HÜDA PAR Mersin Milletvekili Dinç: Aile kurumunu ve gençliği tehdit eden yayınların önüne geçilmelidir

HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, siyonist odaklar tarafından fonlanan , aile kurumunu, çocukları ve gençliği hedef alan ve ahlaki yozlaşmaya yol açan müzik gruplarının ve zararlı dijital içeriklerin sıkı bir şekilde denetlenmesi çağrısında bulun du. HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Faruk Dinç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Dinç, Gazze’de sözde ateşkese rağmen devam eden katliam ve soykırıma, Gazze’deki soykırımı duyurmak amacıyla yola çıkan Filistin Konvoyu’nun engellenmesine, aile yapısını ve gençleri hedef alan dijital mecraların olumsuz etkilerine ve alınması gereken tedbirlere, yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören hastaların mahremiyetinin korunmasına ve CHP'li vekilin kadınlara taciz iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

20 Ağu 2026 - 18:24 YAYINLANMA
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Dinç: Aile kurumunu ve gençliği tehdit eden yayınların önüne geçilmelidir

“Gazze'deki soykırım devam ediyor” Siyonist işgal rejiminin Gazze'deki katliamlarının devam ettiğine dikkat çeken Dinç, “Sadece bir gün içerisinde 19 mazlum insan Gazze’de şehit edildi. Evet, sözde bir ateşkes var ama Gazze'deki katliam, soykırım devam ediyor.” dedi. “Filistin'in çığlığını duyurmaya çalıştılar” Gazze'de sözde ateşkese rağmen devam eden katliam ve soykırıma karşı uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek amacıyla Bosna Hersek'ten yola çıkan "Uluslararası Filistin Konvoyu"nun Irak’taki İbrahim Halil Sınır Kapısı’nda 7 gün boyunca bekletildiğini ve Irak merkezi hükümeti tarafından girişlerine izin verilmeyen konvoyun Türkiye'ye geri döndüğünü belirten Dinç, şunları söyledi: “Gazze'deki mazlumlara ses vermek, Filistin'i gündemde tutmak için Filistin Konvoyu Bosna'dan yola çıktı. Ondan sonra Türkiye'ye geldi, Türkiye'nin çeşitli illerinde etkinlikler yaptı, Filistin'in çığlığını duyurmaya çalıştı. En son Habur Sınır Kapısı’na kadar gittiler ve Filistin konvoyu aktivistleri Habur Sınır Kapısı’nda 50 dereceden fazla sıcaklıkta günlerce beklediler. Amaçları Ürdün'e, Ürdün'den de Batı Şeria'ya geçmek ve en önemli amaçları da Gazze'deki ablukayı kırmak ve Gazze'deki mazlumların çığlığını dünyaya duyurmak, siyonistlerin soykırımını durdurmaktı.” “Filistin konvoyunda yer alan her bir aktivist kardeşime teşekkür ediyorum” Dinç, “Aktivistlerin başka hiçbir derdi, amacı yoktu. Bir yönüyle vicdanının sesine kulak veren ve bu konuda yola çıkan aktivistlerin tek derdi insanlıktı, merhametti, vicdandı. Ne siyasi ne coğrafya ne de farklı etnik gruplarla alakalı bir durum söz konusuydu. Tek mesele, tek dert, tek amaç Gazze'deki bu insanlık dramına karşı ses yükseltmekti. Filistin konvoyunda yer alan her bir aktivist kardeşime teşekkür ediyorum, onları yürekten selamlıyorum. Gazze'deki bu soykırıma karşı sesini yükselten her bir insana da selamlarımı, hürmetlerimi iletiyorum.” dedi. “Gençlerimizi ve aile yapımızı korumak, devletin ve siyasetin öncelikli görevlerindendir” Aile yapısını ve gençleri dijital mecraların olumsuz etkilerinden koruyacak tedbirlerin alınması çağrısında bulunan Dinç, “Hem bugünün hem yarının teminatı olan gençlerimizi ve toplumun temel taşı olan aile yapımızı korumak, devletin ve siyasetin öncelikli görevlerindendir. Son dönemde dijital platformlar üzerinden yürütülen, toplumun ahlaki ve kültürel değerlerini hedef alan içerikler önemli bir gündem başlığı haline gelmiştir. Bu kapsamda gençleri müstehcen içeriklere maruz bırakabilecek yayın ve etkinliklerin, kamu yararı ile çocukların üstün yararı ilkeleri çerçevesinde denetlenmesi büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu.“Aile kurumunu ve gençliği tehdit eden yayınların önüne geçilmelidir” Siyonist odaklar tarafından fonlanan müzik gruplarının ve gençlere yönelik zararlı dijital içeriklerin sıkı bir şekilde denetlenmesi gerektiğinin altını çizen Dinç, “Bu amaçla yerli ve güçlü dijital etik kurulları oluşturularak aile kurumunu ve gençliği tehdit eden yayınların önüne geçilmelidir.” çağrısında bulundu. “Yoğun bakımlarda mahremiyete saygı gösterilmelidir ” Yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören hastaların mahremiyetinin ve insan haysiyetinin korunmasının sağlık hizmetlerinin temel sorumluluklarından biri olduğunu vurgulayan Dinç, şöyle devam etti: “Hareket kabiliyeti sınırlı, çoğu zaman başkasının bakımına muhtaç durumda bulunan hastaların kendilerini güvende ve huzurlu hissedebilecekleri bir ortamın oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle yoğun bakım ünitelerinde mahremiyeti güçlendirecek düzenlemeler yapılmalı, imkânlar ölçüsünde kadın ve erkek hastaların bulunduğu bölümler ayrılmalıdır. Hastaların muayene, bakım ve kişisel ihtiyaçlarında hemcins sağlık personelinden hizmet alabilmesine yönelik imkânlar da artırılmalıdır. Özellikle mahremiyet ihlallerine ve hastaların istismar edilmesine yol açabilecek risklerin önüne geçilmesi için etkili denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır. İnsan haysiyetini merkeze alan bu yaklaşım, yalnızca bir sağlık politikası değil, hastaların en temel haklarının korunması açısından insani bir sorumluluktur.” “Kadın özgürlüğü savunuculuğunun iyi niyetle yapılmadığı herkes tarafından bilinmektedir” CHP’nin bir kez daha kadınlara taciz iddiası ile kamuoyunda gündeme geldiğini anımsatan Dinç, “Maalesef ağızlarından kadın hakları sözcükleri düşmez ancak hayatlarında kadın tacizleri soruşturmaları da bitmez. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında cinsel taciz suçlamasıyla soruşturma başlattı. Sosyal medya aracılığıyla kamuoyuna da yansıyan taciz olayında, CHP Milletvekili Yazgan’ın sarhoş bir şekilde bir kadını taciz ettikten sonra darp edildiği görüntüler hiç kimseyi şaşırtmadı. Çünkü bu zihniyetin kadınları bir cinsel obje olarak gördüğü, kadın özgürlüğü savunuculuğunun hiç de iyi niyetle yapılmadığı, CHP zihniyetini tanıyan herkes tarafından bilinmektedir.” şeklinde konuştu. “CHP’de gerçek bir arınma için zihinsel ve ahlaki bir değişim şart” CHP’de gerçek bir arınmanın gerçekleşebilmesi için zihinsel ve ahlaki bir değişimin şart olduğuna vurgu yapan Dinç, “CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun bir süredir kullandığı ‘arınma’ kelimesi, zaten bir kirlilik olduğunun itirafıdır. Daha önce de ‘helalleşme’ demişti. Neden helalleşme demişti? Çünkü gırtlağına kadar harama batmışlar. Arınma isteği elbette kıymetlidir. Belediyelerde genç kızları ‘işe alma’ görüntüsü altında metrese dönüştüren, sevgilisini oğluyla evlendirerek sapkınlığını bu şekilde örtmeye çalışan, boğazına kadar rüşvet ve yolsuzluğa batan bu zihniyetin arınabilmesi için hiç değilse asgari ahlak seviyesine ulaşması gerekmektedir. CHP yönetiminin ilgili milletvekilini ‘kesin ihraç talebiyle disipline sevk etme kararı’ memnuniyet vericidir. Ancak CHP’de gerçek bir arınmanın gerçekleşebilmesi için zihinsel ve ahlaki bir değişim şarttır. Çoğu kişi disipline sevk edildi ama bu sorun çözülmedi ve halen devam ediyor. Çünkü bunların genel yapısı bu yöndedir.” dedi.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: