DEVA Partili Ekmen: Basın üzerindeki baskılar artıyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada basın özgürlüğüne yönelik artan yargı baskılarına dikkat çekerek, gazetecilik faaliyetlerinin kriminalize edilmesine tepki gösterdi.

26 Mar 2026 - 15:21 YAYINLANMA
DEVA Partili Ekmen: Basın üzerindeki baskılar artıyor

Gazeteciler ciddi bir yargı baskısı altında Genel Kurul’da söz alan Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, DEM Parti Grubu’nun basın özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetlerine yönelik engellemelerin incelenmesine dair önergesine destek verdiğini belirterek, “Bugün tartışmayı İsmail Arı ve Alican Uludağ üzerinden yürütüyoruz ancak son bir yıla baktığımızda Fatih Altaylı, Nevşin Mengü, İsmail Saymaz, Barış Pehlivan, Özlem Gürses ve daha birçok gazetecinin ciddi bir yargı baskısı altında olduğunu görüyoruz. Ev hapsine alınanlar, gözaltında kalanlar ve Cumhurbaşkanına tehdit suçlamasıyla ağır cezalara çarptırılan gazeteciler var” ifadelerini kullandı. Yargı süreçlerindeki çelişkiler izaha muhtaç Yargı uygulamalarındaki tutarsızlıklara dikkat çeken Ekmen, “Cumhurbaşkanına tehdit suçlamasıyla dört yıl iki ay ceza alan gazeteci Fatih Altaylı’nın, geçen hafta geçirmiş olduğu ameliyattan sonra aynı zamanda Cumhurbaşkanı tarafından aranıp geçmiş olsun dileklerinin iletilmesi, bu süreçlerin nasıl işletildiğine dair ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Eğer bir tehdit söz konusuysa bu ilişkinin izahı gerekir; değilse verilen cezaların orantılılığı ve gerekçesi sorgulanmalıdır” dedi. Medya ya yönlendiriliyor ya da baskı altına alınıyor Türkiye’de medyanın çok yönlü bir baskı altında olduğunu vurgulayan Ekmen, “Bugün şunu çok rahat söyleyebiliriz ki Türk medyası, hangi safhada olursa olsun -sosyal medya ‘influencer’ları, İbrahim Haskoloğlu, Furkan Bölükbaşı örnekleri ortada- gazete, radyo ve televizyonlara kadar ya İletişim Başkanlığı’nın havucuyla bir çizgiye çekiliyorlar ya da RTÜK ve yargı sopasıyla terbiye ve disipline edilmeye çalışılıyorlar. Bu havuçlara tenezzül etmeyenler ile bu sopaya, bu terbiyeye ve denetim sınırlarına katılmayanlar da soluğu emniyette alıyor” şeklinde konuştu. Gözaltı uygulamaları basına açık bir gözdağıdır İsmail Arı’nın gözaltına alınma sürecine de değinen Ekmen, “Bir telefonla ifadeye gidebilecek bir gazetecinin bayram sabahı evinden gözaltına alınması, hukuki bir zorunluluktan ziyade tüm basın camiasına verilmiş açık bir mesajdır. İsmail Arı açık kaynaklara dayanan haberlerle, çok önemli bir kısmı soruşturma konusu olmuş iddialarla veyahut da yaptığı haberlerle idari ve adli soruşturmaları tetiklemiş bir gazeteci; birçok da ödülü olan bir arkadaşımızdır. 2022 yılında 217/A yürürlüğe girince, bu uygulamanın gazetecileri kapsayıp kapsamayacağına yönelik tartışmalar vardı. Sayın Feti Yıldız’ın o dönemde ‘Gazetecileri kapsamaz.’ şeklinde bir beyanı bulunuyor. Anayasa Mahkemesi bu maddeyi iptal etmiyor ama açıkça bir çerçeve koyuyor; bilgi gerçeğe aykırı olacak, fail bunu bilecek, kamu barışını bozacak, panik yaratma saikiyle yapılacak. Bu unsurlardan biri eksik olduğunda Anayasa Mahkemesi diyor ki: ‘Suç oluşmaz.’ Buna rağmen bugün gelinen noktada İsmail Arı’yı da Alican Uludağ’ı da diğer bütün gazetecileri de gözdağı yoluyla terbiye etmeye çalışan bir yargı pratiği görüyoruz. Ancak şunu bilmek gerekiyor ki yüzyıllardır doğruyu, iyiyi ve hakkı savunan gazeteciler var oldu, var olmaya devam edecek. Hiçbir baskı, hiçbir gözdağı gazetecileri doğru bildiklerini söylemekten vazgeçiremeyecektir” dedi.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: