DEVA Partili İdris Şahin et ve süt verileri üzerinden iktidara tepki gösterdi: “Yem ateşi ahırı yaktı, dumanı vatandaşın mutfağını sardı” “Sütün değerini üreticide koruyamazsanız, etin fiyatını tüketicide asla düşüremezsiniz”

DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin iktidarın tarım politikalarını ve TÜİK’in açıkladığı et ile süt üretimindeki düşüş verilerini değerlendirerek ekonomi yönetimine sert eleştirilerde bulundu. Cumhurbaşkanının çizdiği pembe tabloların gerçeklerle uyuşmadığını belirten Şahin kırmızı et ve çiğ süt üretimindeki gerilemenin açık bir yönetim zafiyeti olduğunu vurguladı.

11 May 2026 - 10:20 YAYINLANMA
DEVA Partili İdris Şahin et ve süt verileri üzerinden iktidara tepki gösterdi: “Yem ateşi ahırı yaktı, dumanı vatandaşın mutfağını sardı” “Sütün değerini üreticide koruyamazsanız, etin fiyatını tüketicide asla düşüremezsiniz”

“Et ve sütteki gerileme liyakatsizliğin ve öngörüsüzlüğün resmî belgesidir” Türkiye'nin sofrasında her geçen gün büyüyen krizin artık iktidarın hamasi söylemleriyle gizlenemeyecek kadar açık olduğunu ifade eden Şahin “Bir yanda Sayın Cumhurbaşkanı'nın '2026 için tarıma doğrudan ve dolaylı 939 milyar lira ayırdık, çiğ sütte Avrupa’da üçüncü, sığır etinde birinciyiz' diyerek çizdiği pembe tablolar; diğer yanda ise iktidarın kendi kurumu olan TÜİK'in açıkladığı son verilerde acı gerçekler durmaktadır. Resmi verilere göre geçtiğimiz yıl kırmızı et üretiminde yüzde 10,5, çiğ süt üretiminde ise yüzde 4,9 oranında bir gerileme yaşanmıştır. Bu çelişki, akılla ve matematikle izah edilemeyecek bir yönetim zafiyetinin, liyakatsizliğin ve öngörüsüzlüğün resmî belgesidir” dedi. “Üretici ahırını kapatıyor, vatandaş kasabın önünden geçemiyor” Rakamların sadece kâğıt üzerindeki istatistiklerden ibaret olmadığını ve üreticinin feryadını yansıttığını belirten Şahin “Bu tablo; evladının bardağından eksilen sütün, vatandaşın sofrasından kalkan etin ve yem maliyetleri altında ezilip ahırını kapatmak zorunda kalan üreticimizin sessiz feryadıdır. Yem ateşi ahırı yaktı, dumanı vatandaşın mutfağını sardı. İktidar mensupları yıllardır üreticimizin yanındayız, gıda arz güvenliğimiz teminat altındadır diyerek milletimize masal anlatmaktadır. Nitekim Sayın Tarım Bakanı da geçtiğimiz günlerde çıkıp 2026’da tarımsal kayıplarımızı geri alacağız diyerek aslında ortada bir başarısızlık olduğunu örtülü bir şekilde itiraf etmiştir. Bizler aklın, vicdanın ve yönetim ciddiyetinin bir gereği olarak soruyoruz. Madem bu kadar büyük kaynaklar ayırdınız, madem Avrupa birincisisiniz; neden kırmızı et üretimi böylesine dramatik bir şekilde, yüzde 10,5 düştü? Üretici neden hayvanını besleyemez, vatandaş neden kasabın ve marketin önünden geçemez hale geldi? Devlet yönetimi, kürsülerden rakamlarla övünmekle değil, o rakamların milletin cüzdanına ve mutfağına nasıl yansıdığıyla ölçülür” ifadelerini kullandı. “Bu krizin sorumlusu kasaplar değil, ekonomiyi iflasa sürükleyen iktidardır” İktidarın günü kurtarmaya çalışan politikalarının milli güvenliği tehlikeye attığı uyarısında bulunan Şahin açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “İktidarın tarım politikası, alın teri döken üreticiyi koruyan, akla ve bilime dayalı bir planlama olmaktan çıkmış; günü kurtarmaya çalışan, ithalat lobilerini besleyen geçici bir pansuman sürecine dönüşmüştür. Kredi borcu sarmalındaki çiftçinin, artan maliyetler altında nefes alamayan besicinin hali ortadayken, başarı hikayeleri yazmak gerçeklikten tamamen kopmaktır. Her fırsatta tarım milli güvenlik meselesidir diyen iktidar, bizzat bu ciddiyetsiz ve günübirlik politikalarla milli güvenliğimizi tehlikeye atmaktadır. Süt üreticisi zarar ettiği için damızlık hayvanlarını kesime gönderirse, yarın daha büyük bir et krizine ve ithalata mahkûm olacağımız temel bir ekonomi kuralıdır. Hayvancılık yapan aile işletmeleri birer birer kapanırken, gençlerimiz umutsuzlukla köylerini terk ederken gıda arz güvenliğinde sorun yok demek, milletin aklıyla alay etmektir. Şunu çok net ifade etmek mecburiyetindeyiz. Karşı karşıya olduğumuz bu et ve süt krizi; iktidarın hedef şaşırtmak için iddia ettiği gibi kasabın, zincir marketin veya aracının değil, bizzat ekonomiyi iflasa sürükleyen yanlış politikaların eseridir. Üretimi bitiren bu sistemin yegâne siyasi sorumlusu da iktidarın ta kendisidir. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey; kameralar önünde savrulan milyarlık destek lafları değil, üreticiye öngörülebilirlik sağlayan, hakkaniyetli, adil ve sürdürülebilir bir tarım politikasıdır. Üreticimiz sadaka değil, emeğinin karşılığını istiyor. Tarımı nutuklarla değil, liyakatli kadrolarla ve üreticimizle omuz omuza vererek yönetin. Aksi takdirde aklın yolu birdir; sütün değerini üreticide koruyamazsanız, etin fiyatını tüketicide asla düşüremezsiniz.”

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: