HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: Aile çökerse toplum ayakta kalamaz

Türkiye’de alarm veren doğurganlık verileri ve küresel dayatmalara dikkat çeken HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Nüfus artş hızı öyle bir düştü ki 30 yılda gelinecek denen tehlikeli noktaya 1,5 yılda ulaştk; aile çökerse toplum ayakta kalamaz.” uyarısında bulundu. HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın açılışında Haberlercom Youtube kanalının canlı yayın programına katldı. Partsinin Meclis'e sunduğu ancak uzun süredir Genel Kurul gündeminde bekleyen yasa tekliferine dikkat çekerek çarpıcı açıklamalarda bulunan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, çife vatandaş siyonistlerin mal varlıklarına el konulmasını öngören kanun teklifnden asgari ücretn yaşam maliyetne endekslenmesine, uyuşturucuyla mücadeleden aile yapısının korunmasına dair gündemdeki konulara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Toplumsal yapının temel direği olan aile kurumunun karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çeken Yapıcıoğlu, Türkiye'deki nüfus ve evlilik verilerinin ürkütücü bir hızla gerilediğini vurguladı. Küresel dayatmalar ve ahlaksızlık propagandalarıyla aile yapısının doğrudan hedef alındığını belirten Yapıcıoğlu, devletn ve siyaset kurumunun acilen koruyucu mekanizmaları devreye alması gerektiğini ifade etti.

02 Eki 2026 - 14:40 YAYINLANMA
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: Aile çökerse toplum ayakta kalamaz

“Soykırım suçuna karışan çife vatandaşlara yönelik kanun teklifmiz görüşülmeyi bekliyor” Siyonist terör rejiminin Gazze'deki saldırılarına katlan çife vatandaşlardan soykırım suçuna iştrak edenlerin vatandaşlıklarının geri alınmasını ve ifadeye gelmedikleri takdirde mal varlıklarına el konulmasını öngören kanun tekliferinin uzun süredir Genel Kurulda görüşülmeyi beklediğini belirten Yapıcıoğlu, “Bu kanun teklif, tarihte bir ilk olarak iktdar partsi tarafndan verilmeyen ve komisyondan da görüşülmediği halde doğrudan doğruya genel kurulun gündemine alınan bir kanun teklif oldu. 158 sayısıyla genel kurulda uzun bir süredir görüşülmeyi bekliyor. Maalesef henüz görüşülemedi. Hep başka kanunlar, kanun teklifmizin önüne geçt.” dedi. Başka konularla ilgili de kanun tekliferi verdiklerini belirten Yapıcıoğlu, komisyonlarda 45 günlük bir bekleme süresi olduğunu hatrlatarak, bu süre içinde tekliferi görüşülmezse doğrudan Genel Kurul gündemine alınması için önerge verme haklarını kullanacaklarını ifade et. Cezaevinde bulunan gebe ya da emzikli ve küçük çocuğu olan kadınların infaz süreçlerine yönelik kolaylaştrıcı düzenlemeler yapılması amacıyla bir kanun teklif de verdiklerini hatrlatan Yapıcıoğlu, bu düzenlemeyle birlikte hem annenin hem de çocuğun maruz kalabileceği psikolojik ve fziksel olumsuzlukların önüne geçilmesini hedefediklerini belirt. “Uyuşturucu etkisiyle işlenen suçlar ağırlaştrıcı sebep sayılsın” Uyuşturucu etkisiyle işlenen gasp, hırsızlık ve cinayet gibi suçların cezasının artrılması gerektğini belirten Yapıcıoğlu, “Uyuşturucu etkisi altnda işlenen bazı suçlar var. Uyuşturucu belası gerçekten çok yaygın, gençlerimizi tuzağa çekmeye çalışıyorlar. Uyuşturucu baronları ve sürekli uyuşturucu dağıtan, pazarlayan insanlara yönelik operasyonlar oluyor ama bu operasyonlar maalesef yeterli olmuyor. Sadece uyuşturucu suçuyla sınırlı kalmıyor. Uyuşturucu parası bulamayan genç, bakıyorsunuz gitmiş hırsızlık yapmış ya da birisini gasp etmiş ya da çok daha acı olaylara tanık olduk. Uyuşturucu krizine girdiği ve uyuşturucu bulamadığı için annesini, anneannesini bileziği için öldüren insanlarla karşılaştk. Eğer bir suç uyuşturucu etkisiyle ya da uyuşturucu temin etmek amacıyla işlenmişse, bu da ağırlaştrıcı bir neden olsun ve bu tp suçların ne kadar olduğunu da net bir şekilde istatstkler olarak ortaya koyabilelim ve bunlarla mücadele etmenin yollarını arayalım.” ifadelerini kullandı. “Uyuşturucu tcaretne karışan kamu görevlilerinin cezası artrılsın” Uyuşturucuyla mücadele etmesi gereken kurumlarda çalışan ve aralarında emniyet ile yargı mensuplarının da bulunabildiği bazı kamu personellerinin, görevlerini uyuşturucu kullanımını veya satşını kolaylaştracak şekilde kullanmaları durumunda cezalarının daha da artrılması gerektğini belirten Yapıcıoğlu, şunları söyledi: “Uyuşturucu ile mücadele etmesi gereken kurumlarda çalışan bazı kamu personelleri maalesef bazen bunların arasında emniyet mensupları ve yargı mensupları da bulunabiliyor. Uyuşturucu ile mücadele etmesi gereken kurumların içerisinde görev yapanlar, eğer bulundukları konumu ya da yaptkları görevi uyuşturucu kullanılmasını ya da satlmasını kolaylaştrıcı bir şekilde kullanıyorlarsa, onların cezalarının daha da artrılması lazım. Mutlaka uyuşturucu ile ilgili topyekûn bir mücadele stratejisi geliştrip yasal düzenlemeler de içerisinde olacak şekilde bütün kurumlar eşgüdüm halinde gençlerimizi bu beladan kurtarmanın bir yolunu bulmalıyız.” “Bir başkasının kutsalına hakaret etme özgürlüğü yoktur.” Sosyal medyada mukaddesata yönelik yoğun saldırılar düzenlendiğini ve bu durum gündeme geldiğinde bazı kesimlerin bunu fkir ya da düşünce özgürlüğü olarak savunduğunu belirten Yapıcıoğlu, dini ve manevi değerlere hakarete daha caydırıcı cezalar verilmesi ve Türk Ceza Kanunu’na “Dini değerlere hakaret” başlıklı müstakil bir madde eklenmesi için Meclis’e kanun teklif sunduklarını hatrlatarak şöyle konuştu: “Bir başkasının kutsalına sövme özgürlüğü yoktur. Evet, herkes kendi düşüncesini açıklayabilir ama kendi düşüncesini açıklamak başka, başkasının kutsalına hakaret etmek başkadır. Kanunlarımızda birine dini inancından dolayı hakaret etmeye ilişkin düzenleme var ama doğrudan kutsala hakaret diye bir suç yok. Bunun müstakil bir suç olarak düzenlenmesi için kanun teklif verdik.” Yapıcıoğlu, Türkiye’deki doğurganlık oranlarının gerilemesi ve çocuk sahibi olma eğiliminin zayıfamasının toplumsal bir risk oluşturduğunu belirt. “Aile çökerse toplum ayakta kalamaz” Aile yapısını doğrudan hedef alan ahlaksızlık propagandalarının hızla artmasının arkasında küresel bir dayatma olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, tehlikenin boyutunu şu sözlerle özetledi: “Aile yapımızı hedef alan saldırılardan bir tanesi de ahlaksızlıkların propagandasının yapılmasıdır. Bat ülkelerinde özellikle Amerika'da yapılan istatstk çalışmalar işin vardığı boyutu gözler önüne seriyor ve Türkiye içerisinde durup dururken bu tp ahlaksızlıkların böyle 7-8 kat, 10 kat artması doğal değil, mümkün de değil. Bat'da aile toplumu çöktü. Aile çökerse toplum ayakta kalamaz. İngiltere gibi muhafazakâr bir toplumda bile çocukların yarısından fazlası evlilik dışı doğuyorsa, bizim külahı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor. Başkasının musibetnden de bizim ders çıkarmamız gerekiyor.” “30 yıllık tehlikeye 1,5 yılda ulaştk” Doğurganlık oranlarının gerilediğine dikkat çeken Yapıcıoğlu, evlilik oranlarının hızla azalması ve çocuk sahibi olma eğiliminin zayıfaması karşısında aile yapısını koruyacak acil tedbirlerin devreye sokulması gerektğini ifade ederek, “Nüfus artşı o kadar hızlı bir şekilde düştü ki belki 30 yılda buralara gelecek denen bir noktaya 1,5 yılda geldik. Bu düşüş hızı da devam ediyor.” diye konuştu. “En düşük emekli maaşı asgari ücretn altnda olmamalı” En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılması için verdikleri kanun teklifne de değinen Yapıcıoğlu, “En düşük emekli maaşı asla asgari ücretn altnda olmamalı ama asgari ücret de açlık sınırının altnda olmamalı. Tek kişinin yaşam maliyet 48.000 liranın üzerinde ama asgari ücret 28.000 liradır.” dedi. “Asgari ücrete yönetmelik tarifesi gerçeği yansıtmıyor” Asgari Ücret Yönetmeliği'ndeki tanımı hatrlatan Yapıcıoğlu, asgari ücretn yönetmelikte işçinin beslenme, giyim, barınma, sağlık, eğitm ve kültür gibi zorunlu ihtyaçlarını günün fyatları üzerinden karşılamaya yetecek ücret olarak tarif edildiğini belirterek, “Peki, bir kişinin sadece zorunlu ihtyaçlarını karşılamaya yetecek ücretse kişi nasıl aile kurup o maaşla bir de aileye bakacak? Bir kişinin yaşam maliyet 48.000 lirayken 28.000 lira asgari ücret tespit etmişiz, onun da neredeyse yarısını veriyoruz. İnsanlar geçinmekte zorlanıyor. O yüzden asgari ücretn mutlaka kayda değer bir şekilde artrılması gerekir.” çağrısında bulundu. “Asgari ücretli vergi vermeye devam ediyor” Asgari ücretn vergi dışı bırakılması yönündeki taleplerini 10 yıl boyunca dile getrdiklerini ve 2021 yılından bu yana asgari ücreten kaynakta vergi kesilmediğini belirten Yapıcıoğlu, “Fakat asgari ücretli yine vergi vermeye devam ediyor. Çünkü bizim maliye olarak topladığımız vergilerin üçte ikisi dolaylı vergi. Harcama yapılırken ödenen vergidir. Dolayısıyla hâlâ dar gelirlilerin sırtnda çok ciddi bir vergi yükü var. Bu yükü haffetmek için bir çaba içerisinde olmalıyız. Dolaylı vergileri değil de gelirden ya da serveten alınan vergileri artrmamız lazım.” dedi. “Şiddetn sona ermesi lazım” Terörsüz Türkiye sürecine de değinen Yapıcıoğlu, Türkiye’deki şiddet sorununun hakkaniyete uygun olarak çözülmesi ve şiddetn de sona ermesi gerektğini vurgulayarak, “Başından beri bu meselenin iki yönlü olduğunu ifade etk. Birincisi, Türkiye'de bir şiddet sorunu var. Hakkaniyetle çözülmesi gereken bir sorundur ve şiddetn sona ermesi lazım. Nihayetnde örgüt silahı bırakma kararını aldı. Şimdi işleyen süreçte idari mekanizmaların bunu teyit ve tespit etmesi gerekiyor. Çıkmış olan çerçeve yasa kapsamında örgüte mensup olanlar bazı indirimlerden faydalanacaklar. Yeni bir alt çerçeve çizilecek ve belki cezaevinde bulunan insanların da bir kısmı dışarı çıkacak. İnşallah bir daha da şiddete başvurulmaz.” temennisinde bulundu. “Şiddet sorununu ve Kürt meselesini birbirinden ayırmak lazım” Kürt meselesine de değinen Yapıcıoğlu, “100 yılı aşarak devam eden Kürt meselesi var. Dönem dönem alevlenmiştr, bazen çözüm yolunda adımlar atlmıştr ama nihayetnde hâlâ var olmaya devam eden bir meseledir. Şiddet sorununu ve Kürt meselesini birbirinden ayırmak lazım. Önceki çözüm sürecinde yapılan en büyük yanlışlardan bir tanesi buydu ama şükür bu süreçte iki mesele birbirine karıştrılmadı. Kürt meselesi şiddet sorununa indirgenmedi. Şiddet biterse, bu deferi kapatrsak, bu parantezi bir daha açılmamak üzere kapatrsak, bundan sonra yeni bir kapı açılacak. Nedir o kapı? İşte kardeşliğe giden sürecin kapısıdır. Başta anayasa olmak üzere bu konuda hukuki düzenlemeleri yapmamız gerekir. Eski ezberlerimizi ya da korkularımızı bir kenara bırakacağız. Birilerinin elinde silah varken bölünüyoruz korkusuyla ‘acaba bölünecek miyiz? Dışarıdan birilerinin yönlendirmesiyle olan bir süreç mi?’ şeklinde bazı vatandaşlarımızda endişeler vardı. Bazı siyasi partler bu konuda endişelerini açık bir şekilde dile getriyorlar. Bu anlaşılabilir ama şu anda en azından o zemin ortadan kalktktan sonra ben inanıyorum ki her meselemizi daha rahat konuşabileceğiz.” diye konuştu. “Edebiyatnı çokça yaptğımız kardeşlik lafa kalmamalı, yasallaşmalı” Sürecin ilk boyutunun şiddet ve terörün sona ermesi olduğunu, ikinci boyutunun ise iç cephenin tahkim edilmesi ve kardeşlik hukukunun yasal temele oturtulması gerekliliğini ifade eden Yapıcıoğlu, şunları aktardı: “Edebiyatnı çokça yaptğımız kardeşliğin hukuki çerçevede de tamamlanması için mutlaka atlması gereken adımlar var. Bu konuda da bizim raporumuzda aslında detaylı önerilerimiz var. Arzu edenler hem Meclis Başkanlığının sitesinden bu süreçle ilgili komisyona sunmuş olduğumuz 50 sayfalık raporu ve onun ekindeki kanun teklifmiz bakabilirler. Bu devlet Kürtün de Türkün de devletdir. Bayrak hepimizin bayrağıdır. Çanakkale'de de, Sarıkamış'ta da Yemen Cephesi'nde de dedelerimiz birlikte savaştlar, yan yana şehit düştüler, kanlarımız birbirine karışt. Memlekete yaşayan Kürt kardeşlerimiz de devletn asli kurucu unsurudur. Bugün şükürler olsun ki milliyetçi cepheden de buna benzer cümlelerin kurulmuş olması, çözüm yolunda güçlü adımlar atlacağına dair umutlarımızı güçlendirmektedir.” Bin yıllık kardeşliğin temelinde ortak inanç ve ortak vatanın yer aldığını vurgulayan Yapıcıoğlu, bu zeminin güçlendirilmesi halinde kardeşliğin kıyamete kadar süreceğini ifade et. “Elimizden gelen her türlü çabayı ortaya koyacağız” Kardeşliğin zemininin sağlamlaştrılması gerektğini belirten Yapıcıoğlu, HÜDA PAR olarak bu doğrultuda her türlü çabayı göstereceklerinin altnı çizerek, “Evet, biz 1000 yıldır kardeşiz. Karşılaştğımız ilk günden beri ortak inanç nedeniyle kardeşiz. Bu kardeşliğimizin 1000 yıl daha sürmesinin şartları bellidir. Bizi kardeş kılan bağ neyse, kardeşliğin zemini neyse, o zemini güçlendirirsek inşallah kıyamete kadar bu kardeşlik devam edecektr. Bizim işimiz o zemini güçlendirmek olacaktr. Bu konuda HÜDA PAR olarak elimizden gelen her türlü çabayı ortaya koyacağız ve inşallah o zemini güçlendireceğiz. O zemin ortak vatanımızda ortak inanca sahip olmamızdır.” vurgusu yapt. “Dış müdahalelere karşı ortak cephe oluşturmalıyız” Toplumsal yapıyı sağlam bir kaleye benzeterek bu yapının sökülen taşlarının yeniden onarılması ve dış müdahalelere karşı güçlendirilmesi gerektğini belirten Yapıcıoğlu, “Netcede sağlam bir kalemiz var, o kalenin temel taşları ile birileri oynadı ya da yerindeki bazı taşları sökmeye çalışt. Şimdi biz oraları yeniden tamir edip kalemizi muhkem hale getreceğiz ki dışarıdan birileri girmesin. Bizim kendi aramızda bazı sorunlarımız olabilir, siyaset kurumu bazı meselelerde farklı düşünebilir, bu çok tabiidir. Hata benim yıllardır söylediğim, bugün Sayın Cumhurbaşkanı'nın da çok isabetli bir şekilde söylediği gibi, siyaset kurumunun ya da insanların her konuda aynı düşünmesi mümkün de değil, doğru da değil, sağlıklı da değil. Elbete farklı düşüncelerimiz olacak ama bu düşüncelerimiz kavga etme sebebi olmamalı. Biz, bu düşüncelerimizi oturacağız, tartşacağız, doğru neredeyse o ortak zeminde inşallah buluşacağız.” diyerek sözlerini tamamladı.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: