DEVA Partili Zeynep Sudan: “28 Şubat’ın dersleri unutulmamalı, Azerbaycan’da başörtüsü kısıtlamalarına son verilmelidir”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, Azerbaycan’da okullarda başörtüsü kullanımına yönelik kısıtlamalar ve bazı öğrencilerin derslere alınmadığına ilişkin haberler üzerine, Türkiye’nin 28 Şubat tecrübesini hatırlatarak Azerbaycanlı yetkililere çağrıda bulundu.
“Kardeşlik, yalnızca ortak geçmişi ve ortak sevinçleri paylaşmak değildir” Sudan, açıklamasına kardeşliğin kapsamını tanımlayarak başladı: “Kardeşlik, yalnızca ortak geçmişi ve ortak sevinçleri paylaşmak değil, temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda da birbirine karşı sorumluluk hissetmektir. Türkiye olarak 28 Şubat sürecinde yaşadıklarımız, başörtüsü nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılan, mesleklerinden uzaklaştırılan, kamu görevlerinden ayrılmak zorunda kalan ve inançları üzerinden ayrımcılığa uğrayan binlerce kadının hafızasında hâlâ canlıdır. Bu süreç, bir kıyafet üzerinden insanların eğitim ve çalışma hayatlarının nasıl etkilenebileceğini gösteren acı bir tarihî tecrübedir. Bugün Azerbaycan’da okullarda başörtüsü kullanımına yönelik kısıtlamalar ve bazı öğrencilerin derslere alınmadığına ilişkin haberler, Türkiye’nin bu tecrübeyi yeniden hatırlamasını gerektirmektedir.” “Kardeşlik, yalnızca siyasi ve diplomatik dayanışma söylemiyle sınırlı kalmamalıdır” İki ülke arasındaki bağa dikkat çeken DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Azerbaycan, Türkiye’nin kardeş ülkesidir. İki ülke arasındaki ilişkiler tarihî, kültürel ve stratejik bağlarla güçlenmiştir. Ancak kardeşlik, yalnızca siyasi ve diplomatik dayanışma söylemiyle sınırlı kalmamalıdır. Kardeşlik, gerektiğinde birbirimizin temel hak ve özgürlükler konusunda daha kapsayıcı adımlar atmasına katkı sunabilmeyi de gerektirir.”“Laiklik, insanların inançlarını devlet baskısı altında yaşamaları değildir” Laiklik kavramının kısıtlamayı haklı kılmayacağını belirten Sudan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Azerbaycan’ın laik bir devlet olması, din ve vicdan özgürlüğünün kısıtlanmasını kendiliğinden haklı kılmaz. Laiklik, insanların inançlarını devlet baskısı altında yaşamaları değil; devletin farklı inançlara ve inançsızlığa eşit mesafede durabilmesi, herkesin temel haklarını güvence altına alabilmesidir. Azerbaycan Anayasası’nın 25. maddesi din temelinde ayrımcılığı yasaklamakta, 42. maddesi eğitim hakkını güvence altına almakta, 48. maddesi ise vicdan özgürlüğünü tanımaktadır. Bu güvencelerin, eğitim kurumlarındaki uygulamalarda da eksiksiz biçimde karşılık bulması gerekir.” “Bir kız çocuğunun başörtüsü, eğitim hakkının önüne konulacak bir engel değildir” Okullardaki kıyafet kurallarının sınırına işaret eden Sudan, şunları söyledi: “Elbette okullarda ortak kıyafet kuralları belirlenebilir. Ancak bu kurallar, bir öğrencinin dinî inancı doğrultusunda başını örtmesi nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılmasına yol açmamalıdır. Çocukların eğitim hakkı ile ailelerin inanç ve değerleri arasında bir tercih yapmaya zorlanması, toplumsal güveni de zedeleyebilir. Türkiye’nin 28 Şubat tecrübesi burada önemli bir ders sunmaktadır: Bir kadının veya kız çocuğunun başörtüsü, eğitim hakkının önüne konulacak bir engel değildir. Devletin görevi, kadınlara ne giyeceklerini dayatmak değil; onların özgür, eşit ve güvenli biçimde eğitim alabilecekleri bir ortam sağlamaktır.” “Amacımız iki ülke arasındaki ilişkileri tartışmaya açmak değildir” Türkiye’nin üstlenebileceği role değinen DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, “Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin, Azerbaycan ile güçlü diplomatik ilişkilerini ve kardeşlik bağlarını kullanarak konuyu yapıcı bir diyalogla gündeme taşıması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye, Azerbaycan’ın egemenliğine ve kendi hukuk düzenine saygı çerçevesinde, eğitim hakkını ve din ve vicdan özgürlüğünü birlikte güvence altına alacak çözümlerin geliştirilmesine katkı sunabilir. Amacımız iki ülke arasındaki ilişkileri tartışmaya açmak değil; bu ilişkilerin insan hakları, karşılıklı anlayış ve ortak insani değerlerle daha da güçlenmesine katkıda bulunmaktır” dedi. “Hiçbir kız çocuğu, başörtüsü nedeniyle eğitiminden mahrum bırakılmamalıdır” Açıklamasını iki ülkeye yönelik çağrıyla tamamlayan Sudan, şu ifadeleri kullandı: “Azerbaycanlı yetkililere çağrımız nettir: Okullarda başörtüsü nedeniyle yaşanan mağduriyetler giderilmeli, öğrencilerin eğitim hakkını engelleyen uygulamalar sonlandırılmalı ve kıyafet düzenlemeleri temel hak ve özgürlükleri koruyacak biçimde yeniden değerlendirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’ne çağrımız da açıktır: 28 Şubat’ın acı tecrübesi yalnızca geçmişte yaşanan bir olay olarak hatırlanmamalı; benzer mağduriyetlerin başka ülkelerde yaşanmaması için diplomatik sorumluluğa dönüştürülmelidir. Çünkü kardeşlik, sessiz kalmak değil; incitmeden konuşabilmek, baskı kurmadan yol gösterebilmek ve ortak değerleri korumak için sorumluluk alabilmektir. İnanç özgürlüğü ile eğitim hakkı birbirinin karşıtı değildir. Hiçbir kız çocuğu, başörtüsü nedeniyle eğitiminden mahrum bırakılmamalıdır. Kardeşliğimizin, temel hak ve özgürlüklerin korunmasıyla daha da güçlenmesini diliyoruz.”