AİLE HEKİMLİĞİNDE İZİN HAKKI BİR PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR! “İZİN HAKKIMIZ VEKÂLET ŞARTINA BAĞLANAMAZ”

Türkiye genelinde sağlık hizmetlerinin ilk basamağını oluşturan Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan binlerce aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı, bugün en temel anayasal haklarından biri olan dinlenme hakkını kullanırken akıl dışı bir bürokratik dayatma ve ağır mali yaptırımlarla karşı karşıyadır.

03 Şub 2026 - 10:44 YAYINLANMA
AİLE HEKİMLİĞİNDE İZİN HAKKI BİR PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR!  “İZİN HAKKIMIZ VEKÂLET ŞARTINA BAĞLANAMAZ”

Aile hekimleri; yıllık izin, hastalık izni, mazeret izni ya da cenaze izni gibi insani ve anayasal haklarını kullanabilmek için kendi yerlerine mutlaka bir vekil bulmaya zorlanmaktadır. Bu durum, kamu yönetiminin asli sorumluluğunu hekimlerin omuzlarına yıkmak anlamına gelmektedir. Vekâlet eden aile hekimleri, kendi iş yüklerinin yanında vekâlet verdikleri hekimin tüm sorumluluklarını da üstlenmekte; fiilen iki kat çalışmaya zorlanmaktadır. Bu durum insan onuruna aykırıdır. İnsanüstü çalıştırma angaryadır. T.C. Anayasası’nda açıkça belirtildiği üzere angarya yasaktır ve suçtur. Bizler bir imtiyaz değil, Anayasa ile güvence altına alınmış hakkımızı talep ediyoruz. İzin hakkı, idarenin keyfine ya da başka bir hekimin bulunmasına bağlı olamaz. ANAYASA AÇIKTIR, UYGULAMA HUKUKSUZDUR T.C. Anayasası’nın 50. maddesi, dinlenmenin tüm çalışanlar için bir hak olduğunu açıkça hükme bağlamıştır. Buna rağmen Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği, bu hakkın kullanımını “vekil bulma” şartına bağlayarak anayasal güvenceyi fiilen ortadan kaldırmaktadır. Hekim; hastalandığında, izne çıktığında ya da bir yakınının cenazesine katılmak istediğinde dahi kendi yerine bakacak meslektaş aramak zorunda bırakılmaktadır. VEKÂLETSİZ İZİN, BİR “MALİ CEZALANDIRMA” ARACI OLAMAZ İdare, personel planlaması ve ikamesi konusundaki sorumluluğunu yerine getirmemekle kalmamakta; vekil bulunamayan durumlarda aile hekimlerini ağır mali yaptırımlarla cezalandırmaktadır: • Vekil bulunamadığında hekimin hak edişlerinden %50’ye varan kesintiler yapılmaktadır. • ASM’nin kira, fatura ve personel maaşları devam ederken, izne çıkan hekimin cari gider ödeneği tırpanlanmaktadır. • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ILO sözleşmeleri izin hakkını açıkça korurken, aile hekimleri “ya çalış ya da gelirinden vazgeç” ikilemine sürüklenmektedir. Bu sistem sürdürülemezdir. Hekim refahını yok sayan bu anlayış, aynı zamanda hasta güvenliğini de doğrudan tehdit etmektedir. TALEPLERİMİZ NETTİR • Vekâlet dayatması derhal kaldırılmalıdır. • İzinli hekimin yerine görevlendirme yapmak, kamu hizmetinin sürekliliğinden sorumlu olan Sağlık Bakanlığı’nın görevidir. • Anayasal izin ve rapor hakları kullanılırken yapılan tüm ücret kesintileri derhal durdurulmalıdır. Aile hekimleri sistemin kölesi değil, öznesidir. Bizler sağlık hizmeti üretmek istiyoruz; bürokrasinin, vekâlet krizlerinin ve mali tehditlerin içinde boğulmak istemiyoruz. Bu eziyet sona erene, anayasal haklarımız eksiksiz teslim edilene ve “vekâletsiz izin” sorunu kökten çözülene kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Sesimizi duymayanlara, emeğimizi görmezden gelenlere karşı; meydanlarda, adliyelerde ve çalışma alanlarımızda en güçlü cevabı vermeye devam edeceğiz. Mevzuat; yargı kararları, insan onuru ve evrensel çalışma ilkeleri ışığında derhal yeniden düzenlenmelidir. Dinlenemeyen, hastalandığında ekonomik kaygı yaşayan bir hekimin sunduğu sağlık hizmeti sağlıklı olamaz. Yetkilileri bu modern angarya düzenine son vermeye ve aile hekimlerinin haklarını iade etmeye davet ediyoruz.

AHEF Yönetim Kurulu adına başkan yardımcısı

DrHaydar Karakoyun

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: