HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Suriye'de mutabakata varılmış olması bizi sevindirdi

Rehber TV’de gündemi değerlendiren HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Suriye’deki çatışmasızlık ortamının önemine dikkat çekerek Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan mutabakatın sevindirici olduğunu ifade etti. HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Rehber TV canlı yayınında dış politika, Gazze’deki soykırım, Suriye’deki son gelişmeler, YPG/ABD ilişkileri ve PKK’nın silahsızlandırılması ve kardeşliğin yeniden tesis edilmesi sürecine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

31 Oca 2026 - 13:02 YAYINLANMA
HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Suriye'de mutabakata varılmış olması bizi sevindirdi

"Yeni dünya düzeni değil, 'Deli Dünya Düzeni'" ABD’nin gücü eline geçirdiği günden bu yana tüm dünyaya hükmetme hedefinde olduğunu belirten Yapıcıoğlu, Washington yönetiminin artık diplomatik dili bir kenara bırakarak açıkça tehdit diline sarıldığını söyledi. Yapıcıoğlu, "Amerika, 'Benim istediğim gibi davranmazsanız sizi ya vergilerinizi artırmakla ya da doğrudan güç kullanmakla tehdit ediyorum' diyor. Eskiden biraz daha diplomatik bir dil kullanırlardı. Şimdi yeni dünya düzeni değil, bir gazetecinin tabiriyle 'Deli Dünya Düzeni' var. Bir deli ya da deli numarası yapan birisi bütün dünyaya ayar vermeye çalışıyor. Amerikan dış politikasının iki temel parametresi vardır; birisi kendi çıkarları, öbürü siyonist israilin güvenliği. İslam dünyasının güçsüz, iradesiz ve kendisine tabi olmasını istiyor." ifadelerini kullandı. “Mazlumlar güçlerini birleştirirlerse zalimler bu kadar kolay zulmedemeyecekler” Gazze’deki direnişin dünya için bir okul olduğunu ve Batı medeniyetinin maskesini düşürdüğünü belirten Yapıcıoğlu, adaletin tesisi için gücün Müslümanların elinde olması gerektiğini vurguladı. Mehmet Görmez Hoca’nın bir benzetmesine atıfta bulunan Yapıcıoğlu, şunları kaydetti: "Hadid Suresi'nde kitap, mizan ve demir birlikte zikredilmiştir. Eğer mizan (adalet/ölçü) olmazsa, güç kitabı yırtar atar. Eğer kitap olmazsa terazinin dengesi bozulur. Eğer güç (demir) olmazsa kitaptaki bilgi sadece teoride kalır. Şu anda güç zalimlerin elindedir. Öyleyse adaleti, hakkı ayakta tutanların güçlerini birleştirmesi gerekir. Biz mazlumun yanında olmak zorundayız; zalime karşı eğer mazlumlar güçlerini birleştirirlerse zalimler bu kadar kolay bir şekilde zulmedemeyecekler." "Suriye'de çözümün yolu müzakeredir" Suriye'de yaşanan son gelişmeleri, 10 Mart Mutabakatı'nı ve sahadaki durumu değerlendiren Yapıcıoğlu, büyük bir çatışmanın yaşanmamasının sevindirici olduğunu dile getirdi. Suriye halkının 14 yıldır çok büyük acılar çektiğini hatırlatan Yapıcıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "Suriye halkı yeterince acı çekti. Kürt’ü, Arap’ı, Türkmen’i, Müslümanı ve gayrimüslimiyle herkes zarar gördü. Biz en başından beri çözümün diyalogla olacağını söyledik. Suriye'de bir mutabakata varılmış olması bizi sevindirdi. Bizim çağrımız oydu zaten; oturun, konuşun, anlaşın. Madem yeni bir sistem kuruluyor, bu adalet temelinde olmalı ve herkes kendini orada bulabilmeli. Arap da Türkmen de Kürt de 'Şam benim de başkentimdir' diyebilmeli. Oluşturulan yeni devlet ‘beni de temsil ediyor’ diyebilmeli; adil bir şekilde bir temsil olmalı ve mutlaka adalet temelinde sistem şekillenmeli.” " 'Suriye Arap Cumhuriyeti' isimlendirmesi ayrıştırıcıdır" Yeni anayasa ve sistem tartışmalarına da değinen Yapıcıoğlu, devletin ismindeki etnik vurgunun yanlışlığına dikkat çekti. Yapıcıoğlu, " Suriye Arap Cumhuriyeti olarak isimlendirilmesi ya da asker bir yere doğru hareket ettiğinde işte Suriye Arap Ordusu ilerliyor, bunlar doğru tabirler, doğru isimlendirmeler değil. Bunlar inciticidir. Bu, ayrıştırmayı getirir. Hatta birileri ayrışma olsun diye belki bunları yapıyor. Sonuç itibariyle bunlar insanı doğru yere götürmez." dedi. "ABD taktik ortaklarını kullanılmış bir peçete gibi atar" ABD’nin Suriye’deki varlığının ve YPG/SDG ile ilişkisinin tamamen kendi çıkarlarına dayalı olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, "ABD, SDG/YPG'ye 'Biz size çok para verdik, siz de bizim için savaştınız' diyor. O dönemde PYD yetkilileri 'Sizin tek bir askerinizin burnu kanamadı, biz 11 bin şehit verdik' demişti. Bugün Amerika da bunu kabul ediyor; "Evet, bizim için savaştılar” ama şunu söylüyorlar: "Biz sizi IŞİD’e karşı, Suriye'deki Baas rejimine karşı ve onun ortakları olan Rusya ve İran'a karşı koruyacağız diye söz verdik. Bundan başkası size askeri olarak yöneldiğinde biz sizi onlara karşı savaşacağız diye biz hiçbir zaman söz vermedik ki.” ABD, stratejik değil, taktiksel dostluklar kurar. İşi bittiğinde o taktik ortağını kullanılmış bir peçete gibi buruşturup çöpe atar. YPG/SDG'ye verilen milyar dolarlar halka gitmedi, tünellere gitti. Biz, zamanında uyardık; 'Milletin çocuklarını Amerika’nın çıkarları için öldürtmeyin' dedik." “Artık Türkiye’deki sürecin başarıya ulaşma şansı çok daha büyük” Türkiye’de yürütülen "Terörsüz Türkiye" sürecine de değinen Yapıcıoğlu, Suriye’deki istikrarın Türkiye’nin iç barışına doğrudan etkisi olacağını ifade etti. 2013-2015 çözüm sürecinin ABD’nin müdahaleleri ve Suriye’deki gelişmelerle akamete uğratıldığını belirten Yapıcıoğlu, "Başından beri de ben şunu söylüyorum: Yani bugün yürüyen süreç ya da komisyon çalışmalarının önündeki en büyük korkumuz; yine Suriye’deki gelişmelerin acaba buna engel olup olmayacağı yönündeki tereddütler, kaygılardı. Gerçekten yoğun çatışmalar olsaydı, çok ciddi can kayıpları olsaydı; buradaki süreç çok ciddi bir zarar görürdü. Ama çatışmaların olmaması, bir anlaşma metninin ortaya çıkması ve tarafların bu konuda uzlaşmış olması bu konudaki kaygıları önemli ölçüde ortadan kaldırdı ve ümitleri de biraz daha büyüttü. Artık Türkiye’deki sürecin başarıya ulaşma şansı bence çok daha büyüktür.” dedi. “Suriye’nin sükûnete kavuşmuş olması buradaki sürece olumlu etkisi olacaktır” Süreci etkileyen dış etkenlerin zayıfladığını ifade eden Yapıcıoğlu, şöyle devam etti: “Şimdi iş bize kaldı; artık dış etkenlerden ziyade biz ne yapacağız? Buradaki süreci eğer ustalıkla yürütebilirsek biz; parlamento, parlamentodaki temsil eden partiler olarak ya da komisyon olarak ve elbette hükümet olarak bu süreç ustalıkla yürütülebilirse inşallah diyoruz ki biz bu sorunu burada da çözeceğiz. Suriye’nin en azından görece bir sükûnete kavuşmuş olması ve bir anlaşma zemininin olmuş olması inşallah diyorum ki buradaki sürece olumlu etkisi olmuştur, olacaktır." "İslam ülkeleri birbirine yakınlaşmalı, D-8 bunun nüvesi olabilir " Son olarak İslam ülkelerine birlik çağrısı yapan Yapıcıoğlu, bölge ülkelerinin yapay düşmanlıkları bir kenara bırakması gerektiğini söyledi. Yapıcıoğlu, "Müslümanlar özüne dönmeli. İslam ülkeleri birbirine yakınlaşmalı. İslam ülkeleri arasında ciddi bir güven bunalımı var. Birbirlerine yeterince güvenmiyorlar. Bu güvenmemenin sebebi de aslında çok reel, çok akla yatkın sebepler değil; çoğu oluşturulmuş, pompalanmış korkulardır. Bölgedeki diğer bütün ülkelerin katılabileceği ittifakın ve içinde belki savunma iş birliğinin de olacağı bir ittifakın kurulması; bu yıllardır söylediğimiz bir şeydir. Mutlaka olması gereken bir şey… Biz diyoruz ki bütün İslam ülkeleri önce aralarında ticari ve belki kültürel ilişkiler, arkasından siyasi ilişkileri biraz daha güçlendirme ve ileride ortak bir askeri gücün de bulunduğu tam bir birlik; dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı tam bir birlik içerisinde hareket edebilecekleri bir dünya mümkündür. Ve böyle olursa ki D-8 bunun nüvesi olabilir, D-8 bugün İslam dünyasının, Müslümanların nüfusunun yarısından fazlasını barındırıyor. Bunlar bir araya geldiğinde, güç birliği ettiklerinde belki ileride bütün İslam ülkeleri de bu şemsiyenin altına girebilir. İnşallah o günleri görürüz." diyerek sözlerini tamamladı.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: