DEVA Partili İdris Şahin’den Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasına sert tepki: “Basını susturan her iktidar, milletten korktuğunu ilan eder” “Gazeteci iktidarın memuru değil, millet adına soru soran kişidir”

DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye'nin 163. sıraya gerilemesini değerlendirerek iktidarın basın üzerindeki ağır baskılarına ve sansür politikalarına sert tepki gösterdi. Ekran karartma cezalarının ve artan gazeteci tutuklamalarının milletin haber alma hakkına vurulmuş bir darbe olduğunu belirten Şahin, basını susturmanın hakikati ortadan kaldıramayacağını vurguladı.

04 May 2026 - 11:18 YAYINLANMA
DEVA Partili İdris Şahin’den Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasına sert tepki: “Basını susturan her iktidar, milletten korktuğunu ilan eder” “Gazeteci iktidarın memuru değil, millet adına soru soran kişidir”

“Mesele yalnızca gazetecinin kalemi değil, doğrudan milletin haber alma hakkıdır” Endeksteki düşüşün sadece kâğıt üzerinde kalmadığını ve adliye koridorlarında hissedildiğini ifade eden Şahin, “Türkiye’nin, Sınır Tanımayan Gazeteciler’in yani RSF’nin 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre 180 ülke arasında 163. sıraya gerilemesi, kâğıt üzerindeki bir istatistik değil, bu ülkenin ekranlarında, adliyelerinde ve cezaevlerinde yaşanan acı bir gerçektir. RSF verilerine göre Türkiye’nin basın özgürlüğü puanı 27,94’e düşmüş; Türkiye, endekste basın özgürlüğü açısından en sorunlu ülkeler arasında yer almıştır. RSF ayrıca Türkiye’de 'dezenformasyon', 'cumhurbaşkanına hakaret' ve 'devlet kurumlarını aşağılama' gibi suçlamaların gazeteciliği baskı altına almak için kullanıldığını vurgulamaktadır. Bugün Türkiye’de televizyon ekranları idari kararlarla karartılıyor, yayın durdurma cezalarıyla eleştirel sesler susturulmaya çalışılıyor, gazeteciler haber yaptıkları için adliye koridorlarında hesap vermeye zorlanıyor. Mesele yalnızca gazetecinin mikrofonu, kamerası ya da kalemi değildir, mesele doğrudan milletin haber alma hakkıdır” şeklinde konuştu. “Depremdeki ihmali, pazardaki yoksulluğu ancak özgür basın görünür kılar” Gazetecilerin sadece kamu adına denetim yaptıkları için cezalandırıldığını belirterek sözlerine devam eden Şahin, “Gazeteciler soru sordukları, kamu adına denetim yaptıkları, iktidarın hoşuna gitmeyen gerçekleri yazdıkları için ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyor. Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardağ gibi gazetecilerin tutuklanması, Türkiye’de basın özgürlüğünün nasıl ağır bir baskı çemberine alındığını açıkça göstermektedir. Basın demokrasilerde hayat kurtarır. Çünkü özgür basın; depremde ihmali, kamuda israfı, yargıda adaletsizliği, pazarda yoksulluğu, sokakta şiddeti görünür kılar. Gazeteciyi susturursanız yalnızca bir meslek grubunu değil, milletin hakikate ulaşma hakkını da susturursunuz” değerlendirmesinde bulundu. “Gazetecileri cezaevine koyarak hakikati ortadan kaldıramazsınız” Haberin doğasının iktidarı memnun etmek olmadığını ve gerçeklerin hapsedilemeyeceğini vurgulayan Şahin, “İktidarın hoşuna giden haber propaganda, hoşuna gitmeyen haber suç değildir. Gazeteci iktidarın memuru değil, millet adına soru soran kişidir. Ekranları karartarak, kalemleri susturarak, gazetecileri cezaevine koyarak hakikati ortadan kaldıramazsınız. Basını susturan her iktidar, aslında milletten korktuğunu ilan eder” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: