HÜDA PAR Bingöl'de "Ana Dilimi Seçiyorum" paneli düzenledi

HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanlığı tarafından okullardaki seçmeli ders dönemine dikkat çekmek ve anadil konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Bingöl'de " Ana Dilimi Seçiyorum/Zıvanê Dadiya Xu Vicneno/a" başlıklı panel düzenlendi. HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanlığı, okullardaki seçmeli ders sürecine dikkat çekmek ve anadil konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla Bingöl'de panel düzenledi. "Zıvanê Dadiya Xu Vicneno/a-Ana Dilimi Seçiyorum" başlıklı düzenlenen panelde dil çeşitliliğinin ilahi bir nimet ve zenginlik olduğu, anadilde eğitimin seçmeliden çıkarılarak kesintisiz bir şekilde tanınması gerektiğine vurgu yapıldı.

04 Şub 2026 - 18:13 YAYINLANMA
HÜDA PAR Bingöl'de "Ana Dilimi Seçiyorum" paneli düzenledi

“Bu engelin kaldırılması samimi tüm siyasi aktörlerin ve insani sorumluluğudur” Bingöl Belediyesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen program Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programda açılış konuşması yapan HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Eğitim İşleri Başkanı Yahya Oğraş, eğitim öğretimin temel insani bir hak olduğu gibi anadilde eğitimin de insani ve İslami bir hak olduğunu vurguladı. Kur'an-ı Kerim'in "Oku" ayetinin salt bir talimat değil, bilakis insanı bilgi, tefekkür ve iletişimle kuşatan ilahi bir çağrı olduğunu belirten Oğraş, "Okumanın ve konuşmanın olduğu her yerde insanın ruhuna nakşolmuş bir dil vardır. Bu çeşitlilik bir nimet ve zenginliktir. Ne var ki, Anayasa’nın 42'nci maddesi, bu fıtri hakkın önünde bir engel olarak durmaktadır. Bu engelin kaldırılması samimi tüm siyasi aktörlerin ve insani sorumluluğudur." dedi. "Dilini kaybeden toplumlar hafızasını, benliğini ve nihayetinde ruhunu kaybetmeye mahkûmdur" "Dilimi Konuşuyor, İnancımı Yaşıyorum" temasıyla düzenlenen bu panel, sadece bir bilgilendirme platformu değil aynı zamanda hafızayı canlandırma çabası olduğunun altını çizen Oğraş, "Zira dil, kimliğin taşıyıcı damarıdır. Onu kaybeden toplumlar hafızasını, benliğini ve nihayetinde ruhunu kaybetmeye mahkûmdur. Tarih bize şunu öğretmiştir: Kültürlere ve medeniyetlere yönelik saldırılar, her zaman dilden başlar. Bu topraklar, yüzyıllar boyunca farklı dillerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bir tecrübeye sahiptir. Toplumsal birlik, tek tipleşme üzerinden değil farklılıkların tanınması ve karşılıklı saygı temelinde güçlenir. Eğitim politikalarının da bu tarihsel ve toplumsal gerçekliği dikkate alması önemlidir." ifadelerini kullandı. “Kur’an-ı Kerim, Siyer ve Temel Dini Bilgiler gibi köklerine ait dersleri de seçebilmesi bütünlüklü bir kimlik inşası için elzemdir “ Oğraş, "Anadilini seçen bir öğrencinin aynı zamanda Kur’an-ı Kerim, Siyer ve Temel Dini Bilgiler gibi köklerine ait dersleri de seçebilmesi bütünlüklü bir kimlik inşası için elzemdir. Tarihsel kültürümüz, istikbalimizi aydınlatan en değerli hazinemizdir. Bu panelin, bu kutlu ve insani davada yeni ufuklar açmasını, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." şeklinde konuştu. "Medeniyetimizde dile düşmanlık yoktur" Panelde “Ana Dilde Eğitimin Bütünleştirici Rolü" başlıklı bir sunum yapan HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, "İnsanlar dillerin varlığıyla dostluk kurar. Dilin düşmanı olanlar dostluğun asıl düşmanlarıdır. İşte onlar büyük zalimlerdir. Toplumumuz ondan dolayı bu kötü hale düşmüştür. Hâlbuki medeniyetimizde dile düşmanlık yoktur. Hatta Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem sahabelerine başka dilleri de öğrenin tavsiyesinde bulunmuştur. Nitekim dilin zararı yoktur, hatta faydası vardır. Dil dayatmasında bulunanlar; İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa'dır. Oysa Avrupa kıtasında 280-290, Asya'da 2 bin 300 dil konuşuluyor." “Dillere ve kavimlere yapılan düşmanlığın yarası derin olur” Dinç, "Bu öyle bir şeydir ki tarih sayfalarında dile düşmanlığa baktığımızda açılan yaraların hemen kapanmadığın görebiliyoruz. Dillere ve kavimlere yapılan düşmanlığın yarası derin olur. İşte onlar Müslüman evlatlarının arasına fitne koydular ve kalplerde öyle bir yara açtı ki bunun iyileşmesi de çok zordur. Dillere düşmanlık yapmadığımız Osmanlı döneminde 41 millet kardeşçe yaşıyorduk." dedi. “Allah'ın ayetleri olan dillerin hak ve hukukunu savunuruz” Gerçekleştirilen programdaki amaçlarının Allah'ın ayetleri olan dillerin hak ve hukukunu savunmak olduğunu kaydeden Dinç, "HÜDA PAR olarak bu paneli düzenlememizdeki amaç, sadece Zaza olmamızdan dolayı değildir. Biz Müslümanız ve Allah'ın ayetleri olan dillerin hak ve hukukunu savunuruz. Hem dilimize hem de dinimize sahip çıkarız. Irkçılık hastalığından uzak dururuz. Peygamber Efendimizin ayakları altına aldığı ırkçılık hastalığını başımızın üstünde tutacak değiliz. Müslüman bir birey nerede bir haksızlık görse karşısında durmalıdır. Dilleri yok sayarsak negatif enerji ortaya çıkar ve kendi ülkenin evlatlarını memlekete düşman ederiz. Duygusal değil akl-ı selim bir şekilde hareket etmeliyiz. Bize faydasını fayda ve zararını hesaplayarak meselelere yaklaşım göstermeliyiz." diye belirtti. "Dilimiz, varlığımızın teminatıdır" "Dilimiz; varlığımızın teminatıdır, baba ve dedelerimizin dilidir, güzeldir, tatlıdır, hoştur, annelerimizin bize helal sütü gibi helaldir." ifadeleriyle konuşmasına başlayan Eğitimci Mahmut Kaya, "Eğitimin sağlıklı yürümesi için neler gereklidir? Bunun için kitap, dijital materyaller, kaynaklar, öğretmen, zaman, öğrenci ile toplumun talep ve isteği lazımdır." dedi. Zazakî dersinin 2012 yılından beri ortaokullarda seçmeli olarak verilmeye başlandığını hatırlatan Kaya, "Devlet önemli ve kıymetli bir adım attı ve Zazakî dersini seçmeli ders yaptı. Biz seçmeli dersin iki saat olmasını istemiyoruz. Zazakî dersi seçmeli ders olmaktan çıkarılıp, Zazaların yoğun yaşadığı bölgelerde zorunlu ders haline getirilse; ayrıca ortaokul, lise boyunca devam etse çok daha iyi olur." ifadelerini kullandı. “Zazakî dersi ilkokuldan liseye kadar devam etmeli” Kaya, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Okullarımıza 20-30 öğretmen lazım iken 2 öğretmen gönderiliyor ya da hiç verilmiyor. Çocuklar bazen okuduğu okulda Zazakî dersi bulamıyor. Oysa bu dersin devamlı olması gerekir. Yani Zazakî dersi ilkokuldan liseye kadar devam etmeli. Avrupa ülkelerine baktığımızda İsveç, Fransa, Almanya gibi ülkelerde Türk öğretmenler Türkçe dersi veriyor ve kim hangi dilden eğitim görmek isterse ilgili yerlere başvurabiliyor. Yani dünyada bunun örnekleri çoktur." "Dil, kimliğin anahtarıdır. Dil kaybolursa, kültür ve tarih de kaybolur" "Kimlik inşasında dilin rolü" başlığıyla bir sunum gerçekleştiren Akademisyen Dr. Mehmet Aslanoğulları ise şunları söyledi: "Kimlik, ne sadece bize dışarıdan verilen bir şey ne de sadece kendi kaderimizdir. Konuyu doğuştan ve anne karnındaki süreçten itibaren ele alırsak kimliğimiz henüz biz dünyaya gelmeden başlar. Nerede doğduk, anne-babamız kim, hangi coğrafyaya düştük? Burada hem 'biyolojik' hem de 'sosyolojik' etkenler vardır. Henüz anne karnındayken annenin ne söylediği, neyi dinlediği, ne yediği... Bunların hepsi kimliğimizin temelini oluşturur. Burada okumak ve öğrenmek ne zaman devreye girer? İnsanın kendini tanıdığı zaman. Kimliğimiz üzerinde biz kendimiz de çalışırız. Her gün, harf harf kendimizi yeniden yazarız." Aslanoğulları, "'Dilin rolü yüzde kaçtır?' diye soracak olursak bu nokta çok kritiktir. Dil sadece konuşmak için değildir; dil, insanın huzur bulduğu evi ve aklının sınırlarıdır. Kimlik içinde dilin rolü yüzde 100’dür. Çünkü dilimizle düşünmezsek, dünyayı hep başkasının gözüyle görürüz, bu yüzde 50, eğer dili biliyor ama ona sahip çıkmıyorsak bu da yüzde sıfırdır. Dil, kimliğin anahtarıdır. Dil kaybolursa, kültür ve tarih de kaybolur. İnsan kendi diliyle dünyaya 'Ben de varım' der. Bunun kararını da 'Biz' ve 'Ötekiler' birlikte verir. Özetle kimlik bir ağaç gibidir; kökü dünyaya gelişimizdir, dalları ise emeğimiz, okumamız ve irademizdir." dedi.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: