HÜDA PAR Genel Başkan Yapıcıoğlu: Kudüs’ün fethi dağılmış bir ümmetn yeniden toparlanmasıydı

Şanlıurfa'da düzenlenen “Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli”nde konuşan HÜDA PAR Genel Başkan Zekeriya Yapıcıoğlu, “Kudüs’ün fethi, yalnızca bir şehrin el değiştrmesi değildi. Bu feth, dağılmış bir ümmetn yeniden toparlanmasının, kaybetği özgüveni yeniden kazanmasının ve tarihin akışına müdahale edebilecek bir iradeyi ortaya koymasının ifadesiydi.” dedi. HÜDA PAR tarafndan Kudüs’ün fethinin yıl dönümü vesilesiyle Şanlıurfa’da “Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli” düzenlendi. Yoğun bir katlımla gerçekleşen panelde Gazze'de yaşanan son gelişmeler, Kudüs'ün durumu ve Selahaddin Eyyubi'nin örnekliği ele alındı. Haliliye Belediyesi Gençlik ve Kültür Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen panelde konuşan HÜDA PAR Genel Başkan Zekeriya Yapıcıoğlu, İslam dünyasının mevcut eylemsizliğine dikkat çekerek ümmete birlik ve adalet çağrısında bulundu. Gazze’deki soykırıma da dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Siyonist rejimin bu kadar pervasız hareket edebilmesinin en önemli nedeni, İslam dünyasının ortak bir irade ve tepki ortaya koyamamasından kaynaklanmaktadır.” dedi. Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli'nin hayırlara vesile olmasını dileyen Yapıcıoğlu, bu anlamlı buluşmanın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.

02 Eki 2026 - 18:14 YAYINLANMA
HÜDA PAR Genel Başkan Yapıcıoğlu: Kudüs’ün fethi dağılmış bir ümmetn yeniden toparlanmasıydı

“Kudüs’ün fethi dağılmış bir ümmetn yeniden toparlanmasıydı”
İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Kudüs'ün ikinci kez fethinin 839'uncu yıl
dönümünün bugün idrak edildiğini anımsatan Yapıcıoğlu, “88 yıl boyunca Haçlı işgali altnda kalan
Kudüs, Selahaddin Eyyubi'nin önderliğindeki İslam ordusu tarafndan 2 Ekim 1187 tarihinde bir Cuma
günü yeniden fethedildi. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa esareten kurtarıldı. Bu feth, yalnızca bir şehrin el
değiştrmesi değildi. Bu feth, dağılmış bir ümmetn yeniden toparlanmasının, kaybetği özgüveni
yeniden kazanmasının ve tarihin akışına müdahale edebilecek bir iradeyi ortaya koymasının ifadesiydi.
Bu vesileyle Şark'ın sevgili sultanı, büyük komutan ve mücahid Selahaddin Eyyubi'yi, Kudüs'ün
fethinde emeği ve mücadelesi bulunan bütün kahramanları rahmetle yâd ediyorum.” dedi.
“Kudüs işgal altndayken Selahaddin nasıl gülebilir?”
“Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü fethetmesini anlamak için öncelikle şu soruyu sormamız gerekiyor”
diyen Yapıcıoğlu, “Bir komutanı büyük yapan yalnızca kazandığı savaşlar mıdır? Yoksa uğruna
mücadele etği değerler, taşıdığı sorumluluk ve gücü eline geçirdiğinde sergilediği ahlaki duruş
mudur? Selahaddin'in hayatna baktğımızda bu soruların cevabını açıkça görüyoruz. Dönemin
tarihçileri kaydeder ki Kudüs henüz Haçlı işgali altndayken, büyük komutan Selahaddin Eyyubi’nin
yüzünün güldüğünü gören olmamışt. O kadar dertli ve mahzun görünüyordu ki bir gün yakın dostları
ve sadık komutanları yanına gelerek ricada bulundular: ‘Ey Sultanım! Kendini çok harap ediyorsun, ne
olur biraz tebessüm et, yüzün gülsün ki ordun da senden güç alsın.’ Selahaddin, derin bir iç çektkten
sonra şu tarihî cevabı verdi: ‘Mescid-i Aksa ve Kudüs işgal altndayken, Müslümanlar orada zulüm
görürken, Selahaddin nasıl gülebilir? Nasıl yediğinden keyif alabilir, nasıl rahat uyuyabilir?” diye
konuştu.
“Selahaddin Eyyubi'yi Bat’nın gözünde bile bir erdem abidesi yapan sır nedir?”
İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Kudüs'ün ikinci kez fethinin 839'uncu yıl
dönümü vesilesiyle düzenlenen anma programında, katlımcıların sadece tarihe mal olmuş bir
hükümdarı anmak için toplanmadığını, asırlar öncesinden bugüne ışık tutan örnek bir şahsiyetn
mirasını konuşmak üzere bir araya geldiklerine işaret eden Yapıcıoğlu, şunları ifade et:
“Bundan tam beş yıl önce, 2 Ekim 2021 günü gerçekleştrdiğimiz böyle bir programda ‘önümüzde
Selahaddin gibi bir örneklik varken ümitsiz olamayız’ demiştm. Küresel ölçekte adaletn terazisinin
bozulduğu, gücün hakka galebe çaldığı ve insanlık onurunun ağır yaralar aldığı bir zaman diliminden
geçtğimizi hatrlatmak isterim. İşte tam da bu yüzden, her sıkıştğımızda, her çaresiz hissetğimizde,
‘Önümüzde Selahaddin gibi bir örnek varken.’ Cümlesi zihnimizde yankılanıyor. Peki, kimdir
Selahaddin? Onu sadece Doğu’nun değil, kendisiyle amansızca savaşan Bat’nın da gözünde
‘kahramanlığın ve erdemin örneği’ yapan sır nedir?”
“Selahaddin, coğrafyasını adaletle ve samimiyetle tek bir çat altnda topladı”
Selahaddin Eyyubi'nin yalnızca sınırları genişleten bir fath veya orduları yöneten bir general
olmadığını; aksine gücü elindeyken insan kalmayı başaran, zirvedeyken mütevazı olabilen ve en güçlü
anında bile adaleten asla sapmayan en somut örneklerden biri olduğunun altnı çizen Yapıcıoğlu,
“Selahaddin’in hayat hikâyesi ve bıraktğı miras, bugün bizlerin düştüğü hatalara, karşılaştğı krizlere
reçete olacak çok net aşamalardan oluşur. Bu büyük siyasi ve askerî liderin önümüzdeki örnekliğini üç
temel noktadan ele alabiliriz. Birinci nokta içeride birlik inşa etmektr. Bizler Selahaddin’i genellikle
Haçlılara karşı kazandığı Hıtn Savaşı ve ardından gelen Kudüs fethiyle hatrlarız. Ancak tarihi gerçeklik
şudur ki Selahaddin ömrünün neredeyse üçte ikisini dışarıdaki düşmanla değil, kendi coğrafyasındaki
iç çekişmeleri, mezhep kavgalarını ve dağınık emirlikleri birleştrmek için harcamıştr. O çok iyi
biliyordu ki kalpleri ve hedeferi birleşmemiş bir topluluğun elindeki kılıçlar ne kadar keskin olursa
olsun, zafer devşiremezdi. Selahaddin, coğrafyasını kılıç zoruyla değil, adaletle, ikna kabiliyetyle ve
samimiyetle tek bir çat altnda topladı. Parçalanmışlığı kardeşliğe dönüştürdü. Bugün bizler de kendi
hayatmızda, kurumlarımızda veya toplumumuzda büyük başarılar hedefiyorsak, dönüp bakacağımız
ilk yer burasıdır. İçeride barışı, güveni ve birliği sağlayabiliyor muyuz? Yoksa küçük hesaplarla
enerjimizi içeride mi tüketyoruz?” diye sordu.
“Gerçek feth, şehirlerin surlarını yıkmak değil, insanların kalbini kazanmaktr”
Tarihin, kazananların faturasını hep kaybedenlere ödetği hikâyelerle dolu olduğuna vurgu yapan
Yapıcıoğlu, “İkinci nokta, gücün ahlakla ve merhametle taçlandırılmasıdır. Yıl 1099. Kudüs ilk kez işgal
edildiğinde, şehre giren Haçlılar sokakları kelimenin tam anlamıyla kan gölüne çevirmişt. Ne kadına
ne çocuğa ne de mabede sığınan masuma acımamışlardı. Yıl 1187. Selahaddin Kudüs’ün kapılarına
dayandı ve şehri geri aldı. Dünya tarihi o gün, eşine az rastlanır bir intkam bekliyordu. İslam’ı ve
Selahaddin’i bilmeyenler, mukabil bir katliam bekliyordu. Ancak Selahaddin ne yapt? Şehre girdiğinde
tek bir sivilin saçının teline bile zarar verdirmedi. Hıristyan halkın malını, canını ve mabetlerini
güvence altna aldı. Şehirden ayrılmak isteyenlere güvenli koridorlar açt. İşte Selahaddin’i
‘Selahaddin’ yapan sır tam olarak buradadır. O, düşmanının barbarlığına İslam’ın adaletyle cevap
verdi. Gücü eline geçirdiğinde zalimleşmedi, ölçüyü, haddi aşmadı. Bizlere şu sarsılmaz hakikat bir kez
daha öğret. Gerçek feth, şehirlerin surlarını yıkmak değil, insanların kalbini kazanmaktr. Güç, kitap
ve mizandan koptuğu an zorbalığa dönüşür, zulüm üretr. Selahaddin ise gücü, zayıfarı korumanın bir
kalkanı haline getrdi. Bugünün dünyasında, uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, masumların
gözetlmediği modern zamanlarda, Selahaddin’in bu asil duruşuna ne kadar da muhtacız, değil mi?”
şeklinde konuştu.
“Dünyaya hükmet ama dünyanın kendisini esir almasına asla izin vermedi”
Günümüz dünyasının unvanların, makamların, şahsi zenginliklerin, şöhret ve şehvetn kutsandığı bir
çağ olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Üçüncü nokta ise kişisel adanmışlık ve mütevazılıktr. Gücü
eline alanın ilk işi, kendi tahtnı tahkim etmek, servetne servet katmak oluyor. Mısır, Suriye, Hicaz ve
Yemen’in, yani döneminin en zengin coğrafyalarının sultanı olan Selahaddin Eyyubi vefat etğinde,
geride bir şahsi servet bırakmadı; mevcut birikimi, kendi cenaze masrafarını karşılamaya bile
yetmiyordu. Çünkü o, devletn kasasını, halkın hazinesini kendi cüzdanı olarak görmedi. Kendisine
harcamadı; mabetlere, medreselere, yoksullara ve adalet mekanizmasına harcadı. O, dünyaya
hükmet ama dünyanın kendisini esir almasına asla izin vermedi. Selahaddin'in asırlar sonra hâlâ
anılmasının sebebi yalnızca fethetği topraklar değil, nasıl bir insan ve nasıl bir lider olduğudur.”
ifadelerini kullandı.
“Filistn topraklarında zulüm, katliam ve esaret devam etmektedir”
Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın yine işgal altnda olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, “Filistn
topraklarında zulüm, katliam ve esaret devam etmektedir. Gazze'de gözlerimizin önünde açık bir
soykırım, büyük bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Masum insanlar katlediliyor, çocuklar annesiz ve
babasız bırakılıyor; okullar, hastaneler ve mabetler bombalanıyor, hayatn bütün imkânları ortadan
kaldırılıyor. Bütün bunlar yaşanırken İslam dünyasının içinde bulunduğu dağınıklık ve eylemsizlik ise
üzerinde ciddiyetle düşünmemiz gereken bir tablodur.” diye konuştu.
“Bize düşen geçmişin kahramanlıklarıyla övünmek değil, o değerleri yeniden kuşanmaktr”
Siyonist rejimin bu kadar pervasız hareket edebilmesinin en önemli nedeninin İslam dünyasının ortak
bir irade ve ortak bir tepki ortaya koyamamasından kaynaklandığına dikkat çeken Yapıcıoğlu, şöyle
devam et:
“Dahası, bazı İslam ülkelerinin idarecileri, soykırıma verdiği sınırsız destek ortada olan emperyalist
ABD ile iş birliğini sürdürmektedir. Bu tutum nerede, ümmetn ortak vicdanının beklediği ve
Selahaddin'in temsil etği duruş nerede? Bugün kendimize şu soruyu sormak zorundayız.
Selahaddin'in yaşadığı dönemdeki dağınıklık, ihtlaf ve işgallerden ders çıkarmayacaksak, onun
hayatnı ve mücadelesini anmanın ne anlamı vardır? Onu yalnızca tarih kitaplarında okuyacağımız bir
kahraman olarak mı göreceğiz? Yoksa onun temsil etği iradeyi, birlik anlayışını ve adalet
mücadelesini bugüne taşıyabilecek miyiz? Bize düşen, geçmişin kahramanlıklarıyla övünmekten ibaret
bir tarih anlayışı değildir. Bize düşen, o kahramanlıkları mümkün kılan değerleri yeniden kuşanmaktr.”
“Selahaddin’in ‘Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar’ sözünü kulağımıza küpe
edeceğiz”
İslam ümmetnin aralarındaki farklılıkları çatşmaya dönüştürmek isteyen ftne odaklarına kulak
asmadan dağınıklığa son vermek için harekete geçmesi gerektğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Önümüzde
iki yol bulunmaktadır. Ya ayrılıklarımızı büyütmeye, birbirimizle uğraşmaya, sahip olduğumuz etnik,
mezhebî ve coğraf aidiyetleri ümmetn ortak maslahatnın önünde tutmaya devam edeceğiz. Ya da
Selahaddin’in ‘Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar’ sözünü kulağımıza küpe edeceğiz
ve ortak düşmana karşı güçlerimizi birleştreceğiz. Aramızdaki ihtlaf ve farklılıkları ümmetn
unsurlarını çatştrmak için kullanmaya çalışan ftne odaklarına kulak asmadan dağınıklığımıza son
vermek için harekete geçeceğiz. Bize göre birlik olmaktan başka bir yol yoktur. Elbete bu birlik,
farklılıkların yok sayılması veya herkesin aynı düşünmesi anlamına gelmiyor. Bilakis farklılıklarımızı
muhafaza ederek ortak değerlerimiz ve ortak sorumluluklarımız etrafnda buluşabilmektr.
Selahaddin'in bize öğretği de budur. Bu anlayışla ümmetn evlatlarını ve azalarını böyle bir
mücadeleye hazırlamak zorundayız. İlimle, irfanla, ahlakla, kardeşlikle ve güçlü bir iradeyle geleceğe
hazırlanmalıyız. Çünkü büyük zaferler, yalnızca zafer gününde değil, o güne kadar verilen hazırlık ve
mücadele sürecinde kazanılır. Bize göre sefere hazırlanmak, en az feth kadar değerlidir. Bugün
gerçekleştrdiğimiz bu paneli de bu hazırlığın, bu bilinçlenmenin ve ortak sorumluluğumuzu yeniden
hatrlamanın bir vesilesi olarak görüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Heniyye ve Sinvar başta olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum”
Yaklaşık bir asırdır Filistn topraklarında, Kudüs'ün ve ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'nın izzetni ümmet
adına muhafaza eden, canlarını siper eden Filistnlilerin mücadelesini ve kutlu direnişlerini selamlayan
Yapıcıoğlu, “Başta İsmail Heniyye ve Yahya Sinvar olmak üzere bütün şehitlerimizi bir kez daha
rahmetle yâd ediyorum. Onların mücadelesi gösteriyor ki bir davaya inanmak, o davayı yaşatmak ve
gelecek nesillere aktarmak büyük bir fedakârlık ve adanmışlık gerektrir.” dedi.
“Selahaddin gibi bir örnek omuzlarımıza asil bir sorumluluk yükler”
Yapıcıoğlu, "Önümüzde Selahaddin gibi bir örnek varken’ demek, sadece geçmiş bir tarihle övünüp
bugünün tembelliğine kılıf uydurmak değildir. Aksine bu ifade, omuzlarımıza ağır ama asil bir
sorumluluk yükler. Bu cümle bir yönetciye, ‘Yönetklerinin hakkını yemeden, adaletle hükmet.’ der.
Bir iş insanına, ‘Çalışanının hakkını gözet, ahlaklı kazan.’ der. Bir gence, ‘Dünyanın geçici heveslerine
değil, insanlığa kalıcı miraslar bırakacak büyük hedefere odaklan.’ der.” dedi.
“Selahaddin’in o sarsılmaz iradesine, inanmışlığına, kararlılık ve azmine, zühd ve takvasına
ihtyacımız var”
İslam ümmetnin kurtuluş reçetesinin maddi güçte olmadığını, manevi ve ahlaki değerlerde olduğunu
belirterek konuşmasını tamamlayan Yapıcıoğlu, şu vurguyu yapt:
 “Bugün insanlık olarak düştüğümüz yerden kalkmak istyorsak ne daha çok silaha ne daha çok paraya
ihtyacımız var. Bizim, Selahaddin’in o sarsılmaz iradesine, inanmışlığına, kararlılık ve azmine, zühd ve
takvasına ihtyacımız var. O, asırlar önce Kudüs’ün burçlarına sadece bir bayrak değil, insanlığın
haysiyetni korumaya alan adalet sancağını da ast. Tarih, sadece gücüyle dünyayı inleten ama
arkasında enkaz bırakan tranları değil; gücünü adalete ram eden, arkasında merhamet ve sevgi
bırakan Selahaddinleri yaşatr. Bizler de onun bıraktğı bu meşaleyi devralmalı, hayatmızın her
alanında birer Selahaddin gibi adil, birer Selahaddin gibi birleştrici ve birer Selahaddin gibi ahlaklı
olmak için mücadele etmeliyiz. Önümüzdeki bu nadide örneğin rehberliğinde; Kudüs ve Mescid-i
Aksa'nın yeniden hürriyetne kavuştuğu, adaletn hâkim olduğu, masumların ağlamadığı, gücün değil
hakkın üstün tutulduğu daha güzel bir dünyayı hep birlikte inşa etmek ümidiyle.”

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: