Babacan Devlet ekonomiyi yönetir zamları izlemez

Devletin görevi ekonomiyi yönetmektir. Zamları izlemek değildir. Bunlar sadece ve sadece izliyor arkadaşlar. Ne yapalım diyorlar. Pandemi oldu, fiyatlar arttı. Pandemiden bu yana dünyadaki toplam gıda enflasyonu yüzde kırklarda. Türkiye’de pandemiden bu yana kümülatif toplam enflasyon yüzde sekiz yüzü geçmiş durumda. Ne pandemiyi bahane etsinler ne de İran’daki savaşı petrol fiyatlarını bahane etsinler. Hepsi bahane. Beceriksizliklerinin, iş bilmezliklerinin bahanesi. Başka hiçbir şey değil. Alım gücü eriyor arkadaşlar. Yaşam şartları her gün daha zorlaşıyor. Milletimiz her geçen gün daha fakirleşiyor.

06 May 2026 - 12:51 YAYINLANMA
Babacan   Devlet ekonomiyi yönetir zamları izlemez

Asgari ücret bu kadar yüksek enflasyona kadar sabit devam ediyor. Bakın bir Temmuz gelecek yine asgari ücreti artırmayacaklar. Yıllarca bu ülkede enflasyonun yüzde beşe altıya düştüğü yıllarda bile asgari ücrete bir Temmuz’da ara zam verilmiştir. Kaybolan hakkın, enflasyonun erittiği mağduriyetin mutlaka gereği yerine getirilmiştir. Hak teslim edilmiştir. Yıllarca bu ülke böyle gelmiştir. İlk defa geçen sene dediler bir Temmuz’da ara zam vermiyoruz. Şimdi bu yıl yine bir Temmuz’da ara zamdan bahseden yok. Bu çalışanın hakkını elinden almaktır. Bu kul hakkıdır. Bu hak gaspıdır, başka bir şey değildir. Enflasyonun patlaması bizim asgari ücretlimizin, emeklimizin suçu değildir. Enflasyonun patlaması ülkeyi kötü yönetenlerin suçudur. Suç kendilerinde, cezayı millete çektiriyoruz. Yaptıkları bugüne kadar şu son dönemde bakın. Faiz artırmak, vergi artırmak ve maaşları aşağıya doğru bastırmak. Başka yaptıkları hiçbir şey yok." REEL SEKTÖR BATIYOR "Reel sektör batıyor arkadaşlar, batıyor. Bakın beyaz eşyayla ilgili rakamlar söyleyeyim size. Her yıl kan kaybediyor. Daha önce hazır giyimden bahsettim. 2021’de beyaz eşya ihracatımız yirmi altı milyon adet. 2021’den bu yana sürekli her yıl düşüyor. 2025’te düşmüş yirmi milyona. Beş sene önce yirmi altı milyon. Geçen sene yirmi milyon. Bu yılın ilk üç ayının rakamları açıklandı. Geçen yıla göre yüzde yirmi üç daha düşüş var. Hazır giyim, beyaz eşya, elektronik. Bunlar Türkiye’nin lokomotif ihracat sektörleri. Sektörler tek tek çöküyor ya. Gerçekten çok yazık. Ve dertliyiz diyene hemen hapis cezası çıkarıyorlar. İş insanları diyor ki “Ya sıkıntımız var, olmuyor arkadaş, önümüzü göremiyoruz.” Vay sen bizi mi eleştiriyorsun? Vay sen bir örgütlenme mi içindesin? Ya tabii ki örgütlenmenin içerisindesin. Hangi örgütlenme? Sanayicinin derdini dillendirmenin örgütlenmesi bu. Terör örgütü değil ki. Derdini dillendirme örgütünün yöneticisi. Derdim var diyor. Hapis cezasına tahrik tutanağı. Böyle bir şey olmaz. Şu hale bakın ya. İki gün önce açıklandı. Türkiye’deki ultra zengin sayısı, ultra zenginler diye bir grup var. Şahsi serveti otuz milyon doların üzerinde olanlar diye tanımlanıyor. Son beş yılda yüzde doksan üç artmış bunların sayısı. İki bin yüz yetmiş dört kişiden dört bin iki yüz sekize çıkmış. Bunların içerisinde sanayici yok. Bunların içerisinde çiftçi yok. Bunların içerisinde esnaf yok, KOBİ yok, alın teri yok. Tamamen yüksek faizden servetini artıranlar bunlar. Özellikle şu son üç yıldır bu yüksek faizden servetine servet katanlar işte apaçık ortaya çıkmış durumda. Fakirden alıyor, zengine veriyor. Yüksek vergiyle borçlu olan herkese yüksek faiz ödeterek. Yok olandan alıyor, var olana veriyor. Bunun adı ekonomi yönetimi olamaz arkadaşlar. Son Sayın Erdoğan’ın açıkladığı bu aile on yılı meselesi inanılır gibi değil ya. Bu sorun yeni değil ki. Bakın Türkiye’deki doğurganlık hızının iki nokta bir olması nüfusumuzu ancak sabit götürüyor. Yani doğurganlık hızı yüzde iki nokta birse nüfusumuz değişmiyor. Yani hayatını kaybedenlerin yerine yeni bebekler dünyaya geliyor. İki nokta birin altı demek nüfusun azalması demek. Türkiye’de 2017 yılından bu yana doğurganlık hızı iki nokta birin altında. Bu yeni bir konu değil. Ve üstelik 2017’den bu yana on yıldır sürekli düşüyor. En son 2024 rakamları var elimizde. Bir nokta kırk sekiz. 2025 daha açıklanmadı. Daha da düşük olacak bu. Bu yeni bir sorun değil ki. On yıldır niye bu meseleye hiç bakmadınız? Üç çocuk derken bunun nasıl olacağını, bu ortamı nasıl oluşturacağını, insanların yarınlara nasıl güvenle bakacağını kendilerine anlatmadan, o iklimi oluşturmadan istediğiniz kadar aile on yılı deyin. On yılda geçse, yirmi yılda geçse, otuz yılda geçse bu kafayla, bu politikalarla olmaz. Çünkü insanlar önünü göremiyor. Gençler iş bulamıyor. İş bulamayınca ben nasıl evleneceğim diyor. Evleniyor, ailesini geçindiremiyor. Biz iki kişi geçinemiyoruz, nasıl çocuk sahibi olacağız diyor. Ekonomik koşullar arkadaşlar Türkiye’deki bu doğurganlık hızının düşmesinin ana sebebidir. Bir numaralı sebebidir. Hiç kimse bunu inkar etmesin. Hiç kimse başka sebeplere sarılmasın. Öncelikle insanlar yarınlarına güvenle bakacak. Benim çok şükür halim vaktim yerinde diyecek ve inşallah umut içerisinde olduğum bir ülkeye yeni evlatlar kazandırmak istiyorum diyecek. Bu hissiyat olmayınca, bu güven olmayınca olmaz. İki nokta birden on yıldır sürekli düşüyor. Dikkat edin son on yıl hangi yıl? 2017 hangi yıl? Başkanlık sistemine geçildiği yıl. O gün bugündür ülke iflah olmuyor arkadaşlar. O gün bugündür iyiye giden hiçbir şey yok ya. Televizyonlarda şurada iyiyiz, burada iyiyiz dedikleri konular var ya. Bir parlamenter sistem olsa bizler işin başında olsak evelallah o şu iyi bu iyi dediklerinin biz beş kat on kat daha da iyisini yapardık ya. İnanın şu iyi bu iyi dedikleri her şey görece. Onların çok daha iyisi var. Çok daha iyisinin hepsi mümkün ve hepsi olacak inşallah. Gençler arkadaşlarla bir kahve içmeye gidemiyorlar bugün ya. Gençlerin kahve içecek maddi imkan bulamadığı bir ülkede evlenin üç çocuk diyorsunuz. Önce ortamı hazırlayın. Şu ekonomiyi bir düzgün yönetin. Refahı, ülkedeki zenginliği arttırın. Bakın nasıl doğum oranları artıyor. Ve bütün ülkelerde böyledir. Bütün ülkelerde ekonomik şartların iyiye gittiği yıllarda doğum oranı artar. Ekonomik şartların kötüye gittiği yıllarda doğum oranı düşer. Bu sabit bir istatistiktir, bilimsel bir gerçektir. Hiç kimse başka sebeplerin arkasına saklanmasın.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: