SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI İBRAHİM YILDIZ: “1936 BEYANNAMESİ İSTİSMAR EDİLEREK HUKUKİ SINIRLAR AŞILDI”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Yıldız, Saadet Partisi Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, 2011 yılında Vakıflar Kanunu’nda yapılan değişiklikler ile Bilirkişilik Kanunu kapsamında ortaya çıkan hukuki sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

20 Oca 2026 - 15:17 YAYINLANMA
13 Mar 2026 - 15:23 GÜNCELLEME
SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI İBRAHİM YILDIZ: “1936 BEYANNAMESİ İSTİSMAR EDİLEREK HUKUKİ SINIRLAR AŞILDI”

“Hukuki Zemin Yargıtay İçtihatlarıyla Açıkça Çizilmiştir” Yıldız, Avrupa Birliği uyum süreci kapsamında 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun yürürlükten kaldırılarak yerine 2008 yılında 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun kabul edildiğini hatırlattı. Yeni düzenlemeyle birlikte cemaat vakıflarının taşınmaz edinmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü izni şartının kaldırıldığını belirten Yıldız, bu sürecin hukuki zemininin Yargıtay içtihatlarıyla açık biçimde çizildiğini ifade etti. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08 Mayıs 1974 tarihli kararına atıfta bulunan Yıldız, cemaat vakıflarının vakıf senedi yerine geçen 1936 beyannamelerinde açıkça yer almayan taşınmaz edinme ve bağış kabul etme yetkisinin hukuken mümkün olmadığının yerleşik içtihat haline geldiğini vurguladı. “Geçici maddeyle tarihi ve hukuki bağlamdan kopuk bir iade süreci başlatıldı” 27 Ağustos 2011 tarihinde yayımlanan 651 sayılı KHK ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na eklenen Geçici 11. maddeye dikkat çeken Yıldız, bu düzenlemeyle 1936 Beyannamesi’nin hukuki çerçevesi dışında yorumlandığını ve suistimale açık bir iade sürecinin başlatıldığını ifade etti. Bu sürecin yalnızca mülkiyet iadeleriyle sınırlı kalmadığını belirten Yıldız, başta İstanbul olmak üzere okul arazileri, kamu hizmetine tahsisli taşınmazlar ve stratejik nitelik taşıyan alanların dahi azınlık vakıflarına devredildiğini söyledi. “Mülkiyet hakkını savunuyoruz, suistimale açık düzenleme düzeltilmeli” Saadet Partisi olarak mülkiyet hakkının korunmasını temel bir insan hakkı olarak gördüklerini vurgulayan Yıldız, buna rağmen geçici düzenlemelerle ortaya çıkan hukuki boşlukların ve uygulama suistimallerinin derhal giderilmesi gerektiğini ifade etti. Yıldız, iktidara bu konuda açık çağrıda bulundu. “Bilirkişilik kamu hizmetidir, ticari alana terk edilemez” İbrahim Yıldız, 3 Kasım 2016 tarihinde yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’na da değinerek, kanunla birlikte özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik yapmasının önünün açıldığını hatırlattı. Bilirkişiliğin bir kamu hizmeti olduğunun altını çizen Yıldız, ticari amaç güden şirketlere bu alanın açılmasının uzun vadede ciddi sorunlara yol açacağının açık olduğunu belirtti. Bu düzenlemenin iptaline yönelik yargı süreçlerinin hâlen devam ettiğini kaydetti. “Yönetmelik dışı uygulama açıkça hukuka aykırıdır” Yıldız, Bilirkişilik Kanunu’nda yer almamasına rağmen, Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan duyurularla gayrimenkul değerleme alanında gerçek kişi bilirkişilerin başvuru yapmasının engellendiğini ve yalnızca özel hukuk tüzel kişilerinin yetkilendirildiğini söyledi. Bu uygulamanın açıkça hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Yıldız, gerçek kişi bilirkişilerin kazanılmış haklarının ihlal edildiğini ve ciddi mağduriyetler doğduğunu ifade etti. “Keyfi uygulamalardan vazgeçilmeli” Saadet Partisi olarak hukukun üstünlüğünün ve adalet ilkesinin takipçisi olduklarını belirten Yıldız, yetkili kurumları keyfi uygulamalardan derhal vazgeçmeye, gerçek kişi bilirkişilerin haklarını koruyacak adımları atmaya davet etti.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter:

ÇOK OKUNANLAR