DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: “49 milyar dolar nereye gitti?”

“Merkez Bankası'nın 49 milyara sattığı ucuz dövizi alanlar, Türkiye'den faiz kazananlar; katmerli kazandılar katmerli” “‘İyi günlerde tasarruf edeceksiniz, kötü günlerde o tasarruf ettiğinizi harcayacaksınız’ dedik ama yapmadılar” “Çiftçimizin, esnafımızın, KOBİ'lerimizin, sanayicimizin vergi borcu ve sosyal güvenlik borcu yeniden yapılandırılmalıdır” “Umuyoruz ki bu ateşkes, tarafların barış anlaşmasıyla ilgili barış anlaşması müzakereleriyle alakalı bir fırsat penceresi olur”

08 Nis 2026 - 14:04 YAYINLANMA
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: “49 milyar dolar nereye gitti?”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol grubunda yaptığı konuşmada ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasındaki ateşkes sürecine, Merkez Bankası rezervlerindeki hızlı erimeye, ekonomi yönetiminin şeffaflıktan uzak uygulamalarına ve artan enerji maliyetlerinin enflasyona etkisine değindi. Çiftçi, esnaf, KOBİ ve sanayicilerin vergi borcu ve sosyal güvenlik borcunun yeniden yapılandırılması gerektiğini söyleyen Babacan, asgari ücret tartışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine dün İstanbul'da meydana gelen terör eyleminde yaralanan güvenlik mensuplarına acil şifalar dileyerek ve polis haftasını kutlayarak başlayan Ali Babacan, şunları söyledi: “İstanbul'da meydana gelen terör eyleminde yaralanan polislerimize Allah'tan acil şifalar diliyorum” “Sözlerimin hemen başında dün İstanbul'da meydana gelen terör eyleminde yaralanan polislerimize Allah'tan acil şifalar diliyorum. İstanbul Emniyeti’ne ve İstanbul halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Gerçekten topyekûn teyakkuzda olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Hem iç güvenlik hem de dış güvenlik kurumlarımıza bu zorlu süreçte Allah'tan kolaylıklar diliyorum. İki gün sonra Türk Polis Teşkilatı'nın 181'inci kuruluş yıldönümünü hep beraber kutlayacağız. Milletimizin huzuru ve güvenliği için canını ortaya koyan, büyük bir fedakarlık ve azimle görev yapan tüm emniyet mensuplarımızın Polis Haftası'nı şimdiden tebrik ediyorum. Unutmayalım, polislerimiz devletimizin güvencesidir, milletimizin huzur kapısıdır. Bu vesileyle bugüne kadar görevi başında şehit olan tüm polislerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anmak istiyorum.” “Tüm Roman vatandaşlarımızın Dünya Romanlar Günü'nü de kutlamak istiyorum” DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, konuşmasına 8 Nisan Dünya Romanlar gününü kutlayarak devam etti. Ali Babacan, “Değerli arkadaşlar, bugün 8 Nisan. Tüm Roman vatandaşlarımızın Dünya Romanlar Günü'nü de kutlamak istiyorum. Eğitimden istihdama her alanda fırsat eşitliğinin sağlandığı, ayrımcılığın, ötekileştirmenin olmadığı, yoksulluğun sıfırlandığı bir Türkiye hedefimizi de özellikle tekrar vurgulamak istiyorum” ifadelerini kullandı. “Umuyoruz ki bu ateşkes, tarafların barış anlaşmasıyla ilgili barış anlaşması müzakereleriyle alakalı bir fırsat penceresi olur” Ali Babacan, dün gece varılan ateşkesle ilgili, “ABD ve İsrail hem uluslararası hukuka hem de kendi iç hukuklarına aykırı bir şekilde başlattıkları bu savaşın şu anda geçici de olsa ateşkesle bir ara verilmesine gerçekten iyi bir gelişme olarak bakmamız gerekiyor. Memnuniyetle bakmamız gerekiyor. Ancak risklerin de aynen ilk günkü gibi orada öylece durduğunun da farkında olmamız gerekiyor. Tam 40 gün sürdü ve 40 günden sonra iki haftalık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldı. Fakat daha ateşkesin ilk açıklandığı; Pakistan ve karşılığında İsrail'in sözlerine baktığımızda hemen dakika bir gol bir. Büyük bir uyumsuzluk var. Pakistan'ın açıklaması, arabulucu ülkenin açıklamasında, Lübnan'ı da kapsayan bir ateşkesten bahsediyor. Ama İsrail diyor ki yok, Lübnan bu ateşkes kapsamında değil. Umarız ki Lübnan'daki yangın, Lübnan'daki kıvılcım hızlı bir şekilde bölgeye tekrar yayılmaz. Ve bu ateşkes, tarafların barış anlaşmasıyla ilgili barış anlaşması müzakereleriyle alakalı bir fırsat penceresi olur” ifadelerini kullandı. “40 günde Merkez Bankası’nın rezervlerinden sattığı rakam 49 milyar doları geçti, bununla ilgili bir açıklama yok” Merkez Bankası rezervlerinden 40 milyar dolar satıldığını ifade eden Babacan, “Savaşta değiliz ama son 40 günde Merkez Bankası’nın rezervlerinden sattığı rakam 49 milyar doları geçti arkadaşlar. 49 milyar dolar. Altın döviz toplamı. Bu hesabın içerisinde altının değerinin düşmesinden kaynaklı rezerv kaybı yok. Ben sadece net satıştan bahsediyorum: 49 milyar dolar. Peki Merkez Bankası'ndan, iktidardan bununla ilgili bir açıklama duydunuz mu? Yok. Çünkü hâlâ o damat döneminin gizli saklı arka kapı döviz operasyonlarına tam gaz devam ediyorlar. Doğru hesaptan kaçar mı? Madem yaptığınız iş doğru, niye açıklamıyorsunuz? Yıllarca bu ülkenin Merkez Bankası ne kadar döviz aldı, ne kadar döviz sattı, anlık günlük yayınlarken, açıklarken siz niye gizliyorsunuz? Biz ancak Merkez Bankası'nın bilançosundan böyle veri madenciliği yaparak adeta bu rakamları hesaplayıp ortaya çıkarabiliyoruz. ‘Demek ki 49 milyar buharlaşmış’ diyoruz. ‘Demek ki arka kapıdan satmış’ bunlar diyoruz. Yoksa açıklanan bir rakam yok. Merkez Bankası'nın girin açıklamalarına, yok. İktidardan var mı? Yok. Ekonomi yönetiminden var mı? Yok. 49 milyar dolar” dedi. “Ben şimdi soruyorum: 49 milyar dolar nereye gitti?” Merkez Bankası rezervlerinden yapılan satışların akıbetini sorgulayan Babacan “49 milyar dolar nereye gitti?” diye sordu ve şunları söyledi: 2008'de büyük bir ekonomik kriz yaşandı tüm dünyada. Ama o serbest kur rejiminin Türkiye'ye en önemli faydası, hızlı döviz girişlerinde ya da hızlı döviz çıkışlarında otomatik bir frenleme mekanizması uygulamasıydı. Ne zaman ki hızlı giriş olurdu, hemen kur düşerdi. O acil para getirmek isteyenler, hızlı para kazanmak isteyenler var ya, hemen frene basardı. 'Ya dur bakalım bu nereye gidecek?' diye yavaşlardı iş. Hızlı döviz çıkışı olan zamanlarda da kur yükselirdi. Gene zarar etmeye başlarlardı. Mecburen frene basarlardı. Ben şimdi soruyorum: Bu 49 milyar dolar nereye gitti? 49 milyar doları kim aldı?” “Merkez Bankası'nın 49 milyara sattığı ucuz dövizi alanlar, Türkiye'den faiz kazananlar; katmerli kazandılar katmerli” Ali Babacan, Merkez Bankası’nın döviz satışlarının kimlere kazanç sağladığına dikkat çekerek, ekonomi yönetiminin uygulamalarının yabancı yatırımcılara avantaj sağladığını ve bu süreçte büyük kazançlar elde edildiğini ifade etti: “Bunu alanların ağırlığı, Türkiye'ye faizi yatırıp faiz parasını tekrar dolara çevirip yurt dışına çıkanlar. Yani Merkez Bankası'nın 49 milyara sattığı ucuz dövizi alanlar, Türkiye'den faiz kazananlar; katmerli kazandılar katmerli. Katmerli kazandılar. Çünkü Merkez Bankası, ekonomi yönetimi ne yapıyor, ne diyor? Londra'da kime, neler anlatıyor bunlar? Sunuşlarına herhalde bakmışsınızdır çünkü yayıldı gitti. Yatırımcılara ne anlattıklarını gördünüz. Dünyanın büyük fonları daha geçen geldi. Ülkenin cumhurbaşkanıyla, dışişleri bakanıyla, hazine bakanıyla görüştü. Bunlar ne konuşuyor? Neyin garantisini almaya çalışıyorlar? 'Türkiye'de paramız var ama geri çıkarken bize dövizi ucuza satacak mısınız? Şu andaki kuru baskı altına aldığınız uygulamaya devam edecek misiniz?” “‘İyi günlerde tasarruf edeceksiniz, kötü günlerde o tasarruf ettiğinizi harcayacaksınız’ dedik ama yapmadılar” “Türkiye'nin maliye politikasına bir mali kural gereklidir. Ve ‘İyi günlerde tasarruf edeceksiniz, kötü günlerde o tasarruf ettiğinizi harcayacaksınız’ dedik. Ama yapmadılar. Har vurup harman savurdular. İtibardan tasarruf olmaz ifadesini unutmayın. O bana verilmiş bir cevaptır. Biz tasarruf, tasarruf, tasarruf derken o gün ülkenin başbakanı çıktı; ‘İtibardan tasarruf olmaz kardeşim’ dedi. Görüyorsunuz işte. Zamanında tasarruf etmeyince, devletin elinde imkânlar olmayınca artan enerji maliyetleriyle nasıl şu anda enflasyon vuruldu, nasıl her türlü akaryakıt ürününe zam geldi. Daha bekleyin. Petrol kaynaklı petrokimya, plastik ne var ne yoksa petrol kaynaklı bütün ürünlerde bir zam dalgası geldi. Kötü vuracak bu. Nihayetinde evet, dün geceden bu yana 110 dolardan tekrar 90 dolarlara düştü petrol. Ama unutmayalım savaş öncesi 60 dolardı. 60'tan 90'a zaten yüzde 50'lik bir zam var. Şimdi bu iyi yönetilmezse gidecek bizim içeride bütün enflasyon rakamlarını bozacak.” “Çiftçimizin, esnafımızın, KOBİ'lerimizin, sanayicimizin vergi borcu ve sosyal güvenlik borcu yeniden yapılandırılmalıdır” Çiftçi, esnaf, KOBİ ve sanayicilerin vergi borcu ve sosyal güvenlik borcunun yeniden yapılandırılması gerektiğini söyleyen Babacan, “Şu anda acilen ama acilen çiftçimizin, esnafımızın, KOBİ'lerimizin, sanayicimizin vergi borcu ve sosyal güvenlik borcu yeniden yapılandırılmalıdır. 1 yıl ödemesiz 3 yıla bu borç yayılmalıdır. Mutlaka taze finansman imkânı sağlanmalıdır. Bunu yapın, korkmayın. 2002 ekonomik krizinden sonra Ziraat Bankası ve Halk Bankası'nın alacaklarının yüzde 40'ı batak alacak haline gelmişti. Esnafımızın, çiftçimizin yüzde 40'ı borcunu ödeyemiyordu. Derhal sadece enflasyona endeksli bir yeniden yapılandırma yaptık. Faize değil, enflasyona endeksli bir yeniden yapılandırma. Yeni finansman imkânları sağladık. Yıl 2004. Çiftçimizin de esnafımızın da yüzde 99'u borcunu tam ve gününde öder haline geldi. Ziraat Bankası'nın, Halk Bankası'nın tarihinde böyle bir şey olmamıştı. Çiftçimizin, esnafımızın yüzde 99'u borcunu tam ve gününde ödeyecek bir ekonomik güce ulaştı. Sadece 1 yılda oldu bu Türkiye'de. Bunlar yine olur, çok daha iyisi olur. Yeter ki bu ülkeyi anlayan, bu ülkenin asıl ekonomik çarklarının nasıl işlediğini bilen bir yönetim iş başında olsun” ifadelerini kullandı. “Türkiye'ye uçaktan bakıp ülkenin ekonomisiyle ilgili ahkâm kesiyorsan beceremezsin, yapamazsın” “Bir başka tartışma yaşandı geçen hafta takip etmişsinizdir. ‘Aman asgari ücreti artırmayalım, çok kötü bir fikir, enflasyonist olur’. Arkadaş bak, bulutların üzerinde dolaşıyorsan Türkiye'yi sadece böyle uçaktan bakıp bir kara parçası olarak görüyorsan, sadece birkaç makroekonomik veriye dayanarak bu ülkenin ekonomisiyle ilgili ahkâm kesiyorsan beceremezsin, yapamazsın. Tabii ki makroekonomik göstergelere bakacaksın ama bir yandan da sektör sektör inceleyeceksin. Enflasyonun asıl kaynağı ne, bunu iyi teşhis edeceksin. Bol talep mi, ondan mı artıyor? Bol talep var; yoksa maliyetler vurmuş, kur artmış, enerji fiyatları artmış, mecburen mi enflasyon artıyor? Bunu iyi analiz edeceksin. Örnek veriyorum duysunlar, o iktisatçı geçinenler dinlesinler ve bunu izah etsinler... Yıl 2004. Net asgari ücreti tam yüzde 41 artırdık. 2004'ün sonunda enflasyon yüzde 9, 2005'in sonunda yüzde 8. Nasıl oldu? Nasıl oldu? Asgari ücrete yüzde 41 zam vermişiz, enflasyon yüzde 9'a düşmüş. Ertesi sene de yüzde 8'e düşmeye devam etmiş. Nasıl oldu? Yıl 2008. Asgari ücret artışı yüzde 20. Enflasyon yıl sonunda yüzde 10, bir sonraki sene de yüzde 6 buçuğa düşmüş. Ne oldu? Ücretler önemlidir. Gelirler politikası denir buna. Gelir politikası ayrıdır, gelirler politikası ayrıdır. Yani insanların maaş seviyesinin enflasyon üzerindeki etkisi önemli bir konudur. Ama ne zaman ne yapacağınızı bilmeniz lazım ya. Hangi dönemde enflasyona bağlı olarak asgari ücreti ne kadar artırmanız gerekeceğini iyi hesap etmeniz lazım. Her şeyden önemlisi de vicdan sahibi olmanız lazım.”

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: