DEVA Partili Elif Esen: “Uygur Türklerine sessizlik artık meşrulaştırılamaz!”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, katıldığı Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR), Ankara Sivil Toplum Platformu ve Bilkent Human Rights Society iş birliğiyle düzenlenen “Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025” tanıtım programındaki konuşmasında Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine ve Türkiye’nin bu tablo karşısındaki tutumuna dikkat çekti. Esen, programda sunulan söz konusu çalışmanın yalnızca bir rapor olmadığını belirterek “Saha erişiminin mümkün olmadığı bir coğrafyayı beş dilde ve on dört tematik başlıkta belgeleyen titiz bir izleme çalışması ortaya kondu” dedi. Ayrıca bu tür çalışmaların, Türkiye’nin uluslararası insan hakları gündemine nasıl yaklaştığını da sorgulamayı gerektirdiğini ifade etti.

02 May 2026 - 14:57 YAYINLANMA
DEVA Partili Elif Esen: “Uygur Türklerine sessizlik artık meşrulaştırılamaz!”

“Türkiye olarak kendimize dürüst bir ayna tutmamız gerekiyor” Esen, bölgede baskının giderek arttığına, kültürel dönüşüm politikalarına değinirken camilerin Çin mimarisine göre yeniden inşa edilmesini “kuşaklar arası kültürel sürekliliği kesmeye yönelik yapısal bir politika” olarak nitelendirdi. Elif Esen ayrıca dijital gözetim uygulamalarının sınırları aştığını belirterek, Çin bağlantılı şirketlerin diasporayı hedef alan casus yazılımlar geliştirdiğinin belgelendiğini söyledi. ABD Uluslararası Dini Özgürlük Komisyonu’nun Mart 2026 raporuna da atıfta bulunarak bu tablonun “soykırım ve insanlığa karşı suç” olarak tanımlandığını ifade etti. “Geri göndermeme ilkesi tartışmalı hale getirildi” İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2025 raporunu baz alarak Türkiye’deki uygulamalara da değinerek 2018-2025 yılları arasında geri gönderme merkezlerinde 33 Doğu Türkistanlının gözaltına alındığını belirten Esen, bazı mahkemelerin sınır dışı kararlarını gerekçelendirmeden onadığını söyledi. “Daha da ağırı, geri göndermeme ilkesinin Uygur Türkleri için uygulanamayacağına hükmeden kararlar var” dedi. Ayrıca Türkiye’nin doğrudan Çin’e iade yapmasa da üçüncü ülkeler üzerinden benzer riskler oluşturduğunu vurgulayan Esen, bunun “tehlikenin dolaylı yoldan üretilmesi” anlamına geldiğini dile getirdi. “Ekonomik bağımlılık sessizliği meşrulaştırmamalı” Türkiye-Çin ilişkilerinin ekonomik boyutuna da değinerek “Bu bağımlılık artık Uygur Türklerine yönelik sessizliği meşrulaştırmamalı” diyen Esen, 2017 yılında imzalanan iade anlaşmasının hâlâ TBMM komisyonlarında beklediğini hatırlatarak asıl sorunun yalnızca yasal metinler olmadığını belirtti. “Tahdit kodlarının denetlenmesi, geri gönderme merkezlerindeki koşulların şeffaflaştırılması ve üçüncü ülke sevklerinin durdurulması bugün mümkündür; bu bir siyasi irade meselesidir” şeklinde konuştu. Türk devlet geleneğinin mazluma kapı açmayı esas aldığını vurgulayarak “Hele ki söz konusu soydaşları olduğunda, bu sorumluluk daha da büyüktür” diyen Esen, Doğu Türkistanlılara yönelik politikaların söylemde değil uygulamada hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: