SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI MAHMUT ARIKAN: “ADALET SOFRALARI KURUYORUZ”

“GAZZE BARIŞI ABD Mİ GETİRECEK?” “‘ENKAZ DEVRALDIK’ EDEBİYATINI BIRAKILIP BİR AN ÖNCE İŞE KOYULMALARINI BEKLİYORUZ” “ŞEFFAFLIKTAN” KORKAN BİR ANLAYIŞIN “TEMİZ SİYASET İDDİASI” DA OLAMAZ. “SİZ İKTİDAR MISINIZ YOKSA TAHSİLAT MEMURU MU?” “İKTİDARI DİZİ SETLERİNDEN GERÇEĞE DAVET EDİYORUZ”

18 Şub 2026 - 12:55 YAYINLANMA
SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI MAHMUT ARIKAN: “ADALET SOFRALARI KURUYORUZ”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’de düzenlenen Yeni Yol Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada ekonomik krizden dış politikaya, Gazze’deki gelişmelerden trafik cezalarına kadar birçok başlıkta iktidara sert eleştiriler yöneltti. “Sofralar küçülüyor, faiz yükü büyüyor” diyen Arıkan, konuşmasının başında başlattığı kronometreyle her saniye artan faiz maliyetine dikkat çekti. Gazze konusunda ABD’nin girişimlerini eleştiren Arıkan, Türkiye’nin edilgen değil kurucu bir aktör olması gerektiğini vurgularken; iç politikada ise “Adalet Sofraları” çağrısı yaparak şeffaflık ve yapısal reform talebini yineledi. Sayın Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar: “KRONOMETRE İŞLİYOR” “Kıymetli milletvekilleri, değerli misafirler; Sözlerime başlamadan hemen önce bir kronometre başlatmak istiyorum. Biliyorsunuz, “zaman” bizim en kıymetli sermayemiz. Konuşmamın sonunda bu kronometreyi niçin başlattığımı anlatacağım. Kronometremiz şimdilik şurada dursun.” KÜÇÜLEN SOFRALAR “Rahmetin, mağfiretin, bereketin iklimi Ramazan’ın aziz milletimiz, İslam alemi ve tüm insanlık için barışa, huzura ve refaha vesile olmasını temenni ediyorum. Mübarek Ramazan ayının, siyaset dilini; nefret, öfke ve şiddetten arındırmasını diliyorum. Malumunuz; Ramazan 2 bereket ayıdır, paylaşma ayıdır. Sofraların şenlendiği, gencin yaşlının sofralarda, dualarda bir araya geldiği bir dönemdir. Ancak bugün ülkemiz, yanlış ekonomi politikaları nedeniyle her ay maaşların eridiği, her gün marketlerdeki etiketlerin zamlandığı günleri yaşıyor. Evet! Market rafları dolu, ancak fileler boş, tabelalar parlak, ancak esnafın yüzü solgun, TÜİK sürekli büyüyoruz diyor, ancak sofralarımız her geçen gün küçülüyor. Eğer; Bereket ayına girerken milletin sofrası küçülüyorsa, Bunun sebebi iktidarın faizci, rantiyeci adil olmayan bölüşüm politikalarıdır! Biz diyoruz ki; Bu ülkede sofralar yeniden büyüyecekse, Önce “adalet” büyüyecek.” “ADALET SOFRALARI KURUYORUZ” “Ramazan -tabii- sadece bir oruç ayı değildir. Zekat ile fitre ile bir dayanışma ayıdır. Aynı zamanda Ramazan “adalet” ayıdır. Dünya’da, Türkiye’de yaşanan krizler hepimizin malumu. Biz, bu sene Ramazan’ı; kötülüğü sıradanlaştırmak yerine iyilikleri ve güzellikleri çoğaltmak için, dayanışma ve kardeşliği büyütmek için, barış ve adalet zeminini inşa etmek için bir fırsata çevirelim istiyoruz. Bu vesileyle, 81 ilimizde, teşkilatlarımızla birlikte; Adalet arayanlarla, Sesini bir türlü duyuramayanlarla, Umut arayan, hakkını arayan tüm kardeşlerimizle, “Adalet Sofralarında” bulaşacağız. Bu sofralar bereketini, insanlarımızla dayanışmamızdan; büyüklüğünü ise birlikteliğimizden alacak. Bu Ramazan bu sofraları kuracağız, çünkü biz şuna inanıyoruz; Gerçek bereket, yoksulların, çaresizlerin, mağdurların hakkı teslim edildiğinde doğacaktır. Ben, biz kez daha Aziz milletimizin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyor, 86 milyon insanımızı Türkiye’nin dört bir tarafında kuracağımız “Adalet Sofralarımıza” davet ediyorum.” NATO’YA KABULÜN 74. YILDÖNÜMÜ “Bugün 18 Şubat. Aynı zamanda, Türkiye’nin NATO’ya kabulünün 74. Yıldönümü. Bugün, dünyanın birçok köşesinde yaşanan trajediler; uluslararası örgütlerin mevcut yapısının derin bir kriz içinde olduğunu ve artık eski yöntemlerle bu krizlerin çözülemeyeceğini ortaya koyuyor. Gücün belirleyici olduğu, dengelerin hızla değiştiği öngörülemezliğin arttığı bu ortamda; Türkiye’nin edilgen değil, kurucu bir aktör olarak hareket etmesi zorunludur. Bu çerçevede Türkiye; bölgesel istikrarı güçlendirmek ve caydırıcılığını artırmak amacıyla ortak kültüre sahip olduğumuz ülkelerle, çok boyutlu bölgesel iş birliği ve güvenlik paktları geliştirmelidir. Bu anlamda temelleri 1996’da atılan D-8 Ekonomik İşbirliğini çok anlamlı buluyoruz.” 3 “GAZZE BARIŞI ABD Mİ GETİRECEK?” Hatırlayacaksınız! Bir zamanlar Türkiye; Ambargolara boyun eğmeyen, Gerektiğinde Amerikan üslerini kapatan, 6. Filoyu savuşturan, Milli çıkarlarını masada değil sahada savunan bir ülkeydi. 26 Temmuz 1975! Amerikalılara tanınan imtiyazlar kaldırılıyor ve Amerikan üslerine el konuyor. 2026 Şubat'ında Kıbrıs Ercan Havalimanı üzerinde CIA elemanları keşif faaliyetleri yapıyor. Bir haftadır her platformda soruyoruz; “KKTC’yi tanımayan Amerika hangi hakla Ercan havalimanında keşif yapıyor” diye? Şu ana kadar tek bir yeterli açıklama yok. Biz ABD’nin İran'a yönelik tehditkar açıklamalarına baktığımızda da Ortadoğu’da hizmet veren üslerindeki hareketliliğe baktığımızda da, Akdeniz’de artırdığı askeri gücüne baktığımızda ABD’nin bölgede “barış” istemediği açıkça görüyoruz. Nitekim sözde “Gazze Barış Kurulu” Ramazan’ın ilk gününde Trump’ın başkanlığında ilk toplantısını yapacak. Hep söyledik yine söylüyoruz: Böyle bir konjonktürde Gazze’ye ne Trump, ne de onun “Barış Kurulu” barış getiremez! Bizim nazarımızda “Barış Kurulu”nun yapacağı çalışmalar; Epstein Adasında insan hakları konferansı vermek gibidir!” Gazze konusunda, Türkiye’ye Barış Kurulunda değil ama, başka alanlarda büyük görevler düşüyor. Türkiye mesuliyetinin farkında olarak çalışmalar yaparsa, Gazze’de barış ve huzur gündeme gelecektir. İktidardan Gazze konusunda, dış politikada atılım yapmasını beklerken, İktidarın Gazze konusunda TBMM’de atılacak adımlara dün bir kez daha engel olduklarını gördük. Hepimizin malumu, Terörist İsrail'in; işlediği soykırım suçuna ortak olan, Türkiye vatandaşı, Siyonist kimselerin varlığı tespit edilmişti. Birçok kez mal varlıklarının dondurulması, yargılanmaları ve vatandaşlıktan çıkarılmaları gerektiği konusunda defalarca çağrıda bulunmuştuk. Dün de, Meclis Araştırması vererek konuyu bir kez daha TBMM gündemine getirmek istedik. Netice oldu? AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. İktidar, bu konunun bırakın uygulanmasını, Gündeme alınmasını dahi engellemek için TBMM’de çaba sarf ediyor.” “‘ENKAZ DEVRALDIK’ EDEBİYATINI BIRAKILIP BİR AN ÖNCE İŞE KOYULMALARINI BEKLİYORUZ” 4 Ancak, görüyoruz ki; Türkiye’nin başkaca gündemleri var. İki bakanlıkta yaşanan değişimle başlayan tartışmaların, Ne yazık ki Meclis kürsüsüne kadar taştığını gördük. Sözlerin değil yumrukların, aklın değil öfkenin konuştuğunu gördük. Bu kadar problemin yaşandığı şu günlerde ülkenin ihtiyacı yeni gerilimler değil; Ülkemizin ihtiyacı; Yeni bir akıl, yeni bir üslup ve yeni bir ahlaktır. Yeni Nesil Siyasettir. Bu kürsüden sallanan yumrukları konuşacak değilim; Her iki bakanın “ilk açıklamalarına” sizlerin dikkatini çekmek istiyorum. Bakanlar, kapsamlı bir problem listesi sundular. Yargıdaki yapısal sorunlar, geciken adalet, suça sürüklenen çocuklar, yasa dışı bahis, sanal kumar, uyuşturucunun yaygınlaşması sorunlarını dile getirdiler. Bakanlar; 23 yıllık kesintisiz bir iktidar döneminin bakanı değil de, Sanki sıfırdan göreve gelmiş gibi, “enkaz devralmış” bir hükümetin bakanları gibi açıklamalar yapıyorlar. Eğer sorunlar bu kadar derin, yaygın ve kronikse, 23 yılda bu sorunları çözememişseniz, bugün hangi icraatınızla bu tabloyu düzelteceksiniz? Bakanların açıklamalarındaki “biz çözeceğiz” vurgusu, “kendi dönemlerini resetleme” çabasından başka bir şey değildir. Sayın Bakanlar; İnsanlarımızın hafızasını boş zannetmeyin, geçmişi unuttular zannetmeyin. Biz bu iktidar döneminde defalarca; “reform”, “yeni dönem”, “kararlılık” gibi başlıkları çok duyduk. Eğer bugün hâlâ aynı başlıklar konuşuluyorsa, Türkiye 23 yılda hiç yol kat edememiş demektir. Öyle görünüyor ki, yeni bakanlarımız; Sayın cumhurbaşkanımızı zor durumda bırakmamak için onun söyleyemediğini söylemeye çalışıyorlar: “Adalet ve içişlerinde geri kaldık, Rabbim bizi affetsin” … Sayın Bakanlardan; “Enkaz devraldık” edebiyatını bırakılıp bir an önce işe koyulmalarını bekliyoruz.” “ŞEFFAFLIKTAN” KORKAN BİR ANLAYIŞIN “TEMİZ SİYASET İDDİASI” DA OLAMAZ. “Bizim tam da burada bir reform çağrımız var. Malumlarınız, Son günlerde siyasetin gündeminde yine diplomalar var, sahte özgeçmişler var, gerçeğe aykırı beyanlar var. Millete örnek olması gerekenlerin güven zedeleyen iddialarla anılması tüm Türkiye’yi rahatsız ediyor. Bizler Saadet Partisi olarak bir çağrıda bulunuyoruz: Gelin hep birlikte, Mecliste tüm partilerle, tüm bürokrasi ile Siyasal aidiyet gözetmeksizin kamu gücü kullanan herkes için geçerli olacak “Kamuda Şeffaflık Reformu” başlatalım. İlk adım olarak; Bakanların, Başkanların, Milletvekillerinin, Kamuda görev yapan bütün üst düzey atanmış bürokratların diplomaları araştırılsın. 5 Yetmez! Bağımsız denetim mekanizmaları tarafından diplomalar ile birlikte mal varlıkları da incelensin. Haydi bakalım ne kadar şeffafsınız görelim! Şunu unutmayalım; “şeffaflıktan” korkan bir anlayışın “temiz siyaset iddiası” da olamaz.” SİYASETİN BİTMEYEN TARTIŞMASI: İTTİFAKLAR “Türkiye siyasetinin Bozulan atmosferinde Kavgalarla, yumruklarla birlikte “İttifak” tartışmaları da devam ediyor. Değerli arkadaşlar, Bu ülkede emekli maaşı hâlâ açlık sınırının yarısına tekabül ediyor. Bu ülkede asgari ücretlinin maaşına gelen zam daha ikinci ayda buharlaştı. Gençlerimiz daha şubat ayı bitmeden bu yıla dair umutlarını rafa kaldırdı. Gerçek şu ki; Sokakta ittifak değil, Mutfak konuşuluyor. Sokakta anketler değil, Adalet konuşuluyor. Sokakta seçim değil, Geçim konuşuluyor. Açık ve net söylüyorum; Milletimiz neyi talep ediyorsa biz onu dile getireceğiz. Milletimiz adalet diyorsa biz adaleti haykıracağız. Milletimiz umut arıyorsa biz umudu inşa edeceğiz. İnsanımızın gündemi neyse biz onu gündem edeceğiz. Aksi takdirde yaptığımız siyaset değil, kuru hamasettir.” “SİZ İKTİDAR MISINIZ YOKSA TAHSİLAT MEMURU MU?” “Bu millete “adalet ve kalkınma” getirmesi gereken iktidarın bambaşka gündemleri var. Yıllardır yeni vergi kalemleri icat eden iktidar şimdi de tuttu trafik cezalarını bir finansman modeline çevirdi. İktidarın 9 aydır Meclisten geçirmek için uğraştığı Yeni Trafik Yasası geçen hafta meclisten geçti. Yeni Trafik yasasını incelediğimizde şunu sormadan edemiyoruz; Bu yasadan amaç; insan hayatı mı, Bütçede oluşan açığı kapatmak mı? Bu yasadan amaç caydırıcılık mı? Yoksa daha fazla ceza mı? Rakamlar bizi bu soruları sormaya itiyor. 2025 bütçesinde “Para Cezaları” kaleminde hedef 245 milyar TL idi. Peki tahakkuk eden, yani kesilen ceza ne kadar? Tam 1 trilyon 203 milyar TL! Hedeflenen para cezalarının neredeyse 5 katı! Enflasyon tahminini daha şubat ayında tutturamayıp yukarı çıkarıyorsunuz, Faiz düşüremiyorsunuz, Bütçeyi denkleştiremiyorsunuz; Söz konusu millete ceza yazmak olunca hedefi tutturmakla kalmıyor, bir de o hedefleri beşe katlıyorsunuz. Peki, 2026 bütçesinde bu cezalarda hedeflenen miktar nedir? Tam 389 Milyar TL Eğer iktidar; bu sene de hedefini tutturursa, hedefini 5’e katlarsa ki yeni trafik kanunu bunun habercisidir, Yaklaşık 2 trilyon lira ceza kesilecek demektir! İşte bu yüzden sormak zorundayız: Siz 86 milyonu vatandaş olarak mı, yoksa müşteri 6 olarak mı görüyorsunuz? Siz iktidar mısınız yoksa tahsilat memuru mu?” Görüyoruz ki; İktidarın amacı kaza önlemek değil, tahsilat yapmak, İktidarın amacı cezayla bütçe açığı kapatıp faize kaynak bulmak, ve yine beceriksizliklerinin faturasını millete ödetmek. Bugün Türkiye'de hizmet eden değil, ceza kesen bir “gardiyan iktidar” anlayışı vardır. Trafikte ceza, Arabada ceza, Esnafa ceza, Lokantada ceza, Medyada ceza, Sokakta ceza. Çiftçiye ceza... Şunu unutmayın, kamu düzenini sadece ceza yazarak sağlayamazsınız! Destekleyici birçok uygulamaya ihtiyaç var. Mesela! Gerçekten trafik güvenliğini sağlamak istiyorsanız cezaları artırmak yerine bozuk olan sistemi düzeltmelisiniz. Bunun için atılacak adımlar bellidir: Kurala uyan sürücüyü ödüllendiren bir model kurun; ceza puanı olmayanlara MTV ve araç muayenesinde indirim sağlayın. Gençlerin drift gibi riskli taleplerini trafikten uzak, güvenli ve kapalı alanlara yönlendirecek düzenlemeler yapın. Sürücü eğitimini ezberden çıkarın; Risk algısı, dikkat ve öfke kontrolü odaklı hale getirin. Kademeli ehliyet sistemi uygulayın. Trafik magandalığı yapanlara sadece para cezası değil, zorunlu rehabilitasyon programları getirin. Kazaların önemli bir kısmına neden olan altyapı eksiklikleri giderin, ceza gelirlerinin bir bölümü bu noktaların ıslahına ayırın. Ülkemizde Trafik sorunu da, diğer birçok sorun gibi Teşvikle, eğitimle ve adalet temelli yapısal reformlarla çözülür.” TÜRKİYE’DE HİÇBİR SORUN ÇÖZÜLEMİYOR “Ama sizin böyle kaygınızın olmadığını sorun çözme kabiliyetinizin olmadığını biz yıllardır yapmış olduğunuz uygulamalarda gördük. Sizin derdiniz, yeni gelir kaynakları bulmak. Bu yüzden; Para cezalarında hedefi tutturan, hatta beşe katlayan iktidar; İş enflasyona gelince sınıfta kalıyor. İşte! 2026 enflasyon tahmini geçtiğimiz hafta %13–19 aralığından %15–21’e yükseldi. Ceza keserken matematik kusuruz! Ancak enflasyon tahminine gelince hesap ya şaşırıyor ya da bahane üretiliyor. İşte bunlarda, hiçbir yapısal reformun gerçekleşmediğini, aslında bataklığın kurumadığını gösteriyor. Bu bozuk düzenden en çok etkilenen iki kesim var: Biri; büyüklerimiz, emeklilerimiz, Biri; kardeşlerimiz, gençlerimiz, emekçilerimiz 2021’den bugüne en düşük maaşı alan emekli sayısı tam iki kat artmış durumda. Ama Sayın Cevdet Yılmaz çıkıyor kişi başı milli gelirin 18 bin dolara çıktığını anlatıyor. Kişi başı milli gelir sürekli artıyor ama, emeklinin payına da yoksulluk düşüyor, Ulus’taki ucuz pansiyonlar düşüyor. Emeklimizin, büyüğümüzün durumu bu. Peki emekçimizin, gencimizin durumu nasıl? Avrupa İstatistik Ofisi yeni bir veri yayınladı. 7 Türkiye, 34.4'lük yaş ortalamasıyla Avrupa'nın en genç nüfusuna sahip. Elhamdülillah! Biz inanıyoruz ki, bu muazzam potansiyel bizim iktidarımızla birlikte “Yeniden Büyük Türkiye” idealini gerçekleştirecektir. Ancak, bu muazzam potansiyelin değerlendirilmesi gerekir. Rakamlar; Avrupa’nın en genç ülkesiyiz diyor aynı zamanda rakamlar, gençlerin en mutsuz olduğu ülke olduğumuzu söylüyor! Nasıl olmasın ki? Genç işsizlikte lideriz. Gençlerimizin %61’inin tek gelir kaynağı ailesi. %40’nın sosyal güvencesi bile yok. %60’ı kendini bu ülkede özgür hissetmiyor. %68’i gelecek kaygısı yaşıyor. Ve en acısı; 2024 TÜİK verilerine göre evlenme yaşına gelip evlenmeyen gençlerimizin sayısı yaklaşık 20 milyon. Bunlar sadece bir sayı ya da kuru istatistik değildir! Bunlar; ertelenen hayallerdir arkadaşlar! Kurulamayan yuvalardır! Geciken umutlardır! Ülkeyi yönetenlerin işi üniversitede gençlerle poz vermek değildir. Gençlere o üniversiteden mezun olduktan sonra iyi bir gelecek hazırlamaktır. Sayın Cumhurbaşkanımıza muhtemelen hiç kimse söylemeye cesaret edememiştir ama biz söyleyelim; Boğaziçi üniversitesinde poz verdiğiniz gençlerin çoğu üniversite biter bitmez yurt dışına gitmeyi düşünüyor! Çünkü sizin yönetiminize dair bir umutları kalmadı o gençlerin.” “GENÇLERİ KÖTÜ ALIŞKANLIKLARDAN KORUMASI GEREKENLER SENARİSTLER VE AKTRİSLER DEĞİL; BİZZAT ORTAĞI OLDUĞUNUZ İKTİDARDIR.” “Umudun azaldığı Türkiye’de artan bağımlık ile karşı karşıya kalıyoruz. Şu rakama