HÜDA PAR Genel Başkan Vekili Sağlam: Milletimizin huzuru için ne gerekiyorsa yaparız

HÜDA PAR Genel Başkan Vekili İshak Sağlam, terörden en çok zarar gören siyasi parti olduklarını hatırlatarak barış ve huzur ortamı için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirtti. HÜDA PAR Genel Başkan Vekili İshak Sağlam, Rehber TV'nin canlı yayın konuğu oldu. Sağlam, gündemdeki 'Terörsüz Türkiye' yasa tasarısı, yeni anayasa çalışmaları ve bölgesel pakt arayışları hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

08 Ağu 2026 - 19:27 YAYINLANMA
HÜDA PAR Genel Başkan Vekili Sağlam: Milletimizin huzuru için ne gerekiyorsa yaparız

“Eski yaklaşımların terk edildiğini görüyoruz” "Terörsüz Türkiye" sürecinin hukuki düzenlemelerini kapsayan 12 maddelik çerçeve yasayı Sağlam, “Milli Dayanışma diye başlayan arayışın, aslında 2-3 sene önce Malazgirt'te adımı atılmıştı. Bin yıllık bir kardeşlikten bahsedildi. Bizim 10 yıldır dile getirdiğimiz; ‘Eski yanlışlıklar tekrarlanmasın, eski anlayış üzerinde bu çözüm arayışı olmasın.’ Anlayışımız artık devleti idare edenler ve bu işi yürütenler tarafından da görülmeye başlandı. Bugün önümüzdeki çerçeve yasanın tamamen PKK terörünü sonlandırmaya yönelik bir arayış olduğunu gösteriyor.” dedi. “Bu kanun çıkarsa yeni bir süreç başlamış olacak” Terör ve şiddet sorunu ile Kürtlerin temel insani haklarının birbirine kesinlikle karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Sağlam, “Bu durumun hem hükümet hem de güvenlik birimleri tarafından da net bir şekilde idrak edildiği ifade ediliyor. Kürt meselesi bu işin içinde yok. Bu çerçeveyi PKK terörünü bitirmeye yönelik bir çerçeve şeklinde değerlendirebiliriz. Şu anda artık çerçeve teklif haline geldi. Bu bir başlangıç ve bu kanun çıkarsa yeni bir süreç başlamış olacak.” ifadelerini kullandı. “İç cephenin tahkimi çok önemlidir” Terörü tamamen bitirmeye yönelik hazırlanan çerçeve yasanın güvensizlik ortamını ortadan kaldıran doğru bir adım olduğunu belirten Sağlam, “Önceki dönemlerde ilk adım yanlış atıldı. Hani gömlekteki ilk düğmeyi yanlış iliklediğiniz zaman diğerlerini artık doğru ilikleme şansınız olmuyor. Bu sefer doğru adım atıldı diye düşünüyoruz. Önceki dönemlerde güvensizlik hâkimdi. Şimdi bu çerçeve yasa aslında bizim ısrarla dile getirdiğimiz, Meclis’e daha önce teklif olarak sunduğumuz yasayla da biraz bu anlamda örtüşen bir durum ve bu çerçeve yasa aslında güvensizliği ortadan kaldıran bir çerçeve haline gelmiş. Bu çerçeve yasa kanunlaştıktan sonra aslında yeni bir süreç başlıyor. Bu nedenle iç cephenin tahkimi çok önemlidir.” şeklinde konuştu. “Kürtlerin temel insani hakları ile PKK terörünün bitirilmesi birbirine karıştırılmasın” Süreç içerisinde ortaya çıkabilecek olası kargaşa ve provokasyonlara karşı toplumsal huzurun ve "iç cephenin" sağlam tutulmasının kritik bir öneme sahip olduğunun altını çizen Sağlam, şunları söyledi: “Kürtlerin temel insani hakları ile PKK terörünün bitirilmesi birbirine karıştırılmasın. Bu bir terör meselesidir. Biz, bu iki konuyu birbirine karıştırmayacağız.’ denildi. Bu husus hem hükümet hem de bu işi yürüten güvenlik birimleri tarafından hep ifade edildi. Bu çerçeve yasa da gösteriyor ki bu işi, bu sefer karıştırmamışlar ve inşallah doğru adımlarla bu sorun bitirilecek.”2012 yılından itibaren PKK teröründen en çok zarar gören siyasi hareketin, partilerinin olduğunu vurgulayan Sağlam, yıllardır süren bu çatışmalı ortamın ve terör eylemlerinin en büyük faturasını ise bölge ekonomisi, güvenliği ve sosyal yapısı bozulan Kürt halkının ödediğini hatırlattı. “Bu milletin huzura ermesi için ne gerekiyorsa yaparız” Parti olarak özellikle 6-8 Ekim olaylarında terörden çok ciddi zarar gördüklerini ve hedef alındıklarını hatırlatan Sağlam, şöyle konuştu: “Yaklaşık 300 saldırıya uğradık. Türkiye'de herhâlde kimse bizim kadar zarar görmemiştir ama hiçbir düşmanlık sonsuza kadar devam etmez ve bir yerde bitmesi lazım. Türkiye'de yaşayan bütün halklar, terörden çok zarar gördü ve görmeye devam ediyor. Çünkü terörün sonuçları halen devam ediyor. Belki şu anda ölümler ve sokak olayları olmuyor ama neticede terörün neticesi ekonomik de olsa devam ediyor. Biz, bu milletin huzurunu istiyoruz. Milletimizin huzuru ve refahı için ne gerekiyorsa yaparız; gerekirse bedel de öderiz.” “Bizim tamamen kabul ettiğimiz bir çerçeve değil” Terör ve şiddetin Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkarılarak toplumsal barış, huzur ve güven ortamının sağlanması amacıyla Meclis’e sundukları "Feshedilen veya Münfesih Sayılan Terör Örgütleri Hakkında Kanun Teklifi"ne de değinen Sağlam, “Kanun teklifimizi uzun süre beklettik ve komisyonda bulunan bütün siyasi partilere verdik. Siyasi partilere, ‘Kanun teklifimizi, bizim teklifimiz olarak değil ortak bir teklif olarak verelim.’ dedik. Biz, daha geniş ve daha genel bir çerçeve çizmiştik ama neticede bizim teklifimiz şu anda henüz gündeme gelmedi. Genel manasıyla çerçeve yasanın bizim kullandığımız bazı kavramlar ve sistemleri içine aldığını görüyoruz ama bizim tamamen kabul ettiğimiz bir çerçeve değil. Fakat buna rağmen bu çerçeve yasa; Türkiye'de terör bitecekse PKK'nın silahsızlandırılması sağlanacaksa elbette destek veririz. PKK terörü bitecek ve biz de bu çerçeve yasanın altına imzamızı attık.” diye konuştu. Türkiye'de özellikle Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren “ulus devlet” anlayışından, Kürtlerin temel insani ve İslami haklarının verilmemesinden kaynaklı bir Kürt meselesinin olduğuna vurgu yapan Sağlam, Türkiye'nin Kürt meselesi ve terör gibi sorunlarından bağımsız olarak 1980 askeri darbe yönetiminin hazırladığı mevcut anayasanın kökten değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. “Neden 1980 anayasasının oluşturduğu bu despotik havayı yaşayalım?” Türkiye'nin yeni bir anayasaya ve cunta anayasasından kurtulmaya ihtiyacının olduğunun altını çizen Sağlam, şöyle devam etti: “Türkiye'de hiç Kürt meselesi olmasa ve hiç bu PKK terörü olmasa bile Türkiye'de şu anda 1980 darbesinden sonra cunta yönetiminin hazırlamış olduğu bir anayasa var. Bu iki mesele olmasa bile Türkiye'de bu anayasanın değişmesi lazım. Biz, bunu ilk günden beri dile getiriyoruz. Aslında Türkiye'de siyaset yapan herkes dönemsel olarak bunu dile getiriyor. 1980'li yıllardan itibaren bu anayasanın değişmesi gerektiğini hemen hemen bütün siyasi partiler dile getirdi. Terör belasından kurtulacağımız bir ortamda, yeni anayasayı neden konuşmayalım? Neden 1980 anayasasının oluşturduğu bu despotik havayı yaşayalım?” “Mevcut anayasa bu millete giydirilmiş bir deli gömleğidir”Sağlam, 1980 askeri darbe yönetiminin hazırladığı mevcut anayasanın, yapılan onlarca değişikliğe rağmen cunta döneminin izlerini ve vesayetçi yapısını taşımaya devam ettiğine dikkat çekerek, “Bu cuntanın başındaki Kenan Evren cumhurbaşkanıyken Türkiye'de ilk anayasa değişikliği başladı. Hatta başlangıç hükümlerine dokunuldu ve değiştirildi. Bugüne kadar 26-27 sefer anayasa değişmiş ve bu anayasa yani bizim parti programında da ifade ettiğimiz gibi ‘bu millete giydirilmiş bir deli gömleğidir.’ Mevcut anayasa komple değişmeden ve yeni bir anayasa yapılmadan bu sorun bitmez.” dedi. “Bu milletin hak ettiği yeni bir anayasadır” Mevcut anayasanın vesayet anayasası olduğunu ifade eden Sağlam, “Her ne kadar sistem değişmişse de, parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmiş olsa da, sistemin hemen hemen önemli kaynaklarına ve kurumlarına dokunulmuş olsa bile; Türkiye şu an temel ve köşe taşları halen 1980 cunta yönetiminin dayatmasıyla oluşturmuş olduğu bir anayasayla idare ediliyor. Bu millet bunu hak etmiyor. Bu milletin hak ettiği yeni bir anayasadır ve mutlaka yeni anayasa çıkarılmalıdır.” çağrısında bulundu. “İslam ülkeleri arasındaki anlaşmaları hep destekledik ve destekliyoruz” Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgesel güvenlik, savunma iş birliği ve İslam dünyasına olası etkilerine de değinen Sağlam, geniş kapsamlı bir İslam birliği kurulmasının önemine işaret ederek şöyle konuştu: “İslam ülkeleri arasında bu şekilde paktlar, anlaşmalar ve sözleşmelerin yapılmasını hep destekledik ve destekliyoruz. Bu konuda olumsuz bir durum çıkartmak çok doğru olmaz. İslam ülkeleri bir araya gelip güçlü birlikler, birliktelikler kurmalıdır. Hatta imkân varsa Avrupa Birliği gibi tek vücut hale gelinirse çok daha iyi olur. Biz, bunu defalarca dile getirmeye çalışıyoruz. Ülkeler arasında yapılan paktlar, anlaşmalar ve sözleşmeler herhangi bir İslam ülkesinin aleyhine olmamalıdır. İslam ülkeleri bilakis hepsi bir araya gelmelidir. Aslında 1930'lu yıllarda Türkiye, Pakistan ve İran arasında imzalanmış bir Sadabat Paktı var. Biz, böyle paktların da olmasını istiyoruz. Keşke körfez ülkeleri, İran, Türkiye, Suriye, Irak, Pakistan ve Afganistan; hepsi beraber böyle bir pakt oluşturabilseler.” “Amerika'nın tek gayesi israili korumaktır” Son yıllarda yaşanan bölgesel gelişmelerin böyle bir antlaşmayı zorunlu kıldığına değinen Sağlam, “Başta Suudi Arabistan olmak üzere körfez ülkelerinden, yıllardan beri güya bu ülkeleri İran'a karşı koruma amacı ve gerekçesiyle Amerika'ya trilyonlarca dolar sermaye akışı oluyor. Şimdi son bir sene içerisinde gördük ki Amerika'nın onları korumaya yönelik herhangi bir gayreti, bir amacı ve bir hedefi yok. Amerika'nın tek gayesi israili korumaktır.” dedi. "Amerika’ya ihtiyaç yok" Bölge ülkelerinin ABD’nin askeri varlığına ihtiyacı olmadığına dikkat çeken Sağlam, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Ben beklerdim ki Suudi Arabistan ve körfez ülkeleri Amerika'ya, 'Biz bu kadar yatırım yaptık ama bizi koruyamadınız. Artık senin burada kalmana gerek yok. Biz, kendi aramızda kendi paktımızı kurarız, anlaşırız. İslam ülkeleri olarak birbirimizden çok alıp veremediğimiz bir şey yok.’ demeleriydi. Belki bazı ülkelerin kuruluşu çok doğal yollarla olmadı ama neticede şu anda bir gerçeklik var. Bu ülkelerin Amerika'ya aslında ihtiyacı yok. İslam ülkeleri olarak bir araya gelip yeraltı ve yerüstü kaynakları en verimli bir şekilde kullanırsak, Amerika ve israil emperyalizmine karşı duracak bir oluşum olabilir.”

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: