Ali Babacan: “Değişim zamanı geldi, biz hazırız; iktidarı alacağız başka yolu yok”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, artık değişim zamanı geldiğini söyleyerek, "Geliyoruz. Biz bu iktidarı alacağız, ülkeyi düzlüğe çıkaracağız; başka yolu yok arkadaşlar" dedi. DEVA Partisi 2. Olağan İstanbul Gaziosmanpaşa İlçe Kongresi’ne katılan Ali Babacan, önce dışarda bekleyen coşkulu kalabalığa seslendi. "Cumhurbaşkanı Ali Babacan" tezahüratı atan gençlere karşılık veren Babacan, "Ne dedik, geri adım yok dedik” dedi. 1 Ekim resepsiyon fotoğrafı üzerinden başlayan tartışmaların çarpıtıldığını söylerken bugün bir gazetede yer alan haberi "paranoya" olarak tanımladı. Babacan, AK Parti'den ayrılmasının kök sebeplerinin değişmediğini vurguladı. Babacan, CHP oylarıyla milletvekili kazandıkları iddialarıma da " Hadi oradan" sözleriyle sert tepki gösterdi. Kongrenin ardından farklı partilerden DEVA Partisi’ne katılan 47 isme rozet takan Babacan, kongredeki konuşmasında şunları söyledi:
“AK Parti iktidardayken, iktidarın her türlü imkanına sahip olduğu bir dönemde elimizin tersiyle itip ayrılmış bir kadroyuz. Bazen karıştırıyorlar. Kimse bize git demedi. İhraç edilmedik. Kendi irademizle ayrıldık çünkü ‘Yanlışların yanında olmanın vebali var ’dedik. Sessizce de dursanız bir yanlışın yanında o yanlışı zımnen kabul etmiş olursunuz. Yanlışa yanlış demek, itiraz etmek zorundasınız. Ancak makamlarını, koltuklarını veya menfaatlerini hayatının gayesi yapmış olan insanlar bizi anlamakta zorlanıyorlar. Anlamayan ya da anlamak istemeyenler için tane tane tekrar anlatayım: Biz, her şart altında siyasi partiler arasında diyaloğun canlı tutulması gerektiğini ve partilerin birbiriyle konuşması gerektiğini söylüyoruz. Savaşta olan iki ülke bile arkadan, istihbarat birimleri üzerinden konuşur diyoruz. Savaştaki iki ülke, birbiriyle konuşur, üstelik siyaset bir düşmanlık alanı değildir, bir savaş alanı değildir. Siyaset ülkeye hizmet için rekabet alanıdır. Tabii ki konuşacağız, herkesle konuşacağız. Konu diyalog olduğunda, her partiye kapımız açıktır. Ancak partiler arasında iş birliği veya ittifak hususu apayrı bir husustur. İşte buna kafaları basmıyor ya. Bir Türkçe eğitimine, edebiyat eğitimine mi göndersek bazılarını diye aklıma geliyor. Defalarca söylüyoruz anlamıyorlar, ya da anlamak istemiyorlar. Ya da hinliklerinden anlamıyorlar. Mesele iş birliği veya ittifak olduğunda; hedefler konusunda uzlaşmak gerekir; ilke ve değerler konusunda ortaklaşmak gerekir.”
“Değişim zamanı geldi, biz hazırız; iktidarı alacağız başka yolu yok”
“Hekim arkadaşlarıma sordum, ‘paranoya ’dediler”
“CHP’nin oylarıyla milletvekili seçildiler diyenlere ‘Hadi oradan! ’ diyorum, hadi oradan”
“Kimse bize kendi dar bakışına göre rol ve misyon biçmesin. Biz misyonu da görevi de yetkiyi de gücü de ancak milletten alırız bu böyle biline. 2.5 yıldır bıkmadılar usanmadılar; şu kadar milletvekili verdik de şöyle de böyle de; DEVA kadroları burada, İstanbul teşkilatlarımız burada, ilçe başkanlarımız burada; ya arkadaşlar siz gidip kapı kapı seçimlerde ne dediniz? DEVA seçmenlerine ne dediniz, demediniz mi biz bu seçime ortak listelerde giriyoruz; siz bizi destekliyorsunuz, desteklemek istiyorsunuz ama ortak liste olduğu için, bize oy verecekseniz, bizi seviyorsanız ortak liste olduğu için ve o listelerde bizim de vekillerimiz olduğu için lütfen oyunuzu CHP’nin logosunun altına verin dedik. Bizim DEVA seçmeni CHP’nin ortak listesine oy verdi ve bizim vekillerimiz öyle seçildi. Hala diyorlar ki CHP’nin oylarıyla milletvekili seçildi; hadi oradan diyorum, hadi oradan. Ben ne DEVA kadrolarının ne hakkını yediririm ne alnının teriyle anasının ak sütü seçilmiş milletvekillerimizin hakkını yediririm. Hadi oradan!”
“Türkiye’de bir iktidar tekeli olsun, bir de muhalefet tekeli olsun diyenler var”
“Tek sayfaya atılan bir imza, bize Filistinlileri unutturamaz”
Konuşmasına Gazze’deki süregelen katliamlara değinerek başlayan Babacan, “Gazze’de tam iki yıl süren büyük bir katliam yaşandı. Geçtiğimiz haftalarda geçici de olsa bir ateşkes mutabakatına varılmasını, insani yardımların bölgeye ulaşmaya başlamasını memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmiştim. Ancak görüyoruz ki, ateşkes ihlalleri hız kesmeden devam ediyor. Özellikle 28-29 Ekim gecesi Gazze’nin kuzeyinde yapılan saldırılar, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 100’den fazla insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Bakın ateşkes sonrası, yalnızca 1 gecede, 100’den fazla can kaybı; sözüm ona ateşkes. Buldukları her fırsatta savaş suçu işlemeye, insanlık suçu işlemeye, soykırımı yapmaya devam ediyor bunlar. Biz bu yaşananları unutmayacağız. Tek sayfaya atılan bir imza, bize Filistinlileri unutturamaz. Tek sayfaya atılan bir imza, bizleri Filistin davasından geri koyamaz. Biz İsrail vahşetine karşı dimdik buradayız, duymayan duysun, bilmeyen bilsin arkadaşlar” ifadelerini kullandı.
Ali Babacan, Gebze’de çöken binayla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Bu hafta, Gebze’de hepimizin yüreğini acıtan bir olay yaşadık. İçinde insanların yaşadığı 7 katlı bir bina olduğu yere çöktü. Yıkılan bina, bir ailenin yuvasıydı. Ancak şimdi o ailenin mezarı oldu. Öncelikle, bu elim olayda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Bizim Kocaeli teşkilatımız, genel başkan yardımcımız Zeynep Sudan Hanım başta olmak üzere aileyi yerlerinde ziyaret ettiler, başsağlığı dilediler ve hepimizin selamlarını, dayanışma duygularını aileye ilettiler. O binanın hemen yanında oturan vatandaşlar, beş ay önce durumu fark edip CİMER’e başvurduklarını söylüyorlar. Kayıtları ortada. Devletin ilgili kurumlarını uyarmışlar. Ama hiçbir adım atılmamış. Yakınlardaki metro inşaatının sebep olduğu zemin kaymasının bu faciayı tetiklediği iddiaları da var. Bunlar vahim iddialar; hepsi titizlikle incelenmeli, sorumluluk kimdeyse açıkça ortaya konmalıdır. Unutmayalım arkadaşlar, devletin birinci görevi vatandaşının canını korumaktır. Yollar, köprüler, tüneller elbette önemli… Ama insan yoksa inanın bunların hiçbirinin kıymeti yok.”
“Asgari ücretlimizi, emeklimizi; fitreye, sadakaya muhtaç hale getirdiler”
“Bugün ülkemizde milyonlarca aile, artık sadece deprem korkusuyla değil, aynı zamanda büyük bir geçim korkusuyla da yaşamaya çalışıyor. Bıçak kemiğe dayandı. Edirne’den Hakkari’ye milletimiz feryat ediyor. Milletimiz ‘Bıktık artık ’ diyor. Evine ekmek götürmekte zorlanan, ay sonunu getiremeyen insanların ülkesine dönüştük. Aileler pazara gidip fileyi dolduramıyor, markete gidip sadece etiket okuyup çıkıyorlar. Bir zamanlar orta direk dediğimiz kesim tamamen çökmüş durumda. Hatırlarsınız rahmetli Özal hep orta direk derdi, çadırı ayakta tutan, toplumu ayakta tutan orta direk derdi. Oysa şu anda Türkiye’de geniş kesimler hızla yoksullaşırken, bir avuç insan servetine servet katıyor. Emeklilerimiz, yıllarca alın teri döktükten sonra bugün torunlarına harçlık dahi veremeyecek duruma düştüler. Emekli maaşı açlık sınırının çok çok altında kaldı bu ülkede. Asgari ücretlimizi, emeklimizi; fitreye, sadakaya muhtaç hale getiren bir yönetimden bahsediyoruz. Gençlerimiz, hayal kurmak yerine gelecek kaygısıyla yaşıyor. Bugün Türkiye’de artık hiçkimse 'yarın ne olacak' sorusuna güvenle cevap veremiyor.”
“Türkiye’de gıda enflasyonunu düşürmenin yolu tarıma destek vermektir. Geçen sene bu hükûmetin bütçeden ödediği faiz 1 trilyon300 milyar. Bir de döndüler, Kur Korumalı Mevduat için Merkez Bankasına 800 milyar liralık karşılıksız para bastırdılar. Tam 800 milyar. 1 trilyon 300’e ekleyin; etti mi 2 trilyon 100. Bu sene sadece faize ödeyecekleri rakam 2025’te 2 trilyonun üzerinde. 1.900 diyorlardı son rakam 2 trilyonun üzerinde. Peki bu sene çiftçiye ödedikleri destek ne kadar? Sadece 135 milyar. Faize 2 trilyon, çiftçiye 135 milyar. Tarıma verdikleri bütün desteğin tam 16 katını faize veriyorlar. Bu ülkede çiftçinin yüzü güler mi? Bu ülkede gıda fiyatları düşer mi? Düşmez arkadaşlar.”
“Memleketin tasarrufunu artırmak için kurduğumuz Bireysel Emeklilik Sistemi’ni çökertiyorlar”
“Sahada da masada da insanların emeğiyle kazandığı temiz bir Türkiye mümkün”
Ali Babacan, futboldaki şike soruşturmalarına dair; “Sanal bahis, sanal kumar sızdığı her yeri kirletir, her yuvayı yıkar diyorum. Çekin şu kumarın fişini diyorum. Evvelsi gün yayınlamışlar, yasa dışı sanal kumarla mücadele diye. Bir dakika, bir dakika. Yasa dışı diyor. Bunun yasal olanı var. Onu neden millete söylemiyorsunuz, biz tek bir imzayla altı tane şirkete cep telefonundan bahis oynatma izni verdik, bir tane şirkete cep telefonundan kumar oynatma izni verdik diye niye onu saklıyorsunuz? Mücadele diye sundukları, kendilerinden izinsiz yapanlarla mücadele ediyorlar. Kendilerinden izinli yapanlarla bir mücadele yok. E bu hakemlerle ilgili olan sanal bahis, yasa dışı olan değil ki. Yasal olduğu için kayıtlardan çıkarıyorlar. Hepsi resmi, hepsi kaydolmuş, hepsi bankadan ödeniyor. Onunla mücadele yok bakın dikkat edin. Bir algı yanılmasına sebep olacak şekilde bunun iletişimini yürütüyorlar. Biz de diyoruz ki yasal olan yasa dışı olan fark etmez. Bu kötü bir alışkanlıktır, bu kadar kolay ulaşılamaması lazım. Çekin fişi, bitirin işi diyoruz. Bugün Türkiye’de futbol sanal kumar, bahis çetelerinin oyunu haline geldi. Şike; futbolun ve siyasetin finansmanı. Bakın, bunların hepsi iç içe; karanlık ilişkiler haline gelmiş Türkiye’de. Sahada da masada da insanların emeğiyle kazandığı temiz bir Türkiye mümkün arkadaşlar” ifadelerini kullandı.
“Kulislerde, kapalı odalarda, kapı arkalarında siyaset yapanlardan değiliz”