DEVA Partili Şahin: “Cezada adalet ve infazda eşitlik ilkesi çerçevesinde İnfaz Yasası topyekûn ele alınmadan her paket yeni mağduriyetler doğurur ve gerçek adalet sağlanamaz”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin, 11. Yargı Paketi görüşmelerinde infaz yasasındaki eksikliklere ve hukuk meslekleri sınavıyla ilgili taleplere dikkat çekti. DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, 11. Yargı Paketi görüşmeleri sırasında yaptığı açıklamada, adaletin sağlanmasında ceza artışlarının değil, bilimsel ve veri odaklı etki analizlerinin ve yapısal reformların esas alınması gerektiğini vurguladı. Şahin, konuşmasında infaz rejimindeki adaletsizliklerden KHK mağduriyetlerine, çek yasası ve TCK 158 düzenlemelerinden hukuk mesleklerine giriş sınavına kadar pek çok başlıkta uyarılarda bulundu.
“Kanunun teklif sahipleri bu etki analizinin neyi ihtiva ettiğini bize bildirmekle yükümlüler”
İnfaz rejimindeki parçalı ve eşitsiz yapının yeni mağduriyetler ürettiğini belirten Şahin, infaz hukukunun baştan aşağı yenilenmesi gerektiğini vurguladı: “Bu kanun teklifiyle birlikte özellikle 27’nci maddedeki Covid Yasası’nda, Sayın Başkanım, bizim dilimizde tüy bitti, ısrarla Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır bu düzenleme, bu mağduriyetleri giderelim, binlerce, on binlerce insan iktidar ağızlarının söylemiş olduğu, umut vadeden cümlelerle umuda kapıldı, cezaevlerinde kendileri, dışarıda ise yakınları büyük bir beklenti içerisinde, bir an önce bu kanunun yasalaşmasını bekledi. Özü itibarıyla 31 Temmuz 2023’te keşke bu düzenleme hakkıyla yapılmış olsaydı ve muhalefetin sesine kulak verilmiş olsaydı bu mağduriyetler yaşanmayacaktı. O yüzden bizim temel felsefemiz bu kanun teklifinden ari olarak mutlaka infazda bütüncül bir yasa teklifinin, yasanın çıkarılması gerekliliği. Yamalı bohçaya dönmüş, dolayısıyla İnfaz Yasamızla topyekûn bir değişikliğe gidilmesi lazım ve hepimizin malumu, ceza ve tevkifevlerinde çalışan memurların hiç istemediği görev nedir diye soracak olursanız, müddetname hesaplamasını asla hiçbir memur istemez çünkü her suçun karşılığında farklı bir uygulama var ve bu farklı uygulamalarda, hesapta bu insanların yeterince başarılı olamadığını, buraları için özel yetiştirilmiş insanlar tahsis edildiğini unutmamamız lazım. O yüzden bizim temel felsefemiz bu kanun teklifinden ari olarak mutlaka infazda bütüncül bir yasa teklifinin, yasanın çıkarılması gerekliliği. Yamalı bohçaya dönmüş, dolayısıyla İnfaz Yasamızla topyekûn bir değişikliğe gidilmesi lazım ve hepimizin malumu. O nedenle behemehâl 28’inci dönem Parlamentosunun ve şu an içinde bulunduğumuz Adalet Komisyonunun bu millete tek tip uygulaması olan bir infaz yasası mutlaka çıkararak vatandaşımızın hizmetine sunması gerekir; bunu da özellikle ifade etmek istiyorum.”
“TCK 158’de uzlaşmanın sınırlarını mutlaka genişletmemiz lazım”
Ekonomik suçlarda hürriyeti bağlayıcı cezaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Şahin, Çek Yasası ve TCK 158’in gençler açısından yarattığı mağduriyetlere dikkat çekti: “Sadece onlar mı? Çek Yasası mağdurları… 2013 yılında ben de bu Parlamentoda buna el kaldırmıştım, büyük bir reform olarak görmüştük çünkü Avrupa Birliği uyum süreci içerisinde ekonomik suça ekonomik ceza kavramı vardı ve ‘Ekonomik suça ekonomik ceza vereceğiz.’ diyerek Çek Yasası’ndaki hürriyeti bağlayıcı cezayı kaldırmıştık ama üzülerek ifade ediyorum ki 2016’dan sonra tekrar Çek Yasası’na hürriyeti bağlayıcı ceza konuldu. Biz yine iddia ediyoruz ki eğer hakkıyla bir uygulama yapılacaksa Çek Yasası mağdurlarının bu hürriyeti bağlayıcı cezalardan kurtarılması gerekir. Ekonomik suça ekonomik bir ceza öngörülmesi lazım. Türk Ceza Kanunu’nun 158’inci maddesindeki uzlaşma. Ne kadar güzel bir uygulama yapıyoruz, diyoruz ki: Dolandırıcılık suç tipleri artık ağır cezada görülmesin, asliye cezada görülsün. Sonuna kadar destekliyoruz, doğru bir uygulama çünkü heyetle görülen mahkemelerde bu kadar dolandırıcılığın başını aldığı, bu kadar dosya sayısının fazla olduğu bir dönemde heyeti meşgul etmesin, asliye ceza mahkemelerinde görülsün. Bu maddeye de sonuna kadar destek oluyoruz ancak 158’i konuşurken uzlaşmanın sınırlarını da mutlaka genişletmemiz lazım. Binlerce, on binlerce genç ve aile yakınları bizi arıyorlar, diyorlar ki: ‘Çocuklarımız kandırıldı, hesapları kullanıldı. Bir şekilde mağduriyet var. Hiç olmazsa burada uzlaşma sınırları genişletilsin.’”
“Bir ülkede adaletin düzeyi en zayıfın gördüğü muameleyle ölçülür”