bakar mısınız: Cezaevlerindeki mahkûmların 119 bin 500’ü uyuşturucu suçlusu. Ve bu mahkumların yaş ortalamaları çok çok genç. Tüm bunlar olurken nadir de olsa güzel şeyler olmuyor değil. Cumhur ittifakının ortağı Sayın Devlet Bahçeli; Bir dizinini başrol oyuncularını arayarak, gençleri kötü alışkanlıklara karşı uyardığı için teşekkür etti. Bende Sayın Bahçeli’ye bu hassasiyeti için teşekkür ediyorum. Sayın Bahçeli’ye buradan bir de çağrıda bulunmak istiyorum; Gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak durması için yaptığınız aramalardan bir tane daha yapmanızı istiyoruz; Lütfen Sayın Cumhurbaşkanımızı arayın, sanal kumarın fişini çekmesini talep edin. RTÜK başkanını arayın, gündüz kuşağı programlarını bitirmesini talep edin. Çiçeği burnunda adalet bakanını arayın, uyuşturucu ve çetelerle mücadelede ucu kime dokunursa dokunsun sonuna kadar gitmesi gerektiğini söyleyin. Bu talepleri neden sıraladım biliyor 8 musunuz? Çünkü gençleri kötü alışkanlıklardan koruması gerekenler senaristler ve aktrisler değil; bizzat ortağı olduğunuz iktidardır.” “İKTİDARI DİZİ SETLERİNDEN GERÇEĞE DAVET EDİYORUZ” “Bizler şunu çok iyi biliyoruz; iktidar, algı operasyonlarını artık dizilerle yapıyor. Türk askerinin başına çuval geçiriliyor, İntikamı “Kurtlar Vadisi dizisinde” alınıyor. Filistin’de soykırım yapılıyor, İntikamı “Selahattin Eyyubi dizisinde” alınıyor. Sokakta mücadele edilmesi gereken “uyuşturucu” ile “Arka Sokaklar dizisinde” mücadele ediliyor. Değerli arkadaşlar! Türkiye bir film seti değil. Devletin onuru dizilerle korunmaz, Suçla mücadele, senaryoyla yapılmaz. Milletimiz artık senaryolardan bıktı gerçek sonuç görmek istiyor. Bu yüzden; İktidarı dizi setlerine değil; Gerçeğe davet ediyoruz.” “FAİZ LOBİLERİNİN ELİNE 1 TON ALTINI KÜLÇE KÜLÇE SAYIYORUZ” “Ben burada, bir gerçeği dile getirerek sözlerimi tamamlayacağım. Sözlerimin hemen başında bir kronometre başlatmıştım. Şu an itibariyle 24 dakika geçmiş. Zaman aleyhimize işliyor. Merkez Bankası Başkanı Sayın Karahan geçtiğimiz hafta, Yine milletin yastığının altındaki altınlara göz dikti. Bir hesap yaptık! Bakınız, Türkiye 2026’da Faize günlük 7 Milyar 500 milyon TL ödüyor. Bunu altın hesabına vurduğumuzda, yaklaşık “1 ton altın” demek. Yani biz her gün, faiz lobilerinin eline 1 ton altını külçe külçe sayıyoruz arkadaşlar. Bu yılda yaklaşık 365 ton altın anlamına gelir. Merkez Bankası Başkanı Karahan’a tavsiyemizdir, Altın bulmak istiyorsanız; milletin yastığının altına değil, Hükümetinizin ekonomi politikalarına bakın. Orada ton ton altının faizcilere nasıl peşkeş çekildiğini göreceksiniz. Bu kronometrenin aktığı her saniyede faiz lobilerine 87 bin TL aktarıldı. Bu kronometrenin aktığı her saniyede dört emeklinin; Yine, her saniyede üç asgari ücretlinin maaşı tefecilere gitti. Şimdi kronometremi durduruyorum. Şu an 25 dakika olmuş! Sadece bizim bu konuşmamız esnasında, Tam 125 milyon TL faiz lobilerine gitmiş oldu. Bizim; aleyhimize akan bu kronometreyi de bu düzeni de durdurmak gibi bir zorunluluğumuz var!”

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: