir ülkede milyonlarca insan geçim derdiyle boğuşurken milyarlarca liralık fon meselesinin gündeme gelmesi, yalnızca fnansal bir kriz olarak değerlendirilemez. Bu durum, kamu yönetmindeki sorumluluk ve denetm mekanizmalarının ne ölçüde etkin işlediği sorusunu da gündeme getrmektedir. Emekli aylığıyla ayakta kalmaya çalışan, asgari ücretle kirasını ve mutak masrafnı denkleştremeyen, dar gelirine rağmen birikim yapmaya uğraşan vatandaşın hakkını kim, nasıl koruyacak? Vatandaşın sofrası her geçen gün küçülürken ve birikimleri risk altna girerken kamu yönetminin ehliyet, liyakat ve denetm sorumluluğu ciddi bir şekilde sorgulanmalıdır.” “İlgili kurumların görev ve sorumlulukları bütün yönleriyle gözden geçirilmelidir” Kurumların varlık sebebinin, vatandaşın hakkını gözetmek, hukuku herkese eşit uygulamak ve kamu güvenini tesis etmek olduğunun altnı çizen Dinç, “SPK’dan MASAK’a, BDDK’dan Hazine yönetmine ve Borsa İstanbul’a kadar ilgili kurumların görev ve sorumlulukları bütün yönleriyle gözden geçirilmelidir. Denetm mekanizmaları, görevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getremediğinde zarar gören yalnızca yatrımcılar değil, devletn kurumlarına duyulan güvendir.” dedi. “İhmali veya sorumluluğu bulunanlar hesap verecek mi?” Süreçteki ihmallerin erken uyarı sistemlerine rağmen erken uyarı sistemlerine rağmen önlenememesini sorgulayan Dinç, açıklamasının devamında şu soruları yönelt: “Riskler neden zamanında önlenemedi? Erken uyarılar neden dikkate alınmadı? İhmali veya sorumluluğu bulunanlar hesap verecek mi?” “Fon krizinin bedelini dar gelirli ödememeli” Devlet yönetminde sadakat yerine liyakatn esas alınması ve sorumluların hukuk önünde şefaf bir şekilde hesap vermesi gerektğini belirten Dinç, “Fon meselesi bütün boyutlarıyla şefaf biçimde araştrılmalı, ihmali ve sorumluluğu bulunanlar tespit edilerek hukuk önünde hesap vermelidir. Denetm zaafyetnin bedelini bir kez daha emekli, asgari ücretli ve dar gelirli vatandaş ödememelidir.” çağrısında bulundu. Diyanet Akademisi kursiyerlerine kira ve süre desteği talebi Diyanet Akademisine katlan imam hatp ve Kur’an kursu öğretcisi adaylarının mağduriyetlerini ve beklentlerini de dile getren Dinç, “İlahiyat eğitmi almış ve gerekli mesleki yeterlilikleri taşıyan imam hatp ve Kur’an kursu öğretcisi adaylarının, eğitm durumlarına göre 6-7 veya 9-10 ay gibi uzun bir akademi eğitmine tabi tutulmaları, üniversitede daha önce gördükleri alan eğitmiyle birlikte değerlendirildiğinde, adayları yeni bir külfetle ve zorlu bir süreçle karşı karşıya bırakmaktadır. Bununla birlikte, Diyanet Akademisinde eğitm gören imam hatp ve Kur’an kursu öğretcisi adaylarının yaşadığı ekonomik sıkıntlar da ayrıca dikkatlerden kaçmamaktadır. Eğitm süresince ödenen aylık 8 bin 500 TL civarındaki harçlıklar, günümüzün hayat pahalılığı karşısında temel ihtyaçları karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Özellikle evli adaylar; kira, ulaşım, gıda ve aile giderleri nedeniyle ciddi geçim sıkıntsı yaşamaktadır. Akademi yurtlarında kalamayan ve ailesiyle ayrı bir ev düzeni kurmak zorunda kalan kursiyerlerin yükü daha da ağırlaşmaktadır.” diye konuştu. “Adayların geçim sıkıntsıyla baş başa bırakılması kabul edilemez” Akademi eğitminin süresi ve içeriğinin gözden geçirilmesi çağrısında bulunan Dinç, “Bunun yanında adaylara yapılan ödemeler günün ekonomik şartlarına göre artrılmalı, evli kursiyerlere kira ve konaklama desteği sağlanmalıdır. Geleceğin imam hatp ve Kur’an kursu öğretcilerini yetştren bir kurumun, adayları geçim sıkıntsıyla baş başa bırakması kabul edilemez bir durumdur.” ifadelerini kullandı. “Aile kurumunu dağıtmaya yönelik girişimlerdir” Son dönemde kadınları aile içi sorumluluklarından soyutlamaya ve eşlerine karşı kışkırtmaya yönelik feminist içeriklerin yaygınlaştğını ifade eden Dinç, “İnanç ve değerlerimize göre aile içinde her ferdin yüklenmesi gereken kendine has sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar, iş bölümü ve tamamlayıcılık esası gereği yerine getrilir. Bu anlayış aile içinde uyumu sağlar.  Uyumun olmadığı yerde ise çatşmalar ortaya çıkar. Hak, hukuk ve eşitlik gibi kulağa hoş gelen söylemleri kullanarak eşler arası iş bölümü ve uyumu hedef alan anlayış; bizim inanç ve aile değerlerimizle taban tabana zıt olan aile düşmanı feminist ideolojinin bir yansımasıdır.” dedi. “25 yıl evli kalan kadınlara emeklilik hakkı tanınmalıdır” Anneliğin ve ev içi emeğin küçümsendiği yayınların yasaklanması gerektğini belirten Dinç, “Kadınlarımız çocukların yetşmesinde, geleceğe hazırlanmasında ve bir evin aile yuvası olmasında belirleyici bir role sahiptr. Anneleri bu vazifelerinden soyutlamak, geleceğimizi karartma adına yapılan girişimler olarak görülmeli; anneliği ve kadının ev içi emeğini küçümseyen yayınlar yasaklanmalıdır. Annelerin ev içi emeğinin değeri bilinmeli; 25 yıl evli kalanlara emeklilik hakkı tanınmalıdır.” önerisinde bulundu. “Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Afganistan kararı kabul edilemez” Uluslararası Ceza Mahkemesinin Afganistan İslam Emirliği yönetcileri hakkında aldığı tutuklama kararının kabul edilemez olduğunu belirten Dinç, söz konusu kararı kınayarak şöyle konuştu: “Afganistan konusunda asıl hesap vermesi gerekenler, yıllarca bu ülkeyi işgal altnda tutan  ve ülkenin büyük bir yıkıma sürüklenmesine neden olan işgalcilerdir. Eğer bugün kız çocuklarının ve kadınların hakları gerçekten düşünülüyorsa, öncelikle emperyalistlerin yıllarca acımasızca katletği Afgan kız çocuklarının ve kadınların hesabı sorulmalıdır. Yıllarca Afganistan’ı işgal altnda tutanlar, bugün de ülkenin ulusal varlıklarını ve kaynaklarını gasp ederek Afgan halkını yaptrımlar ve kısıtlamalarla ağır bir yoksullukla cezalandırmaya devam etmektedir. Uluslararası kurumlar hiçbir devletn veya güç odağının çıkarlarının aracı haline gelmemeli, emperyalist politkaların meşrulaştrma mercii olarak kullanılmamalıdır.” “Yemen’de çözüm yeni cepheler değil” Yemen'de 2015 yılından bu yana uygulanan askerî yöntemlerin kalıcı bir çözüm üretmediğini ve sivil halkın mağduriyetni artrmaktan başka bir işe yaramadığını belirten Dinç, “Yıllardır sonuç vermeyen bir yöntemin yeniden denenmesi Yemen’e yine barış getrmeyecektr. Bugün ihtyaç duyulan şey yeni cepheler açmak değil; kapsamlı bir iç uzlaşı, diplomasi masası ve kalıcı barış sürecidir.” dedi. “Türkiye ve Pakistan, Yemen’de bütün tarafarı kapsayan bir uzlaşı sürecinin önünü açmalı” Türkiye ve Pakistan’a önemli sorumluluklar düştüğünü dile getren Dinç, “Mekke İtfakı İslam dünyasında yaşanan iç ihtlafarda tarafarı diplomasi masasına taşıyacak bir mekanizma olarak  kullanılmalıdır. Türkiye ve Pakistan, Yemen’de bütün tarafarı kapsayan bir uzlaşı sürecinin önünü açmalı ve kalıcı bir barış anlaşmasına ulaşılması için inisiyatf almalıdır.” çağrısında bulundu. “Azerbaycan’daki başörtüsü yasağı kabul edilemez bir insan hakları ihlalidir” Azerbaycan’daki başörtüsü yasağına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dinç, “Azerbaycan’da öğrencilere yönelik başörtüsü yasağının sona erdirilmesini beklerken, uygulamanın öğretmenleri de kapsayacak şekilde genişletlmesini büyük bir endişeyle karşılıyoruz. İnancı gereği başörtüsü takan öğrencilerin eğitm hakkından, öğretmenlerin ise mesleklerini icra etme özgürlüğünden mahrum bırakılması kabul edilemez. Bu uygulamalar; din ve vicdan özgürlüğünün yanı sıra eğitm ve çalışma hakkını da ihlal eden ciddi bir insan hakları meselesidir.” dedi. “Temel insan hakları hiçbir devletn iç meselesine indirgenemez” Azerbaycan’daki başörtüsü yasağına yönelik yapılan eleştrilerin “başka bir ülkenin iç işlerine müdahale” şeklinde değerlendirilmesini de reddeden Dinç, “Söz konusu uygulamalara yönelik eleştrilerin ‘başka bir ülkenin iç işlerine müdahale’ şeklinde değerlendirilmesini de kabul edilemez buluyoruz. Temel insan hakları hiçbir devletn iç meselesine indirgenemez.” diye konuştu. “Türkiye açık bir tutum sergilemelidir” “Türkiye’nin kardeş ve Müslüman Azerbaycan halkına karşı tarihî, insanî ve ahlaki sorumlulukları vardır.” diyen Dinç, son olarak şunları kaydet: “Türkiye Cumhuriyet Hükümet, bu sorumluluğun gereği olarak Azerbaycan yönetmi nezdinde gerekli diplomatk girişimlerde bulunmalı ve başörtüsü nedeniyle yaşanan hak ihlallerinin sona erdirilmesi yönünde açık bir tutum sergilemelidir. Azerbaycan yönetmini; öğrencilerin eğitm hakkını ve öğretmenlerin çalışma özgürlüğünü güvence altna almaya, inançları nedeniyle vatandaşlarını ayrımcılığa maruz bırakan uygulamalardan derhal vazgeçmeye davet ediyoruz.”

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: