HÜDA PAR Adana'da "Madde Bağımlılığı" paneli düzenledi

HÜDA PAR Gençlik Politikaları Başkanlığı, madde bağımlılığıyla mücadeleye dikkat çekmek amacıyla Adana’da bir panel düzenledi. Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen "Madde Bağımlılığı" programına HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, Adana İl Başkanı Fethullah Beyazçiçek ve İl Müftüsü Mehmet Taşcı ile çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan panelde HÜDA PAR Adana İl Başkanı Fethullah Beyazçiçek ve İl Müftüsü Mehmet Taşcı selamlama konuşmalarını gerçekleştirdi.

02 Şub 2026 - 17:13 YAYINLANMA
HÜDA PAR Adana'da "Madde Bağımlılığı" paneli düzenledi

"Gençlik bir bunalım yaşıyor ve çıkış kapısı bulmak istiyor" HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, “Bu zehirle mücadele etmek çok önemlidir bizim açımızdan. Gençlik politikaları olarak bu çalışmaya başladığımız ilk günden bu yana zehirle mücadele ettik. Uyuşturucu kavramı bile başlı başına tehlikeli bir kavramdır. Gençlik bir bunalım yaşıyor ve çıkış kapısı bulmak istiyor. Bu çıkış kapısında, bedeni rahatlattığı düşüncesiyle madde bağımlılığına yöneliyor.” dedi. "Maddi çıkarları için hepimizi, tüm neslimizi hedef alıyorlar" Uyuşturucu yerine “zehir” kavramının kullanılmasının daha doğru olduğunu savunan Dinç, zehir tacirlerini terör örgütlerine benzeterek, “Bu zehir tacirleri ve terör örgütleri öyle tehlikelidir ki ırkımıza, yaşımıza, cinsiyetimize bakmazlar. Düşünce ve fikirlerimiz onlar için önemli değildir. Maddi çıkarları için hepimizi, tüm neslimizi hedef alıyorlar.” ifadelerini kullandı. "Maalesef en çok mağdur olan anneler" Madde bağımlılığından en fazla etkilenen kesimin anneler olduğunu dile getiren Dinç, sahada yaptığı görüşmelere dikkat çekerek, “80 bağımlı gençle görüştüm, onları dinledik ve notlarımızı aldık. Maalesef en çok mağdur olan annelerdi. Anneler her gün ölüyorlar; evlatları gözlerinin önünde eriyerek ölüyor. Bu durum onları her geçen gün daha kötü hale getiriyor.” şeklinde konuştu. "Bunların çoğunluğunu liseli gençler oluşturuyor" Madde kullanımının Türkiye gündeminde yeterince yer almadığını belirten Dinç, “Gençliğimiz gözlerimizin önünde gidiyor. 2010 ile 2020 yılları arasında madde kullanımı yüzde 26 arttı. 15-64 yaş arası insanların yüzde 5,6’sı hayatında en az bir kez madde kullanmış. En önemlisi, bunların çoğunluğunu liseli gençler oluşturuyor.” dedi. 2020-2023 yılları arasında bazı zehirli maddelerde beş kat artış yaşandığını belirten Dinç, bu rakamların neslin nasıl uyuşturulduğunu ve ruhların köleleştirildiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. "Madde bağımlılığına öncülük eden alkoldür" Alkolün madde bağımlılığına giden yolda öncü rol oynadığını belirten Dinç, “Madde bağımlılığına öncülük eden madde alkoldür. Efendimiz, ‘Alkol bütün kötülüklerin anasıdır’ buyuruyor. İsveç’te alkol bu kadar rahat satılmazken, bizim ülkemizde zincir marketlerde kasaların önünde duruyor.” ifadelerini kullandı. Sorunun masa başında çözülemeyeceğini vurgulayan Dinç, sahaya inilmesi gerektiğini belirterek, “Madde bağımlılığı, gençlere dokunarak, dertlerini dinleyerek çözülebilir. Bu nedenle kanun teklifi verdik; örgütlü şekilde bu suçu işleyenlerin ağır ceza almasını istedik. Bu işe bulaşan kamu görevlilerinin cezalarının daha da ağır olması gerektiğini söyledik.” dedi. "Bağımlı kişi sadece ilaçla tedavi olmaz" Zorunlu tedavi konusuna da değinen Dinç, “Bağımlı olan çocuğun kendisi, ailesi ve çevresi için tehlike oluşturduğu durumlarda, sosyal baskı olmadan tedavi altına alınmalıdır. Bağımlı kişi sadece ilaçla tedavi olmaz; iradesinin ve maneviyatının da güçlenmesi gerekir.” şeklinde konuştu. "Yaratılış gayesi öğretilmeden, sadece ilaçla tedavi edemeyiz" Toplumun manevi değerlerinden koparıldığına dikkat çeken Dinç, “Bu toplumun evlatları Müslüman’dır. Alnı secdeli, ecdadı Müslüman bir toplumdur. Gençlerin kalbine ve ruhuna dokunun ki kim olduklarını hatırlasınlar. Yaratılış gayesi öğretilmeden, sadece ilaçla tedavi edemeyiz.” ifadelerini kullandı. Gönüllülerden oluşan bir üst kurul AMATEM gibi merkezlerin ıslah merkezleri haline getirilmesi gerektiğini dile getiren Dinç, zehirle mücadele için gönüllülerden oluşan bir üst kurul kurulmasını önerdi. Dinç, “Bakanlıklar, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri bu yapının içinde yer almalı. Bu sorun halı altına süpürülemez, sadece polisiye tedbirlerle de çözülemez.” dedi. "Bunlar bizim evlatlarımız" Bağımlı bireylere dışlayıcı gözle bakılmaması gerektiğini vurgulayan Dinç, sözlerini şöyle tamamladı: “Hepimiz bu tehlikeyle karşı karşıyayız. Bunlar bizim evlatlarımız. Bu mesele çözüme kavuşana kadar kimsenin yakasını bırakmayacağız. Bu mesele partiler üstü bir meseledir.” "Bağımlılık kronik bir hastalıktır" Panelin açılışında söz alan Yeşilay Adana İl Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım, bağımlılıkla mücadelede umutlu olduklarını belirterek, toplumsal sorumluluğa vurgu yaptı. Yıldırım, tedaviden çok önleyici çalışmaların önemine işaret ederek, “Bağımlı bireyin tedavisi gerçekten zordur. Ancak bizler vatandaşlar olarak önleyici hizmetler yapabiliriz. Yeşilay Danışmanlık Merkezleri bu noktada ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı hizmet vermektedir.” dedi. "İşsiz insan her yola gidebilir" Gençlerin sahipsiz bırakılmaması gerektiğini belirten Yıldırım, “Kâinat boşluk kabul etmez. Bir genci başıboş bırakırsanız yanlış yollara gidebilir. İşsiz insan her yola gidebilir. Bu alanları doldurmak zorundayız. Çocuklarımızı maddeyle hiç tanıştırmamalıyız. Madde bağımlılığı bir aile hastalığıdır.” dedi. "Madde kullanımı özenti ile başlar" Psikolog Nurullah Avşar, “Madde kullanımı özenti ile başlar. İlk adımı merak etme ve deneme davranışıdır. Kişi ilk denemesinde merakının korkuyu yenmesiyle ‘Bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesine kapılır. Bu düşünceyle başlanan her maddenin devamı gelir.” ifadelerini kullandı. Madde bağımlılığının nedenlerini sosyolojik ve psikolojik başlıklar altında değerlendiren Avşar, “Madde bağımlılığının sebepleri sosyolojik ve psikolojik olarak ikiye ayrılır. Zararlı maddelere karşı kontrol kaybı yaşanır ve bu durum kişinin sağlığını ve hayatını olumsuz etkiler. Merak duygusu yüksek bireylerde kimlik arayışı ve rol model edinme eğilimi fazladır. Çocuk kimi rol model alıyorsa ona evrilir.” şeklinde konuştu. "Boşanma ve tartışmanın yoğun olduğu evlerde madde kullanımı daha fazladır" Stres, kabul görme isteği ve aile içi sorunların bağımlılığı tetiklediğini belirten Avşar, “Aile içi şiddet ve huzursuzluk, özgüven eksikliği, yalnızlık ve hayattan zevk alamama madde kullanımına yönelten etkenlerdendir. En önemli etkenlerden biri ise ekonomik sorunlardır. Ailenin bireyi denetlememesi, maddeye ulaşma noktasındaki en büyük etkendir. Boşanma ve tartışmanın yoğun olduğu evlerde madde kullanımı daha fazladır.” ifadelerini kullandı. "Sevgi, ilgi ve iletişim çok önemlidir" Sosyal medyanın da önemli bir risk unsuru olduğuna dikkat çeken Avşar, “Sosyal medyada yer alan özendirici içerikler durumu tetikleyebilir. Uyuşturucu imparatorluğu kuran dizilerin dünya genelinde izlenme rekorları kırması, bu maddelerin normalleşmesine ve özendirilmesine yol açmaktadır.” diye konuştu. Koruyucu faktörlerin başında aile ve eğitimin geldiğini vurgulayan Avşar, “Koruyucu faktörlerimiz aile ve eğitim desteğidir. Sevgi, ilgi ve iletişim çok önemlidir. Ailenin sevgi göstermesi, çocuğun topluma kazandırılması demektir.” ifadelerini kullandı. "Maneviyat kaybedildiğinde, insan her şeyini kaybeder" Bağımlı bireylere yaklaşımın da hayati önem taşıdığını ifade eden Avşar, “Madde bağımlısına baskı kurulmamalı, yargılanmamalı ve benimsenmelidir. En önemli şey maneviyattır. Maneviyat kaybedildiğinde, insan her şeyini kaybeder.” dedi. “Boşluğu maddeyle doldurmaya çalıştım” Bağımlılıktan kurtulan Özkan Özyurt yaşadığı süreci katılımcılarla paylaştı. Özyurt, madde bağımlılığına sürüklenme nedenlerini ve iyileşme sürecini kendi hayatından örneklerle anlattı. Bağımlılığa sürükleyen en temel etkenlerden birinin ilgisizlik ve sevgisizlik olduğunu vurgulayan Özyurt, “Bu sadece anne ve babadan kaynaklanan bir durum değil. Beklenti içine girdiğim her alanda ilgi göremediğimde, bu boşluğu maddeyle doldurmaya çalıştım.” dedi. “Aileyle olan kopukluk ve ‘Her şeyi ben hallederim’ düşüncesi başarısızlıkla sonuçlanıyor” Aile içi iletişimsizliğin süreci daha da derinleştirdiğini belirten Özyurt, “Aileyle olan kopukluk ve ‘Her şeyi ben hallederim’ düşüncesi başarısızlıkla sonuçlanıyor. Yaklaşık beş yıl boyunca bağımlılığımı bahane ve yalanlarla gizledim. Ailelerimiz bu durumu bize yakıştırmak istemiyor. Bu inkâr, benim bağımlılığımın yıllarca sürmesine neden oldu.” ifadelerini kullandı. "İbadetin olmadığı bir hayat büyük bir boşluk oluşturuyor" Bağımlılığın bir diğer temel sebebinin inanç eksikliği olduğunu dile getiren Özyurt, “Namazın, ibadetin olmadığı bir hayat büyük bir boşluk oluşturuyor. Bizim sloganımız ‘ilaçla değil, inançla’. Birçok tedavi gördüm ancak ilaçlardan kalıcı bir fayda görmedim.” diye konuştu. "Ailemin başımda ağladığını görüyordum" Madde kullanımının gerçeklik algısını yok ettiğini anlatan Özyurt, “Yoğun kullandığım dönemlerde halüsinasyonlar görmeye başladım. Gerçeklikten tamamen kopmuştum. Öldüğümü zannettiğim anlar oldu. Ailemin başımda ağladığını görüyordum. Bu sahneleri tekrar yaşamak bende derin travmalar bıraktı. Eski bir askerî personeldim. Bağımlılık mesleğimi, ailemi ve hayatımı elimden aldı. Madde bağımlıları sadece köprü altlarında yaşayan insanlar değil. Her yerde olabilirler. Ben buna çağımızın vebası diyorum.” ifadelerini kullandı. “Beş vakit namaza başladım, oruç tuttum… Asıl değişim orada başladı” Bırakma sürecini de anlatan Özyurt, “İlaçlardan sonuç alamayınca ilaçsız tedavi uygulayan bir sivil toplum kuruluşuna gittim. Orada yıllardır madde kullanmayan insanları görmek bana umut verdi. Beş vakit namaza başladım, oruç tuttum. Asıl değişim orada başladı.” dedi. "Hayatımdan örnekler sunarak el uzatıyorum" Artık bağımlılara destek olmaya çalıştığını belirten Özyurt, “Şimdi bağımlı kardeşlerimize hayatımdan örnekler sunarak el uzatıyorum. Efendimizin ‘Bir insanı kurtaran tüm insanlığı kurtarmış gibidir’ sözü bu yola çıkmamda en büyük motivasyonum oldu. Birey istemediği sürece zorunlu tedavi işe yaramaz. Bilinçsiz bırakmalar daha fazla kullanıma yol açıyor. İki yıldır içmiyorum. Dönüş her zaman mümkündür ama ben bağımlılıkla yaşamayı öğrendim.” şeklinde konuştu. "Beni bağımlılıktan kurtaran en büyük etken namazdır" Maneviyatın iyileşmedeki rolüne dikkat çeken Özyurt, “Beni bağımlılıktan kurtaran en büyük etken namazdır. Madde bağımlılıklarından kurtulmanın büyük bir kısmı maneviyatla ilgilidir. Bağımlılık, kalpteki boşlukla başlar.” diyerek sözlerini tamamladı.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: