EKOPOLİTİK BAŞKANI RAMAZAN ARITÜRK’TEN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A BİLGİ ÜNİVERSİTESİ MEKTUBU

Ekopolitik Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılması sonucu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben açık bir mektup kaleme aldı. “Devlet Aklına ve Baba Yüreğine Çağrı: Bir Babadan, Cumhurbaşkanına Açık Mektup” başlığıyla yayımlanan mektupta Arıtürk, devlet yönetiminde alınan kararların toplumsal sonuçlarının yeniden değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Mektupta şu ifadeler öne çıktı:

24 May 2026 - 22:41 YAYINLANMA

“Sayın Cumhurbaşkanım, Size; iki evladını üniversite sıralarına uğurlamış bir baba, ömrünü akademiye adamış bir doçent ve adaletin tecellisi için yıllarını hukuka vermiş bir avukat olarak vicdanımın sesini duyurmak arzusuyla sesleniyorum. İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında alınan kapatma kararının; evlatlarımızın final sınavlarında ter döktüğü, mezuniyet cübbelerinin hayalini kurduğu ve mübarek Kurban Bayramı’nın manevi iklimine girdiğimiz şu günlerde tatbik edilmesi, yüreklerde derin yaralar açmıştır. Bu kararın pedagojik, vicdani ve hukuki neticelerinin devlet aklıyla yeniden tartılması gerektiğine tüm kalbimle inanıyorum. Üniversiteler, taştan ve betondan ibaret soğuk binalar değildir. Onlar; gençlerimizin istikbal düşlerinin, anaların babaların dişiyle tırnağıyla biriktirdiği fedakârlıkların ve nihayetinde koca bir ülkenin aydınlık yarınlarının inşa edildiği mukaddes ilim yuvalarıdır. Bugün on binlerce evladımız, yıllarını feda ettikleri eğitim hayatlarının zifiri bir belirsizliğe gömülmesinin tarifsiz acısını ve endişesini yaşamaktadır. Diploma heyecanıyla uykusuz geceler geçiren bir gencin yarınları; evladının mürüvvetini, istikbalini görmek için çırpınan anne babaların, torununun başarılarıyla gururlanan dedelerin ve ninelerin saf umutları bir idari tasarrufun soğuk gölgesinde solup gitmemelidir. Bu evlatlar sadece kendi ailelerinin değil, bu asil milletin ve elbette devletimizin de evlatlarıdır. Üstelik bu yara sadece bugünün öğrencileriyle sınırlı kalmayacak, bu ilim yuvasından yıllar içinde mezun olmuş on binlerce gencimizin alnına da haksız bir şekilde “şüpheli, lekelenmiş ve kapatılmış üniversite mezunu” gölgesi düşürecektir. İş kapılarında görünmez bir dezavantaja dönüşecek bu haklı endişeyi hafife almak mümkün değildir. Zira kurumların itibarı, mezunlarının hayatına doğrudan dokunan en kıymetli sosyal sermayedir. Medyaya yansıyan haberlerde gördüğümüz kadarı ile şahsınızda merhametli bir baba, şefkatli bir dede ve ailenizin çınarı bir amcasınız. Empati, şüphesiz ki büyük devlet adamlarının en müstesna erdemidir. Kendi evladınız, tam da finallerin ve bayramın arifesinde böyle karanlık bir belirsizliğin içine düşseydi; baba yüreğiniz ne hissederdi? Muhtereme eşinizin anne şefkati bu duruma nasıl dayanırdı? Ya o torununuzun bayram arifesinde yaşlı gözlerindeki hayal kırıklığını görseydiniz, gözlerinden ne okurdunuz? Bir gencin gelecek korkusunu, bir ailenin çaresizliğini anlamak için bazen nizamın yada mevzuatın dar pencerelerinden değil, merhametin ve vicdanın engin ufkundan bakmak icap eder. Hiçbir devlet, kendi beşerî sermayesini belirsizliğe iterek payidar olamaz. Kurumsal aksaklıklar varsa bunun çözümü; dirsek çürüten öğrencileri, göz nuru döken akademisyenleri ve hayata atılmaya çalışan mezunları cezalandırmak değil, hukuki güvenliği koruyan yapıcı tedbirler almaktır. Bu idari tasarruf, ne yazık ki telafisi güç sistemik zincirleme reaksiyonlar doğuracaktır: Aklıselim sahibi anne babalar, vakıf üniversitelerine evlatlarını emanet ederken artık tereddüt edecek; belki de çareyi beyin göçünde, çocuklarını yabancı diyarlara göndermekte bulacaktır. Nitelikli akademisyenlerimiz, her an “kapatılma” kılıcının gölgesinde çalışmaktansa bu kurumlarda görev almaktan imtina edecek, üniversitelerimiz ilim yuvası olma vasfını yitirecektir. Ülkemize döviz kazandıran ve yarınlarda Türkiye’nin gönül elçileri olacak yabancı öğrenciler, rotalarını güvenli buldukları başka ülkelere çevirecek hem ekonomik hem de stratejik büyük bir kayıp yaşanacaktır. Sayın Cumhurbaşkanım, bir hukuk adamı olarak büyük bir samimiyetle ifade etmeliyim ki; bu işlem tesis edilirken zatıâlinize sunulan hukuki mütalaalar ne yazık ki isabetsizdir ve anayasal gerçeklikle bağdaşmamaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin emsal niteliğindeki kararı (E. 2020/55, K. 2023/228) gayet açıktır. Faaliyet izninin idari bir kararla kaldırılması, kurumu fiilen kapatan ve geri alınması imkânsız mağduriyetler doğuran bir işlemdir. Oysa Anayasamızın 130. maddesi ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu (Ek m.11/3) gereğince, bir üniversitenin hukuki varlığı ancak ve ancak kuruluş kanununun TBMM tarafından yürürlükten kaldırılmasıyla son bulabilir. Kanunun tekelinde olan bir kapatma yetkisinin idari bir işlemle kullanılması açıkça hukuka ve Anayasa’ya aykırıdır. Benim ne çocuklarım ne de yakınlarım İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ne eğitim görmüştür ne de görmektedir. Fakat orada ilim tahsil eden her genç, bu vatanın öz evladıdır, bizim evladımızdır. Bu yüzden bir baba olarak onların acısıyla, bir akademisyen olarak kaygılarıyla, bir hukukçu olarak ise adaletin zedelenmesinin verdiği ıstırapla konuşuyorum. İnanıyorum ki; dört evlat sahibi merhametli bir baba, şefkatli bir dede ve bu devletin başı olarak, bayram arifesinde yaşanan ve hukuki bir “kaza” olduğunu düşündüğüm bu karardan; gençlerimizin emeğini ve eğitim hakkını merkeze alarak rücu edeceksiniz. Büyük liderler büyük kararlar alırlar. Ancak çok daha büyük devlet adamları, gerektiğinde hukuka aykırı sonuçlar doğuran kararları yeniden değerlendirme ve telafi etme cesaretini gösterenlerdir. Bu kararınızdan dönmek bir zafiyet değil; aksine sizin için, devlet aklının, vicdanın ve tarihe geçen liderlik erdeminin en asil nişanesi olacaktır. Saygılarımla.” Arıtürk, mektubunda devlet aklı, toplumsal sorumluluk ve vicdani yaklaşım vurgusu yaparken alınan kararların toplum üzerindeki etkilerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Açık mektup, kamuoyunda da dikkat çeken değerlendirmeler arasında yer aldı.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: